Uğur Mumcu cinayetindeki gizli rapor ve MOSSAD izi! Ceyhan Mumcu Aydınlık’a konuştu
Avukat Ceyhan Mumcu, Aydınlık’a yaptığı açıklamada Uğur Mumcu cinayetindeki MOSSAD iddialarını, delil toplama tartışmalarını, Şebnem Korur Fincancı’nın hazırladığı tartışmalı raporu ve davanın seyrini değiştirecek kritik gelişmeleri anlattı.
Uğur Mumcu suikastına ilişkin soruşturma ve dava sürecinde hafızalardan silinmeyen başlıklar, katliamın ardından geçen yıllara rağmen gündemdeki tazeliğini koruyor. Gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun ağabeyi avukat Ceyhan Mumcu, Aydınlık YouTube kanalında yaptığı açıklamalarda suikastın hemen ardından olay yerinde yaşananlardan adli tıp raporlarındaki tartışmalı hususlara, ABD ve MOSSAD bağlantılarına kadar çok sayıda başlığa değindi.
Olay yerindeki delillerin süpürülmesi iddiasını araştırdığını ve aracın tüm parçalarının anıt alanında muhafaza edildiğini belirten Mumcu, suikastın arkasında İran değil ABD ve İsrail’in bulunduğuna dair yorumlara katıldığını vurguladı. Mumcu; Uğur Mumcu’nun ölümünden önce CIA ve İsrail temsilcileriyle tartışmalar yaşadığını, Kürt dosyası üzerindeki çalışmalarıyla ABD ve MOSSAD’ın bölgedeki faaliyetlerini deşifre ettiğini belirtti. Ayrıca suikast günü İran ile imzalanacak anlaşmanın iptal edilmesi gibi gelişmelere dikkat çekti.
Davanın tek firari sanığı Oğuz Demir’in yurt dışına kaçış sürecini aktaran Ceyhan Mumcu, Emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş’un cinayeti 5 MOSSAD elemanının işlediği yönündeki beyanlarının hayati önem taşıdığını ifade etti. Karakuş’un 2 Aralık 2026’daki duruşmada tanık olarak dinlenmesi kararını kendi avukatlarının talebiyle aldırttıklarını belirten Mumcu, Şebnem Korur Fincancı’nın sanıkları görmeden hazırladığı sahte adli tıp raporunun yargı sürecini iki yıl geciktirdiğini söyleyerek adli süreçlerin geçmişteki faili meçhulleri çözen savcılar eliyle derinleştirilmesi gerektiğini vurguladı.
‘DGM BAŞSAVCISI ÇÖZEMEYİZ DEDİ VE MİT EKİBİNİ UZAKLAŞTIRDI’
Ceyhan Mumcu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"Şimdi suikasta önce nöbetçi savcı olay yerine geldi. Buyurduğunuz gibi de o sırada Milli İstihbarat Teşkilatı elemanları da delil topluyorlardı olay yerinde. O arada Nusret Demiral, zamanın Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Başsavcısı geldi ve basına bir açıklama yaptı. Şimdi bu açıklamayı bütün okuyucularımla tekrar paylaşmak istiyorum. 'Yabancı örgüt işidir, çözemeyiz' dedi. Yani bir savcı geliyor, 'Çözemeyiz bu cinayeti, sineye çek, başka çaremiz yok' gibi bir tavra giriyor. Sonra ilk yaptığı işlerden biri Milli İstihbarat Teşkilatı ekibini olay yerinden uzaklaştırıyor. 'Ben çağırmadan bir daha buraya gelmeyin' diyor."
‘DELİLLERİN SÜPÜRÜLDÜĞÜ İDDİASI GERÇEKÇİ DEĞİL’
"Bu suikasttan sonra bu deliller söküldü meselesiyle de ben ilgilendim. Güldal Mumcu bunu iddia etti. Benim ablam bu konuda da mesajlar verdi. Ben de olayı bir ciddi takip edeyim dedim. Rahmetli Ünal İnanç beni Adli Tıp Kurumu Başkanı ile buluşturdu. Bu süpürme işinin nasıl yapıldığını bana ayrıntılı biçimde açıkladı. Önce bir süpürgeyle süpürüyorlar. Sonra mıknatıslı bir aletle o süpürülen parçaları topluyorlar. Bu nedenle ben deliller süpürüldü şeyine çok katılmıyorum. Çünkü şu anda da aracın bulunmamış hiçbir parçası yok. Bütün parçaları bulunmuş vaziyette. Ve o Eskişehir Odunpazarı Belediyesi'nde bir anıt şeklinde o araba oraya gitti. Orada duruyor. Arabanın parçaları eksik değil. Dolayısıyla delil süpürülme iddiaları ilk bakışta haklı gibi gözükse bile ayrıntılı bakıldığında, olayın ayrıntısına inildiğinde çok da gerçekçi bir iddia olmadığı ortaya çıkıyor."
‘CIA VE İSRAİL BÜYÜKELÇİSİ UĞUR'U SUİKASTLA TEHDİT ETTİ’
"Ama Yavuz Ataç'a katılıyorum. Uğur Mumcu suikastı İran değil, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail yolundaki yorumlarına katılıyorum. Çünkü geçmişte CIA'nin Türkiye temsilcisi Ruzi Nazar Uğur'u ziyaret etti. Uğur'la çok şiddetli bir tartışma yaşadılar. Sonra İsrail'in Türkiye Büyükelçisi de Uğur'u ziyaret etti. Onunla da tartıştılar. Her ikisi de Uğur'u 'Sen yakında bir suikastla ölür gidersin' gibi tehditte bulundular. Onun için kendisine bir suikast yapılacağı kaygısı ve kuşkusu içinde yaşadı son günlerini ve tahmin ettiğimiz gibi de bu sonla karşılaştık."
‘YENİDEN ELE ALINMASINI MEMNUNİYETLE KARŞILIYORUM’
"Şimdi herkes elini vicdanına koyup düşünsün. Olay zamanındaki Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcısı 'Yabancı örgüt işidir, çözemeyiz' diye konuştu. Demin bahsettim. Şimdiki Bakan Sayın Akın Gürlek geçmişte olan ve hala faili meçhul cinayet diye veya intihar diye bilinen olayları büyük önemle, büyük uzman kadrosuyla irdeliyor. Doğru biliyorsam bu zamana kadar 22 faili meçhul cinayeti çözdü. Şimdi de Uğur Mumcu cinayetinin bütün ayrıntılarıyla ele alınmasını ben memnuniyetle karşılıyorum. Kendisine minnet ve teşekkür ediyorum kanalınız aracılığıyla."
‘MOSSAD İDDİASINI GÜNDEME GETİREN KARAKUŞ DİNLENECEK’
"Şimdi biliyorsunuz çok önemli bir gelişmeyi kendiliğinden yaşadık. Aydınlık da haber yaptı bunu. Emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş 'Bu cinayeti MOSSAD işledi' dedi. 'Beş MOSSAD elemanı geldi, suikastı yaptı. Esenboğa Havaalanı'nda da kimlik kontrolü yapılmadan ülkeyi terk etmelerine müsaade edildi' dedi. Erdoğan Karakuş'un bu açıklaması üzerine ben Oğuz Demir ile ilgili davayı takip etmiyordum, 'bulununca giderim' diye. Çünkü bulunamıyor. Bu suikastla ilgili elde edilemeyen tek fail Oğuz Demir'dir. Oğuz Demir'i yüksek kimya mühendisi, ilaç malzemeleri ve tarım ilaçları malzemeleri satan bir mağazanın sahibi, çok zengin bir iş adamı olarak biliyorduk. Bu suikast olayı başlar başlamaz ülkeyi terk edebilen de o oldu. Diğerleri yakalandıkları halde Oğuz Demir yakalanamadı. Önce 'İran'a gitti' dediler. İran bir açıklama yaptı: 'Bize geldi ama biz kabul etmedik, sınır dışı ettik' diye İran'ın bir açıklamasını duymuştum o zaman. Sonra Avusturya'ya gitti dendi. 'Ailesini Avusturya'ya götürdü' dendi. Avusturya Türkiye'ye yazı yazdı, istiyor ama oradan bir cevap gelmedi. Şimdi bir de İran'a yazdı mahkeme, ondan cevap gelmedi. Erdoğan Karakuş'un da tanık olarak dinlenmesine karar verdi. Bu sene Aralık ayına ertelendi duruşma. Erdoğan Karakuş o gün bilgilerini aktaracak. Bu ifade büyük önem taşıyor. Erdoğan Karakuş bunu ne zaman duydu? Duyunca ne yaptı? 'Ben bunu yetkili kaynaklardan öğrendim' diyor. Milli İstihbarat'tan mı öğrendi? Genelkurmay İstihbaratından mı öğrendi? Bu bilinmeyen bazı konulara Erdoğan Karakuş'un tanıklığı ışık tutacak. Bu bakımdan ben de mahkeme önünde vereceği ifadeyi merakla bekliyorum. Daha evvel televizyon kanalında açıklamıştı. Aynısını tekrarlayacak mı, bazı ayrıntılı ek bilgiler de verecek mi, bunu hep birlikte göreceğiz."
