Türkiye’nin NATO’dan çıkması dünya dengelerini değiştirir
Prof. Dr. Semih Koray, NATO’daki tarihi kırılmayı ve Türkiye’ye kurulan ‘vazgeçilmezlik’ tuzağını analiz etti. Koray, Türkiye-Rusya-Çin-İran (TRÇİ) ittifakının dünya dengelerini değiştirebilecek yegâne güç olduğunu vurguladı.
İran'a karşı yürütülen savaş NATO içindeki çözülmeyi hızlandırdı. Ukrayna ve Grönland krizleri Batı Asya'daki çatışma nedeniyle şimdilik hasıraltı edilse de açtığı yaralar iyileşmek bir yana, kangrene gidiyor.
Başlattığı savaşın doğal sonucu olan Hürmüz Boğazı'nın kapatılması karşısında çaresiz kalan ABD Başkanı Donald Trump'ın müttefiklerine yaptığı çağrılar karşılık bulmadı. Birçoğu çatışmaya katılmayacağını açıklarken, sık sık tekrarlanan “Bu, bizim savaşımız değil.” vurgusu öne çıktı.
İspanya, Fransa ve İtalya hava sahasını ya da üslerini İran savaşında kullanılan uçaklara kapattı. Polonya ise talep edilen hava savunma sistemlerini Batı Asya'ya göndermedi. Bu tablo Trump'ın öfkesini daha da artırdı.
ABD Başkanı yaşananlar karşısında NATO'yu defalarca “Kağıttan Kaplan” olarak niteledi ve ittifaktan ayrılmayı “ciddi biçimde düşündüğünü” ilan etti. Tabloyu tamamlayan ise ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun NATO müttefiklerine hitaben söylediği “savaştan sonra görüşeceğiz” sözleri oldu.
Peki ya Türkiye? NATO'nun en büyük ikinci ordusu konumundaki Türkiye, ittifakın dağılması durumunda nasıl bir jeopolitik manzarayla karşılaşacak? Tartışmaları alevlendiren çıkışlardan biri geçen hafta eski ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Vekili Richard Grenell'den geldi. Trump'ın ilk döneminde bu görevi üstlenen Grenell, sosyal medya platformu X'te “Türkiye NATO’dan ayrılırsa, NATO dağılır” mesajını paylaştı:
NATO’daki kırılmanın gerçek bir dağılmaya dönüşüp dönüşemeyeceğini, Türkiye’nin bu tabloda nasıl bir pozisyon alması gerektiğini ve “tuzakları” Prof. Dr. Semih Koray’a sorduk.
‘ABD’NİN GÜCÜ YIKIMA İNDİRGENDİ’
- Ukrayna ve Grönland krizlerinin NATO’ya verdiği hasardan sonra bugün ortaya çıkan tabloyu nasıl görüyorsunuz? Sizce gerçek bir kırılmayla karşı karşıya mıyız?
"Bugün Atlantik Sistemi içinde yaşanmakta olan kırılma NATO’nun dağılmasının da ötesine geçen bir gerçeklik düzeyine ulaşmıştır. ABD’nin kendi içindeki yarılma, bu ülkede Amerikan İç Savaşı’ndan sonra yaşanan en derin yarılmadır. ABD içinde, Atlantik Sistemi’nin dünya üstündeki hegemonyasını yeniden tesis etmek için arayış çok, ama buluş azdır. Çöküşün en önemli göstergelerinden biri, bu sistemin ‘yapım’ yetisini yitirip, bütünüyle bir ‘yıkım’ gücüne indirgenmiş olmasıdır.
‘TRUMP’IN DEĞİL MAZLUM DÜNYANIN ESERİ’
"ABD, Irak’ı yakıp yıkmış, ama burada görece istikrarlı biçimde de olsa kendi çıkarları doğrultusunda işleyen bir uydu sistem kuramamıştır. Afganistan’dan yüz kızartıcı bir biçimde kovulmuştur. Rusya, Ukrayna’da NATO’ya karşı savaşmaktadır.
"Ukrayna Savaşı’na damgasını vuran gerçek, NATO’nun başarısızlığıdır. Atlantik Sistemi’nin ve NATO’nun çıplak gözle görülür hale gelen çöküşü, Trump’ın değil, kendi içinden hızla yükselmekte olan yeni bir uygarlık çıkaran Mazlum Dünya’nın eseridir.
HALEF İLE SELEFİN FARKI
"Amerika, hegemonyasını Yükselen Asya’yı boğmaya yönelecek bir Dünya Savaşı’nı kazanmasına olanak verecek ölçüde güçlendirmek için çaresizce çırpınmaktadır. Eğer hasmınıza karşı doğrudan bir savaş açamıyorsanız, onun kolunu bacağını budayarak güçten düşmesini sağlamaya yönelirsiniz.
