Türkiye-Rusya çalıştayı yapıldı

Boğaziçi Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü tarafından düzenlenen 'Türk-Rus İlişkileri Birinci Çalıştayı', üniversitenin İbrahim Bodur Oditoryumu'nda gerçekleştirildi.

Türkiye-Rusya çalıştayı yapıldı
A+ A-

Boğaziçi Üniversitesi'nde düzenlenen Rusya Araştırmaları Birinci Çalıştayı'nın 1. gününde düzenlenen oturumda Türk Tarih Kurumu Başkanı Refik Turan, Türkiye'nin ve Rusya'nın özellikle 102 yıldır önemli ölçüde birbirlerini etkileyen ülkeler olduğunu, barış içinde yaşadığını ve bu sürecin Astana Zirvesi'yle de devam ettiğini söyledi.

Türkiye-Rusya ilişkilerinin tarihi seyrine dair birtakım bilgiler paylaşan Prof. Dr. Turan, Birinci Dünya Savaşı'nın iki ülke ve iki millet için olağanüstü bir başlangıç olduğunu vurguladı. Turan, "Bu büyük savaşın sonunda Osmanlı Devleti yıkıldı, Türkiye Cumhuriyeti ve bazı Arap devletleri kuruldu. Rusya ise bu savaştan kendi isteğiyle çekildi. Zira içeride büyük bir devrim olmuştu. Osmanlı Devleti'nin yıkılışı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu sırasında dünya beklenmedik bir şekilde iki milletin yakınlaşmasını yaşadı. Bu da yıllarca birbiriyle savaşmış iki komşunun, Ruslar ve Türklerin bir bakıma kader birlikleriydi" diye konuştu.

Anadolu'da Türklerin yeni Türkiye Devleti'ni kurmak için zorlu bir İstiklal Savaşı'na girdiğini ve bu süreçte Ruslardan büyük yardım aldığını kaydeden Prof. Dr. Turan, "Osmanlı'nın siyasi teşkilatı, ordusu maliyesi dağılmış Osmanlı Devleti'nin böyle bir mücadeleyi yapması mümkün değildi. Bu noktada Rusya’dan mali ve askeri anlamda yardım gelmişti. Yardımların önemli bir kısmı Rusya içinde yaşayan Türkler tarafından toplanmıştı. Bu kuraklıkta yaşamak için suya muhtaç nebatın tam zamanında ihtiyaç duyduğu suyu bulması gibiydi" ifadelerini kullandı.

Öncülüğünü ABD'nin yaptığı "Yeni Dünya Düzeni" adı altındaki siyasi gelişmelerin bir kez daha Türkiye ile Rusya'yı yakınlaştırdığını işbirliği yapmaya teşvik ettiğini anlatan Prof. Dr. Turan, şöyle konuştu:

"Özellikle İslam dünyasının aleyhine gelişen bir döneme girildi. Yeni dönem olaylarından, Afganistan, Irak, Suriye, Yemen, Somalı, Mali, Libya, kötü etkilendi. Özellikle Suriye ve Irak'taki gelişmelerden Türkiye çok yakından etkilendi. Suriye ile Rusya, ABD, İran, Fransa, İngiltere, Suudi Arabistan, İsrail, Ürdün gibi ülkeler yakından ilgilenmektedirler. Bugün Türkiye için en önemli mesele Suriyedir. Zira Suriye'de dağılan siyasi sistem Türkiye için en önemli güvenlik meselesidir. Aslında Suriye bir noktada tüm dünya için bir güvenlik meselesidir. Zira Suriye üzerindeki çatışmanın genişlemesi dünyayı içine alacak bir felaket potansiyelidir. Bu noktada Rusya, Türkiye ve İran meseleyi çözmede dünyada ön almış görünmektedir. Kader Ruslarla Türkleri bir kere daha bir araya getirmiştir."

Prof. Dr. Turan, bugün Türkiye ve Rusya'nın siyasi ve askeri yönden farklı kampta olduğunu ancak bu durumun iki ülkenin bir araya gelmesine, çözüm üretmesine engel olmadığını vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:

"Karşılıklı ekonomik ilişkiler her iki devleti ve milleti birbirine bağlıyor. Çok sayıda Türk vatandaşı Rusya'da çalışıyor. Binlerce Rus turistin tercih ettiği ülke Türkiye. Yine binlerce Rus'un yerleştiği ülke Türkiye. Dolayısıyla iki devlet ve millet bugün birbirine her zamankinden daha yakın. Her zamankinden fazla beraber yürümeye mecbur durumunda."