‘ŞEBNEM KORUR FİNCANCI'NIN RAPORU YARGIYI 2 YIL GECİKTİRDİ’
"Şöyle ki bir kere Şebnem Korur Fincancı sanıkları görüp muayene etmiyor. İstanbul'da, sanıklar da Eskişehir Cezaevi'nde tutuluyor. Kalkıp Eskişehir'e gidip onları muayene edip bir açıklama yapmıyor. Sadece sanıkların vekillerine 'Avukat müvekkillerinize gidin, cezaevinde konuşun. Sorgulama sırasında maruz kaldığı işkenceleri bana yazsınlar, ben ona göre rapor yazacağım' diyor. Avukat da gidiyor cezaevinde tanıklarla konuşuyor, onların ifadelerini alıp getiriyor. Şebnem Korur Fincancı da buna dayalı olarak adli rapor adı altında bir rapor düzenliyor, avukata veriyor. Mahkemeye getirildi o. Tanıklar da bu savunmaya dayalı olarak 'Biz işkenceye uğradık, bizim bu suikastta rolümüz yoktur, bunun ispatı da işte bu adli tıp raporudur' diyerek bir savunma yaptılar. Bunun üzerine mahkeme zorunlu olarak yeniden bu sanıkların muayene edilmesine karar verdi. Eskişehir'de genişletilmiş bir tıbbi heyet oluşturuldu. İstanbul'dan da pek çok adli tıp profesörü, çeşitli branş profesörleri gitti. Sanıklar önce ikinci muayeneye gitmek istemediler, zorla gönderilmelerine karar verildi, zorla götürüldüler. Bir rapor yazıldı. Sonucunda 'Şebnem Korur Fincancı'nın bu raporu hiçbir bilimsel araştırmaya dayalı olmayıp oturduğu yerden yazılmış hayali bir rapordur, hiçbir tıbbi ve hukuki gerekçesi yoktur' diye sonuca varıldı. Bu arada ben de bu raporu eleştiriyorken Şebnem Korur Fincancı beni dava etti. Manevi tazminat davası ve ceza davası talep etti. Ben ceza davasından beraat ettim. Yargıtay aleyhime bozulmasını istedi fakat heyet bu bozma isteğini reddetti, benim beraat kararımı onadı. Ondan sonra da Adıyaman Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açtığı tazminat davasında hakim reddetti. Onu da temyiz etti, tashihi karar yapıldı, o da reddedildi. Böylece ben Uğur Mumcu cinayetiyle uğraşmak sebebiyle bir de yıllardır Şebnem Korur'un hukuki müdahalesiyle uğraşmak zorunda kaldım. Bana uzun zaman kaybettirdi, mahkemeye de uzun zaman kaybettirdi. Çünkü mahkeme sanıkların sorgularına ancak 2 sene sonra geçebildi bu rapor yüzünden. Bu rapor çok olumsuz bir rapordur. Bunun üstünde durulması gerekir, bunun da araştırılması gerekir. Bilimsel olmayan bir raporu niye bir adli tıp profesörü oturduğu yerden yazıyor? Bunun araştırılması, anlaşılması ve sorumluluğun da cezalandırılması gerekir. Fakat ben üniversiteye başvurmuştum, o zaman da üniversitede ilginç bir olay; Nur Serter adındaki profesör Şebnem Korur Fincancı'nın aklanması için yoğun bir çaba gösterdi. Bunu da izleyicilerimizle paylaşmak istiyorum."
