Washington Post yazdı: Şara radikal grupların hedefinde
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın liderliğini beğenmeyen radikal gruplar, ülkede çatlaklar yaratıyor. Washington Post, bu grupların ülkede bir iç savaş çıkarabileceğini belirtti. Geçen ay Rubio da Suriye’de iç savaştan bahsetmişti
ABD merkezli Washington Post gazetesi, önceki gün “Suriye lideri, iktidarı kazanmasına yardımcı olan yabancı militanların meydan okumasıyla karşı karşıya” başlıklı bir haber yayımladı. Haberde, “Esad rejiminin devrilmesine yardımcı olan binlerce yabancı savaşçının Suriye’deki varlığı, Devlet Başkanı Ahmed Şara’nın siyasi bekası için tehdit oluşturabilir.” ifadeleri yer aldı.
Heyet Tahrir Şam (HTŞ) liderliğindeki birçok grubun, DEAŞ ve diğer radikal fraksiyonlarla bağlantılı olduğu, bu grupların Şara’ya “sıkıntı çıkardığı” belirtildi. Yine habere göre, bu gruplardan bazılarının mart ayında Suriye’nin batısındaki Alevi nüfusa yönelik katliamlara karıştığı, yerel medyaya dayandırılan bilgilere göre en az 1300 kişinin öldürüldüğü bildirildi. Ayrıca, Hristiyan ve Dürzi toplulukların da iktidar değişiminden bu yana mezhepsel şiddete maruz kaldığı aktarıldı.
ŞERİAT TALEBİ
Gazete, radikal yabancı grupların öfkesini artık Şara’ya yönelttiğini yazdı. Haberde şu ifadelere yer verildi:
“Bu militanlar, Avrupa ve Orta Asya gibi bölgelerden gelerek Beşar Esad rejiminin devrilmesine katkı sağladı. Ancak şu anda bazıları Savunma Bakanlığında üst düzey görevlere atanmış olsa da ülkedeki varlıkları hem iç istikrarı tehdit ediyor hem de uluslararası destek arayışlarını zora sokuyor. ABD, yaptırımların hafifletilmesi için bu yabancı militanların ülkeden çıkarılmasını şart koşuyor. Buna rağmen Şara, bu unsurları yeni orduya entegre etmeye çalışıyor ve kamuoyundan uzak tutuyor. Bu durum hem Batılı hükümetlerin endişelerini artırıyor hem de militanlar arasında hoşnutsuzluk yaratıyor.”
‘KAFİR’ FETVASI
Radikal unsurların Şara’yı, “şeriat hükümlerini uygulamamakla” ve “Batılı güçlerle işbirliği yapmakla” suçladığı belirtildi.
Haberde, söz konusu grupların Şara’yı hedef almasında, Şara’nın ABD ve Türkiye ile işbirliği yaparak Suriye’deki radikal yapılara karşı harekete geçmesinin etkili olduğu ifade edildi. Trump ile yapılan görüşmenin ardından ise, Selefi cihatçılığın sözde önderlerinden Ebu Muhammed el-Makdisi, Şara’ya yönelik “kafir” ilan eden bir fetva yayımlamıştı.
Öte yandan, mayıs başında Rus Telegram kanallarında paylaşılan bilgilere göre HTŞ içinde radikal unsurların başlattığı çözülme süreci hız kazandı. Cumhurbaşkanı Şara'nın politikalarına karşı çıkan ve “Kureyş” adını kullanan bir grup, HTŞ’den ayrıldığını ilan etti. Liderliğini “el-Kureyşi” kod adlı ismin üstlendiği bu yeni yapıya HTŞ’nin bazı üst düzey isimlerinin de katıldığı aktarıldı. Telegram’daki yorumlara göre, ayrışma özellikle Şam, Humus ve Hama kırsalında yoğunlaşırken, HTŞ bünyesindeki Arap, Çeçen, Uygur ve diğer yabancı savaşçılar arasında firarların arttığı bildirildi. Cezayirli komutan ve Muhacirin Tugayı’nın lideri Ebu’l-Bera el-Muhacir’in de “Kureyş” grubuna katıldığı öğrenildi.
‘ILIMLI’ POLİTİKALARA TEPKİ
Radikal söylemleriyle bilinen bu isimlerin, Şara’nın son dönemde izlediği görece “ılımlı” çizgiye sert tepki gösterdiği belirtiliyor. Şara’nın “Alevi kadınların köleleştirilmesi” ve “Hristiyan-Dürzi sivillerin hedef alınması” gibi aşırıcı uygulamalara mesafe koyması, radikal gruplarda büyük öfkeye yol açtı. İddialara göre, Şara’nın DEAŞ benzeri köleleştirme ve toplu infaz politikalarına karşı durması, bu gruplar tarafından “ihanet” olarak değerlendiriliyor. Kureyş grubunun doğrudan iktidarı hedeflemediği ancak “intikam” söylemiyle hareket ettiği kaydediliyor. Hama, