Üretim ile turizmin kucaklaştığı yer: Bafa Zeytin Ormanı
Bafa Gölü’ne beş yüz metre uzaklıkta Beşparmak Dağları yamaçlarında yer alan Zeytin Ormanı’nda meraklıları çadır ya pansiyonlarda kalıyor. Zeytinini, zeytinyağını, sabununu üretiyor, arıcılık yapıyor
Bafa Zeytin Ormanı, belki de dünyada bir ilk. Yörük oba kültürünün azıcık çağcıllaştırılmışı, imecenin, kooperatifin turizm ile harmanlanmışı... Üretim ile turizmin kucaklaştığı bir etkinlik. Öyküsü, zeytin ağacının ve sahibi Orhan Ünal Serçin’in öyküsüyle iç içe... İspanyol oyuncu, senarist ve yönetmen Iciar Bollain’e yeni bir “Zeytin Ağacı” filmi daha yaptıracak cinsten...
TARİHLE İÇİÇE
Zeytin ormanını gezerken tarih, mitoloji ve doğa, hayat ağaçları, ölmez ağaçlar, barış ağaçları kısaca zeytinler; bambaşka bir dünyadaymış gibi büyüleniyorsunuz. Burası bu güne kadar korunabilmiş zengin ekosistemi sayesinde 8 bin yıldır insanlığa ev sahipliği yaptı. 500 milyon yıllık gnays kayaçlarının zaman içerisinde aldığı ilginç kaya oluşumları arasındaki mağaralarda bu bölgede yaşayan en eski yerlilerin yaptığı resimler var. Bu kaya resimleri ne yazık ki, vahşice çalışan taş ocaklarının, madencilerin tehdidi altında. Oysa Beşparmak Dağları, Milli Tabiat Parkı ilan edilse ve koruma altına alınsa tüm dünyanın ilgi alanı olabilecek doğal, tarihi ve mitolojik zenginliğe ve güzelliğe sahip.
İşte bu olağanüstü bölgede bulunan Zeytin Ormanı’nın sahibi Orhan Ünal Serçin Bafa gölü kıyısında, Karya-Roma-Bizans dönemlerini yaşamış Hareklea kalıntıları üzerine kurulu Kapıkırı köyünden bir çiftçinin çocuğu. Bafa’nın adı duyulmaya başlayıp da bölgede turizm gelişmeye başlayınca bir çardak kurup gelene gidene su, meşrubat satmaya başlamış. Bir, iki oda derken dokuz odalı bir aile pansiyonuna sahip olmuş. Eşi ve çocuklarıyla işletiyorlar. Müdürü, aşçısı, garsonu, rehberi hep kendileri...
Orhan Serçin okuyup kendini geliştirmiş. Bir ara muhtar olmuş, köye kütüphane açmış. Şimdi de pansiyonunda zengin sayılabilecek bir kütüphanesi var. Televizyon yok... Tipik rakı, roka, balık verip geçmiyorlar... Kendi yetiştirdikleri doğal ürünleri eşi pişirip sunuyor. Ama yeniliklere de açık. Örneğin İskandinav ülkelerinin ünlü füme yılan balığını kendisi hazırlayabiliyor. Yılan balığının merkezi zaten Bafa Gölü. Tut taze taze ister füme yap ister ızgara.

ÜRETMEK İÇİN GELİYORLAR
Bafa Zeytin Ormanı projesi belki de dünyada bir ilk. Bafa Gölü’ne beş yüz metre uzaklıkta Beşparmak Dağları (Latmos) yamaçlarında 120 dönüm kadar arazide tamamen organik zeytincilik yapılıyor. Zeytin ve zeytinyağı üretimine meraklı olanlar geliyor, isterlerse pansiyonda kalıyorlar, isterlerse zeytinlikte doğada çadır kuruyorlar ve burada kendilerine yiyecek zeytin, zeytinyağı, sabun yapıyorlar, bölgelerinde kurulu olan kovanlarla arıcılık yapıp kendi ballarını alıyorlar. Herkese elli kadar zeytin ağacı veriliyor. Burada bir zeytinlikte yapılması gerekli tüm çalışmaları yapıyorlar. İlaç/zehir kullanılmıyor, doğal hayata müdahalede bulunulmuyor.
Arazide karabaş otu (yabani lavanta), nane, yabani orkide, salep, hayıt ve Ege'nin zengin mutfağının vazgeçilmez tatları olan yemeklik otlar yetişiyor. Bu sayede arıcılık da yapılabiliyor.
SANAT OKULU
Orhan Ünal Serçin’i, diğer turizmcilerden ayıran bir etkinlik de sanat okulu etkinliği. İstekliler burada bir yandan tatil yaparken bir yandan da birçok sanat etkinliğine katılıyorlar. Orhan Ünal Serçin, bu girişimleriyle bölge halkına örnek olmak ve kooperatifçiliği teşvik etmek istiyor. Bu girişimi geliştirerek bölge halkının da bu ve benzer projelerde yer almasını, ürünlerinin tanınmasını ve pazarlanmasını sağlamak istiyor.
“Bu” diyor Orhan Serçin “aslında bizim kadim “Yörük Oba Kültürü”dür. Yeniden dayanışmayı, birlikte omuz omuza çalışmayı teşvik etmeli, canlandırmalıyız.”
YAŞLI EŞEKLERE DE YUVA
Arazide, bölge halkının azat ettiği eşekler de misafir. Azat etmek; asırlardır bölge halkı tarafından sürdürülen bir gelenek. Köylüler, yaşlanan eşeklerini doğaya bırakıyorlar. Ancak bu eşeklerin doğada tek başına hayatta kalması pek mümkün değil. Eşekler bu içinde kurumayan su kaynakları da bulunan otu bol arazide, gelen konukların da gözetiminde, yaşayıp gidiyorlar.