Türkiye İşçi Çiftçi Sosyalist Fırkası (TİÇSF) nasıl kuruldu? O belge ortaya çıktı
Şefik Hüsnü Deymer’in kurucusu olduğu TİÇSF’nin kuruluşuna ilişkin belge Teori dergisinin son sayısında yer aldı. Kurtuluş Savaşı'nı etkin şekilde destekleyen fırkaya ilişkin yazıda kuruluş bildirgesinin bir kısmına da yer verildi
Türkiye sosyalist hareketi tarihinde özel bir yeri olan Türkiye İşçi Çiftçi Sosyalist Fırkası (TİÇSF)’nın kuruluşuna ilişkin belge Teori dergisinde yayımlandı. Resmi kuruluşu 20 Eylül 1919 tarihi olan fırkaya ilişkin yayımlanan başvuru belgesi 17 Ağustos 1919 tarihi taşıyor.
Emrah Zorba’nın yayıma hazırladığı belgede fırkanın kuruluşu için verilen beyannamenin hukuki incelemesine dair resmî yazışma bulunuyor.
17 Ağustos 1919 tarihli aslı Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde bulunan 4-1/4-77 katalog numaralı bu belgede TİÇSF’nin kuruluş evraklarının tüzük eksikliği, kanuna aykırılık durumu ve karar cevabı yer alıyor.
Kurtuluş Savaşı’nın başladığı günlerde kurulan parti, Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde Anadolu’da verilen bağımsızlık mücadelesini etkili şekilde destekledi. İstanbul’dan Anadolu’ya silah ve insan nakledilmesini sağladı. Ek olarak Türkiye sosyalist düşüncesinde bir temel haline geldi.
'ÜZERİMİZE GÜÇ VAZİFELER DÜŞTÜĞÜNÜ HİSSETMEKTEYİZ'
Teori dergisinde partinin kuruluş bildirgesindeki şu kısım yer aldı:
“Arkadaşlar (...) Bunca senelerden beri sizi menfaatlerine ve ihtiraslarına alet gibi kullananlar, millet ve memleketi karanlık ve feci bir vaziyete düşürmüşlerdi. Bu keşmekeş içinde, bir taraftan ölüm ihtilaçları (çırpınma, kıvranma) içindeki Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılma uğultuları ortalığı sararken, ötede akur (azgın) bir düşmanın saldırısına uğrayan Anadolu’da milletin en zinde unsurları derin bir iman ve sebatkâr bir azim ile milli varlığımızın temellerini kurmaya çabalıyorlardı. (...)
“Parti Heyeti İdaresi, milletimizin mevcudiyetine suikast edenlerin dahili ve harici bir hıyanet çemberi içine aldıkları İstanbul’da, mücadeleye devam ile kuvvetlerimizi israf etmekten ise tahdidi (çevreleme) faaliyet etmeyi, selameti milliye namına daha uygun bulmuştu. Bu sayede birçok şuurlu arkadaşımızın Anadolu’da İstiklal mücadelesine iştirak etmeleri imkânı sağlanmış oluyordu. (...)
“Bugün göğsümüzü gere gere kaydettiğimiz bu mazi, ne gibi emeller beslediğimizi, milli kurtuluşumuzu ne şekilde idrak ettiğimizi göstermek ve bundan sonraki hattı hareketimizi belli etmek itibariyle pek büyük bir ehemmiyete haizdir. Kazanılan istiklal ve milli mevcudiyet haklarımızdan azami istifadenin temini...”
"ve siyasi inkılâbımızın irtica kuvvetlerine karşı şiddetle müdafaası ve derinleştirilmesi mevzu bahis olduğu halde, önümüzde açılan imar ve icraat devresinde üzerimize pek güç vazifeler düştüğünü şiddetle hissetmekteyiz.”
YAYIMLANAN BELGEDE NELER YER ALIYOR?
Teori dergisinin hazırladığı 17 Ağustos 1919 tarihli aslı Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde bulunan 4-1/4-77 katalog numaralı bu belge, Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası’nın kuruluşu için verilen beyannamenin hukuki incelemesine dair resmî yazışmadır. Belgede TİÇSF’nin kuruluş evraklarının tüzük eksikliği, kanuna aykırılık durumu ve karar cevabı yer almaktadır.
Metnin sadeleştirilmişi şu şekildedir:
“Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Partisi” adı altında bir siyasi parti kurduklarını bildiren kurucuların, Emniyet Genel Müdürlüğü kanalıyla 9 Ağustos 1919 tarihinde sundukları beyanname ve ekleri incelenmiştir.
"Yapılan inceleme sonucunda şu hususlar tespit edilmiştir:
"Tüzük Eksikliği: Cemiyetler Kanunu’nun kapsamı kısaca derneklerle ilgili olup siyasi partiler bunun dışında kalsa da, sunulan eklerin sadece bir “program” niteliğinde olduğu görülmüştür. Bu belgeler, kanunun 6. maddesinde belirtilen ve olması zorunlu olan “ana tüzük” (tüzük metni) yerine geçemez. Bu nedenle, usulüne uygun bir tüzüğün hazırlanması ve yeni nüshanın beyannameye eklenmesi gerektiği kuruculara bildirilmelidir.
"Kanuna Aykırılık Durumu: Parti programında yer alan ve faaliyet alanını belirleyen esaslar, her ne kadar Osmanlı Anayasası (Kanun-ı Esasi) ve diğer yürürlükteki kanunlara aykırı bazı temenniler içerse de; Cemiyetler Kanunu’nun 3. maddesi, kanunlara aykırılığı mutlak bir yasak olarak değil, “yasa dışı bir temel” şartına bağlamıştır. Söz konusu partinin amacında ise doğrudan yasa dışı kabul edilecek bir yön görülmemiştir.
"Sonuç: Yapılacak değerlendirmeler ve eksiklerin giderilmesinden sonra, kurucular tarafından teslim edilecek olan ana tüzükte kanuna aykırı başka bir durum görülmezse, gerekli kayıt işlemlerinin tamamlanarak partiye resmî “kuruluş belgesinin” (ilmühaber) verilmesinde hukuki bir engel olmadığı mütalaa edilmiştir.
"Dosya ve ekleri, gereği yapılmak üzere Emniyet Genel Müdürlüğü’ne iade edilmiştir."