'ÜLKEMİZDE TÜRK-RUS İLİŞKİLERİNE YÖNELİK CİDDİ BİR ÇALIŞMA YAPILMADI'

Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı da tarih disiplini içinde Amerikanlaşma sebebiyle Rusçaya çok ilgi duyulmadığını söyledi.

Amerikanlaşma sürecinden Türkiye'nin de etkilendiğini kaydeden Prof. Dr. Ortaylı, "Bu yüzden ülkemizde Türk-Rus ilişkilerine dair ciddi bir çalışma olmadı. Çalışmalar Mehmet Perinçek'le daha yeni yeni başladı" dedi.

Moskova Lomonosov Devlet Üniversitesi Prof. Dr. Leonid Losifovich Borodkin ise Osmanlı'da etkili olan Avrupa etkisinin 1930'lu yıllarda Rusya'yı nasıl etkilediğine dair bilgiler paylaştı.

Cumhuriyetin kuruluşu ve Rusya'da yaşanan devrim sırasında Avrupa etkisinin daha da arttığını kaydeden Borodkin, "Devrim zamanında her iki ülke de Avrupa'nın etkisi altında kalmıştı. 1905-1907 Devriminden sonra çoklu parti sistemi ortaya çıktı. Rus parlamentosu olan Duma etkili olmaya başladı. Rus Çarlığı'nda parlamento alışılmamış bir durumdu, çünkü resmi olarak Çar yönetiyordu ama parlamento çok demokratik bir adımdı" şeklinde konuştu.

'TÜRKİYE-RUSYA İLİŞKİLERİ STRATEJİK'

Atatürkçü Düşünce Kulübü adına konuşan Şafak Erdem de TSK'nin Fırat'ın doğusuna düzenlediği operasyon ile ilgili "TSK emperyalist devletler tarafından bütün dünyanın gözleri önünde desteklenen terör örgütüne karşı vatan bütünlüğümüzü korumak, vatanımızı savunmak için bir kez daha harekete geçmiş bulunuyor. ADK olarak bütün bilincimizle ve kalbimizle komutanlarımızın ve Mehmetçiğimizin yanında olduğumuzu ifade ediyoruz" dedi.

Erdem, özellikle son 3-4 yıllık süreçte Türkiye ile Rusya arasında ekonomik, siyasi, askeri, kültürel alanlarda gelişen ilişkileri görmekten mutluluk duyduklarını söyledi.

Suriye'deki savaşın sona erdirilmesinde Türkiye, Rusya ve İran'ın yürüttüğü Astana süreci, Rusya doğalgazını Avrupa'ya taşıyan boru hatlarının Türkiye üzerinden geçmesi ve adının Türk Akımı olması gibi pek çok örneğin, ilişkilerin geçici değil kalıcı, taktiksel değil stratejik olduğunu gösterdiğini kaydeden Erdem, şöyle devam etti:

"Geçtiğimiz yıllarda hem Rusya'da hem Türkiye'de Kızılordu'yla Mehter Takımı birlikteliğinde düzenlenen konserler gibi etkinliklerin birbirimizi daha iyi tanımak için önemli bir kapı açtığını görüyoruz. 26 Aralık 2016 tarihinde uçağın düşmesi sonucu yaşamını yitiren Kızılordu mensuplarını saygı ile anıyoruz. Bütün bu benzerliklere ve karşılıklılığa dayanan ihtiyaçları göz önünde bulundurunca, iki ülkenin bilim ve kültür dünyalarının daha fazla doğrudan temasa geçmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu yönde bir adım olarak hem Rusya tarihinden kesitleri, hem de Rusya-Türkiye ilişkilerini karşılaştırmalı şekilde inceleyeceğimiz. Çalıştayımızın hepimiz için öğretici, keyifli ve daha ileri adımlar için teşvik edici olmasını diliyorum."