"Biden’la Trump arasındaki fark bu budama girişimini farklı yer ve biçimlerde denemeleridir. Ukrayna’da Biden’ın başına gelen bugün İran’da Trump’ın başına gelmektedir. Biden Avrupa’yı “okşayarak” ABD’nin yedek gücü haline getirmeye çalışırken, Trump bunu “tehdit ederek” yapmaya çalışmaktadır. Biden Amerikası’nda ‘Türkiye NATO’dan çıkarılmalıdır.’ sesleri yükselirken, Trump Amerikası ‘NATO’yu NATO’dan çıkmak’la tehdit etmektedir.
"Her ikisi de aynı madalyonun iki yüzüdür. Başarısızlığın yol açtığı arayış ABD’yi yeni başarısızlıklara sürüklemektedir."
‘O SÖZLER BİR TUZAĞIN İFADESİ’
- Bu tablo içinde Eski ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Vekili Grenell’in açıklamasını nasıl okumak gerekir?
"‘Türkiye NATO’dan ayrılırsa, NATO dağılır’ Türkiye açısından çok derin bir tuzağın ifadesidir. Tuzak, ‘NATO’nun zayıflaması nedeniyle Türkiye’nin NATO içinde başat bir güç haline gelmesinin önü açılmıştır.’ diyerek onu NATO’ya daha sıkı bağlanmaya özendirme üstüne kuruludur.
"Bugün Ege’de ve Doğu Akdeniz’de namlularını Türkiye’ye çevirmiş olan emperyalizm-siyonizm ortaklığı açısından dağılan NATO’nun geriye kalmış en önemli işlevi, Türkiye’yi emperyalizme ve siyonizme bağlamanın örtüsünü oluşturmasıdır."
‘KÜRESEL GÜCE KARŞI KÜRESEL İŞBİRLİĞİ’
- Vatan Partisi, Türkiye, Rusya, Çin, İran ittifakını destekliyor. Milliyetçi Hareket Partisi de TRÇİ ittifakını gündeme getirmişti. Elbette Şangay İşbirliği Örgütü gibi alternatifler de var. Diğer yandan NATO’nun dağılması ortaya yeni jeopolitik gerçekler de çıkaracaktır. Türkiye NATO’dan ayrılırsa veya ittifak çözülürse alternatifleri neler olabilir?
"Tarih boyunca hiçbir gerici güç tarih sahnesinden kendiliğinden çekilmemiştir. Gerici bir sistem ne kadar içinden çürüse ne kadar gerilese de yıkım gücünü varlık ve hakimiyetini sürdürmek için kullanır. Ülkemize yönelik bütün tehditlerin ana kaynağını oluşturan ABD emperyalizmi hâlâ önemli bir küresel güçtür. Bu küresel gücün yıkım tehdidine ancak küresel bir güç birliği ile karşı konabilir.
‘TRÇİ HEPSİNDEN FARKLI OLACAK’
"Bu güç birliği, emperyalist sistemin hegemonya mücadelesinde insanlığa getireceği yıkımı sınırlı tutmak için de yaşamsal bir önem taşır. Bu bağlamda Türkiye, Rusya, Çin, İran ittifakı stratejik açıdan dünya çapında en önemli adımdır. Ülkemizin NATO içinde yer almaya devam etmesi, hem yurt içinde ülkemize yönelen emperyalizm-siyonizm tehdidinin üstünü örtmeye hizmet etmekte, hem de emperyalizme karşı ittifakta güvensizlik yaratmaktadır.
"Bugün dünya dengelerini insanlık lehinde köklü bir biçimde değiştirecek olan adım, Trump’ın değil, Türkiye’nin NATO’dan çıkmasıdır. Türkiye, Rusya, Çin, İran (TRÇİ) ittifakı ne NATO’ya ne de geçmişin Varşova Paktı’na benzer. NATO da Varşova Paktı da ittifakın egemen aktörünün üye ülkeler üstündeki hakimiyetine dayanmıştır. TRÇİ, eşitlik ve karşılıklı yarar temelinde bir ittifak olacaktır.
"Bu ittifakın dayanıklılığı, hegemonyaya değil, ülkeleri bu ittifakta bir araya getiren ortak çıkarların yaşamsallığına dayanacaktır. İnsanlığın ve uygarlığın önünü açmaya yönelen böyle bir ittifak, aynı zamanda yeni bir uluslararası düzenin kurulmasına önderlik eder. Hayatın değişik alanlarında ihtiyaca göre bugün var olan ŞİÖ ya da BRICS gibi oluşumları geliştirmenin yanı sıra yeni uluslararası birliktelikleri de oluşturur."