‘UĞUR MUMCU ABD VE İSRAİL'İN FAALİYETLERİNİ DEŞİFRE EDİYORDU’
"Yani Uğur'un 312 adet yazısı vardı. O 312 adet yazısını çeşitli bilgisayar uzmanlarıyla incelettim. En çok hangi sözcükler kullanılmış; Barzani ile Talabani, bunların ilişkileri bu son yılın 312 yazısında ortaya çıkıyor. Uğur; Kuzey Irak, Suriye ve Türkiye'yi içine alacak bir Kürt devleti kurulma çabalarının Amerika ve İsrail'in silah yardımı, para yardımı desteklerini böyle kanıtlarıyla açıklıyordu. Zaten suikasttan evvel de Kürt Dosyası diye bir kitap yazmaya çalıştı. Kitabın tam yarısına gelmişti ki bu suikasta uğradı. Ben yayıneviyle konuşmuştum. 24 ayrı forma istemiş Uğur, sayfa düzeni istemiş. Bunun yarısını yazabilmiş, diğer yarısını yazamadan suikastla aramızdan ayrıldı. Yani Kürt Dosyası yarım kalmış bir şeydir. Ondan sonra daha Uğur 12 formalık daha yazı yazmayı düşünüyormuş. Yayınevine de '24 formalık hazırlayın, çok önemli bir kitabım geliyor' diye Tekin Yayınevi'ne bildirmiş. Fakat 24 yerine 12 formalık Kürt Dosyası kitabını çıkardı Tekin Yayınevi. Diğer 12 forma maalesef yayınlanamadı Uğur'la birlikte."
‘SUİKAST GÜNÜ İRAN HEYETİ ANLAŞMAYI İMZALAMADAN DÖNDÜ’
"Suikastın olduğu gün İran heyeti Türkiye'ye geliyor. Tam anlaşma imzalanacakken zamanın sanıyorum İçişleri Bakanı 'Şimdi psikolojimiz çok bozuk, sizinle bugün bir anlaşma imzalayamayız. Bizim bir gazeteci yurttaşımızı suikastla aramızdan kopardınız' diye İranlılarla görüşüyor. İranlılar sözleşmeyi imzalamadan geri gidiyorlar. Hatta o zaman da bir şey vardı; bu İranlılar giderken Uğur Mumcu'nun arabasına suikastı yapanları da aldı birlikte götürdü diye bir rivayet de çıkmıştı. Zaten benim hep dikkatimi çeken, hiç unutmadığım olayda suikast 13.17'de gerçekleşti. O gün saat 18.00'de Bedri Baykam İran Başkonsolosluğu'nu bastı. Bedri Baykam ressam, benim de çok tanıdığım bir kimsedir. Nereden öğrendi İran'ın Uğur'a suikast yaptığını da kalabalık bir grupla İran İstanbul Başkonsolosluğu'nu bastı? Hala bu soruyu sorarım. Bedri Baykam'dan da bu konuda kaç yıl geçti, neden bu intibayı edinip böyle bir eyleme geçtiğine dair gerekçeli bir açıklamasına ben rastlamadım."
‘SANIK AVUKATLARININ KARAKUŞ'UN TANIKLIĞINA SESSİZ KALMASINI HAYRETLE KARŞILIYORUM’
"Erdoğan Karakuş'un bu iddiaları doğruysa cezaevinde müebbet hapis cezası alan, cezaevinde tutuklu bulunan ve şimdi yargılanan sanıklar boş yere yargılanmış oluyor. Fakat yine şaşırtıcı bir şey; onların avukatları herhangi bir talepte bulunmuyor Erdoğan Karakuş dinlensin diye. Müvekkillerinin lehine bir kanıt çıkıyor ortaya, sesleri çıkmıyor. Niye onların avukatları Erdoğan Karakuş'un mahkemede dinlenmesine gerek görmediler veya sessiz kaldılar? Bunu da ben hayretle karşılıyorum. 2 Aralık'ta benim müdahilliğim de kabul edildi. Benim avukatım Erkin Etike'nin talebi üzerine Erdoğan Karakuş'un tanık olarak dinlenmesine karar verildi. O günü ben de büyük bir merakla bekliyorum. Diğer sanık vekillerinin de ne yapacaklarını, nasıl bir tavır alacaklarını doğrusu şimdiden merakla bekliyorum. Terörsüz bir Türkiye diliyorum. Bunun için de Türkiye Adalet Bakanlığı'na Bakan Akın Gürlek gibi değerli savcıların görevlendirilmesini; ona benzer bir zihniyet, eylem ve söylem sahibi kimselerin başımızda olmasını umut ediyorum."
Uğur Mumcu davasında Erdoğan Karakuş dinlenecekGündem
Mumcu suikastında ‘uzaktan kumanda’ izleri! Dönemin MİT Daire Başkanı ABD-İsrail’i işaret ettiGündem
Bakan Gürlek: ‘Uğur Mumcu, Çetin Emeç ve Bahriye Üçok dosyaları inceleniyor’Gündem
Ceyhan Mumcu iddiaları yanıtladı: ‘İran’ın üzerine yıkmaya çalıştılar’Gündem