Çalıştayın ikinci gününde Moskova Devlet Üniversitesi'nden Doç. Dr. Ismail Alievich Agakishiev, Doç. Dr. Marina Nikolayevna Bakhmatova, Doç. Dr Aleksandr Ivanovich Ostapenko, Tarihçi Dr. Mehmet Perinçek ve apanış konuşmasını ise Doç. Dr. Onur İşçi yaptı.

TÜRK GENÇLİĞİ TURGENYEV VE PUŞKİN'İ BİLİYOR

Çalıştayın ikinci gününde sunum yapan Moskova Devlet Üniversitesi'nden Doç. Dr. Ismail Alievich Agakishiev, Türkler ve Ruslar arasındaki ortak bağları ön plana alarak önemli bir konuşma yaptı. Agakishiev'in konuşmasından öne çıkanlar ise şu şekilde:

"Lenin diyor ki: Her Rus’ta bir Türk bulabiliriz. Rus aristokrasisinin çoğu Türk kökenlidir. Rus dilinde de çoğu kelimede Türkçe izlerini bulabiliriz. Balalayka enstrümanının adı Türkçede çocuk anlamında olan 'bala'dan geliyor. Yine Rus aristokrasisinin %30'u Türk soyadlarına sahiptir. Çeşitli soyadlarda Peçenek kökenli aileler vardır. Turgenyev'in kökenleri Türk'tür. Ben Türk gençliğinin Turgenyev ve Puşkin'i okuyup bilmesinden mutluluk duyuyorum."

RUS MÜFTÜLÜĞÜ İŞ BİRLİĞİNİ CANLANDIRDI

Çalıştayda İngiliz destekli isyanlara karşı Türkiye ve Rusya’nın iş birliğini hatırlatan Moskova Devlet Üniversitesi’nden Doç. Dr. Marina Nikolayevna Bakhmatova, "Bolşeviklerin düzenlediği Mekke Kongresi'nde amaç Şeyh Sait isyanını bitirmekti. Türkiye ile ilişkiler gelişince isyan bastırıldı. Kongrenin 90. yılında Rus müftülüğü Müslümanlarla konferans düzenleyerek iş birliği ruhunu canlandırdı." dedi.

'İLİŞKİLERİN DAHA DA GELİŞTİRİLMESİ LAZIM'


Moskova Devlet Üniversitesi’nden Doç. Dr Aleksandr Ivanovich Ostapenko ise Türk-Rus ilişkilerindeki büyük eşikleri üçe ayırarak, "İlişkimiz üç farklı zamanda çok olumlu yönde gelişti. Birincisi Hünkar İskelesi Antlaşması. İkincisi Atatürk ve Lenin ittifakı. Üçüncüsü şu anda oluyor. Bu ilişkilerin daha da geliştirilmesi lazım, bu potansiyel oldukça net." dedi.

'BÜYÜK ERMENİSTAN PROJESİ HEM RUSYA HEM TÜRKİYE İÇİN KÖTÜDÜR'

Tarihçi Dr. Mehmet Perinçek, yaptığı konuşmada "Güney Kafkasya'da Türk-Sovyet Askeri İşbirliği" başlığıyla yaptığı konuşmada tarihten referans vererek Rusya ile dostluğun önemini vurguladı:


Tarihte Türkler ve Ruslar ne zaman savaşsa veya ilişkileri kötüleşse, iki taraf da zararlı çıkmıştır bundan, kazanan Batı olmuştur. Türkiye, Rusya ile ittifaka mecburdur. Doğu’yu korumak zorundadır. Sovyetlerin Karadeniz’den gönderdiği destek ve binbir fedakarlıkla kazandığımız savaş, İngiliz destekli devletleri Kafkas Seddi’ni ortadan kaldırmak için yapılan askeri ittifak bu bağlamda önemli derslerdir Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan'da SSCB ile ittifaklar kurup İngiliz işbirlikçisi hükümetleri devirmek ve Doğu’yu dayanak altına alıp İzmir’i kurtarma stratejisi de tarihten iyi bir örnektir. Kazım Karabekir’in dediği gibi başarımızın anahtarı Şark’tadır, sonra bir çığ gibi garba yuvarlanacağız.


