16 Mayıs 2026 Cumartesi
İstanbul 18°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Türkiye’yi şikayet etti AB’ye güvence verdi

Ekrem İmamoğlu, Amerika merkezli uluslararası yayın organı üzerinden AB’ye seslendi: ‘Bizim yöneteceğimiz Türkiye farklı olacak. Türkiye’yi Rusya ve Çin’le aynı düzlemde değerlendirmeyin. Türkiye’nin yönünün demokrasi, hukuk devleti, insan hakları ve Avrupa ile ortak bir gelecek olduğuna inanıyorum'

Türkiye’yi şikayet etti AB’ye güvence verdi
AYDINLIK / ANKARA

Hakkındaki yolsuzluk iddiaları nedeniyle tutuklu bulunan Eski İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Avrupa’dan Türkiye’yi Rusya ve Çin’le bir tutmamasını istedi. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in “Türkiye, Rusya ve Çin’in Avrupa’yı istila etmesine izin veremeyiz.” açıklaması üzerine Amerika merkezli uluslararası yayın organı Politico için mektup kaleme alan İmamoğlu, “Türk Hükümeti, AB tam üyeliğini stratejik hedef olarak tanımladığını söylüyor. Ancak içeride demokratik siyaseti ve kurumlarını, hukuk devleti ve insan hak ve özgürlüklerini zayıflatarak bu ilişkinin zeminini kendi eliyle aşındırıyor.” dedi.

İmamoğlu’nun, “Türkiye, Avrupa Konseyi’nin kurucu üyelerinden biri olarak, NATO’nun içindeki konumuyla da Avrupa güvenlik mimarisinin ve kolektif savunma sisteminin önemli bir bileşenidir. Bu yüzden Türkiye’yi Rusya ve Çin’le aynı düzlemde değerlendirmek, AB’nin kendi jeopolitik gerçekliği ve stratejik vizyonuyla çelişmektedir.” ifadeleri dikkat çekti.

‘ORTAK İRADE ZAYIFLIĞI’

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raporunun Dış İlişkiler Komitesinden geçen son taslağına da değinen İmamoğlu’nun mektubunun öne çıkan bölümleri şöyle:

“Bu satırları Silivri Cezaevi’nden yazıyorum. Bugün burada olmam, yalnızca kişisel bir hukuk meselesi değildir. Türkiye’nin demokrasi, hukuk devleti ve Avrupa Birliği ile ortak gelecek iddiasının da içinden geçtiği kırılmayı gösteriyor...

“Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişki uzun zamandır dürüstlükten de dengeden de yoksundur. 1999’dan bu yana resmen devam eden adaylık süreci zamanla içi boşalmış bir çerçeveye dönüşmüştür...

“İlk bakışta farklı başlıklar gibi görünse de ikisi de benzer bir sıkıntıya işaret ediyor: AB ile Türkiye arasında ortak bir geleceğe ilişkin inandırıcı ve ortak bir iradenin zayıflığı. AB Türkiye’ye bakarken ilkeler ile çıkarlar arasında gidip geliyor ve vizyoner bir perspektif ortaya koyamıyor. Türkiye ise AB ile ortak bir yön ve gelecek iddiasını diri ve sürdürülebilir tutacak demokratik güveni üretemiyor.”

‘NATO’DA DA BERABERİZ’

“Avrupa Parlamentosu’nun yakında Genel Kurul’da kabul edilmesi beklenen son raporu, Türkiye’deki demokratik gerilemeye dair genel tespitleri tekrarlamanın ötesine geçiyor.

“Türkiye, Avrupa Konseyi’nin kurucu üyelerinden biri olarak Avrupa’nın demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti temelinde inşa ettiği kurumsal yapının en başından beri parçasıdır. NATO’nun içindeki konumuyla da Avrupa güvenlik mimarisinin ve kolektif savunma sisteminin önemli bir bileşenidir. Bugün ise Karadeniz’den yaşamsal enerji hatlarına, göçten sanayi üretimine kadar AB’nin uzun vadeli güvenliği ile ekonomik dayanıklılığı Türkiye’yi dışlayarak kurulamaz. Bu gerçek, ilişkilerin siyasi olduğu kadar aynı zamanda stratejik karşılıklı bağımlılık temelinde yeniden düşünülmesini gerekli kılıyor.

“Bu yüzden Türkiye’yi Rusya ve Çin’le aynı düzlemde değerlendirmek, AB’nin kendi jeopolitik gerçekliği ve stratejik vizyonuyla çelişmektedir. Türkiye, bu aktörlerden farklı olarak, Avrupa’nın kurumsal yapılarıyla uzun yıllara yayılan bir entegrasyon ilişkisine ve doğrudan bir ortaklığa sahiptir. Türkiye’yi dışlayan bir AB, uzun vadeli güvenliğini ve ekonomik dayanıklılığını da eksik kurgulamış olur.”

‘HOŞ GÖRÜNMEYE ÇALIŞMAK DEĞİL’

“Türkiye’nin bugün ihtiyacı olan şey hamaset değil, net bir istikamettir. AB ile ortak geleceği savunmak, AB’ye hoş görünmeye çalışmak değildir. Aynı şekilde, AB’deki çifte standardı görmek de Avrupa fikri ve projesinden vazgeçmek anlamına gelmez.

“Bizim tahayyülümüzde, yöneteceğimiz Türkiye işte bu yüzden farklı olacaktır. Hedefimiz, AB ile ilişkisini edilgen bir bekleyiş üzerinden değil; eşitlik, değerler ve ortak çıkarlar temelinde kuran; hak ve özgürlüklerden korkmayan, bilakis toplumsal düzenin temeli ve güvencesi olarak gören; hukuku pazarlık konusu değil, toplumsal hayatın temeli olarak sayan bir Türkiye’dir.

“Bu noktada AB tarafından beklentimiz, Türkiye’ye korkuların, klişelerin ve kısa vadeli siyasi hesapların merceğinden bakmasını geride bırakması; Türkiye’nin tarihini, toplumsal dinamiklerini ve AB ile kurduğu kurumsal bağları daha ciddiyetle ele almasıdır.

“Bugün bu satırları hapishanedeki hücremden yazıyor olabilirim. Ancak bu zorlu koşullarda dahi, Türkiye’nin yönünün demokrasi, hukuk devleti, insan hakları ve Avrupa ile ortak bir gelecek olduğuna dair inancım sarsılmış değildir.

“Türkiye, AB kapısında bekletilebilecek bir ülke değildir.”

Ekrem İmamoğlu