Son zamanlarda yeniden dayatılmaya çalışılan Büyük Ermenistan projesine değinen Mehmet Perinçek, "Lord Curzon Taşnak Ermenistanı’nı Türkiye ile Rusya arasına bir çivi gibi çakmak istemişti. Bunu gören Sovyet iktidarı Ermeni meselesini bir emperyalist proje olarak gördü. İngiliz destekli Büyük Ermenistan projesi hem Rusya hem Türkiye için kötüdür." ifadelerini kullandı.

MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİNDE TÜRK-RUS İTTİFAKİ VARDI


Milli Mücadele döneminde Trabzon üzerinden kurulmuş Türk-Rus askeri ittifakından söz eden Dr. Umut C. Karadoğan, "Akdeniz ve Ege'deki düşmanın tehdidi sebebiyle Karadeniz üzerinden seferberlik için pek çok Bahriye Müfettişliği, Mayın Komutanlığı kurularak Trabzon merkez olarak seçiliyor. Bu seferberlik sürecinde şimdi destanlar yazan Deniz Kuvvetleri'mizin çekirdeği ve ilk örgütlenmeleri oluştuğunu görüyoruz." dedi.

'TÜRK-RUS İLİŞKİLERİ ÜÇE AYRILIR'


Rus Çarlığı'nın yıkılmasından sonraki gelişen Türk-Rus ilişkilerini üçe ayıran Aleksandr Aleksandrovich Vershinin, "Yeni ilişkileri üç dönem ayırabiliriz: 1920'li yıllarda anti-emperyalist dönem, 1930'lu yıllarda kolektif birlik dönemi, 1930-37 yıllarında savaşa hazırlık dönemi... 1920'li yıllarda Türkiye ve Rusya buyük güçler karşısında zorlu bir durumda kalmıştır. Meclisin kurulmasından birkaç gün sonra Mustafa Kemal, Lenin'e bir iş birliği mektubu yazmıştır." dedi.

Kapanış konuşmasını ise Doç. Dr. Onur İşçi yaptı:

"Soğuk Savaş'ın kamplaşmaları sonucu Rusya'nın çok farklı algılandığı bir ülkede çalışan akademisyenler olarak Türkiye'de boyle çalışmaların yapıldığını görmek mutluluk verici. İki ülkenin ilişkiler tarihini genelde Batı'dan öğreniyoruz. Esas yapılması gereken iki ülkenin tarihini ve kaynaklarını beraber yan yana koyup okuyabilmek ve arşivlere girmek. Arşiv çalışmalarıyla bize büyük bir örnek olduğu için Dr. Mehmet Perinçek'e teşekkür ediyoruz.

'İKİ ÜLKENİN TEMELİNDE ASKERİ VE İKTİSADİ DAYANIŞMA VAR'

Türk-Rus ilişkilerinin husumetler üzerine kurulması çok buyük bir yanlış olurdu. İki ülkenin ilişkilerine baktığınız zaman, son 100 yılı baz alırsak dayanışmanın daha fazla olduğunu görürüz. Batı-merkezci okumalarda şu yanlışı görüyoruz: 300 yıl süren Rus-Osmanlı savaşlarıyla başlıyorlar ya ds Soğuk Savaş yıllarındaki gerilimi merkeze alıyorlar. Bu da "sürekli kronik sorunları olan iki ülke" izlenimi yaratıyor. Böyle bakmaya son verelim çünkü iki ülkenin temelinde askeri ve iktisadi dayanışma daha esas.

Uçak krizi ve Karlov suikastı gibi hadiselerden sonra Batı'daki okuldan arkadaşlarım kötü senaryolar yaymaya başladılar. Halbuki günümüzdeki işbirliği, ilişkideki gerçekliği göstermiş oluyor. Türk ve Rus verilerini yan yana koyduğumuzda ticaret hacmini yükseltmeye çalışan iki ülke görürüz. Batı ülkeleriyle Türkiye'nin ticaret hacmi Sovyetlerin beş katı olmasına rağmen Türkler ve Ruslar ilişkilerini daha da geliştirmeye çalışmıştır. Her dönemde iki ülke de ticari ilişkileri artırmaya çalışıyor. Şu anki iki ülke arasında temel sorunları büyütmemeye yönelik eğilimi koruyup geliştirmeliyiz."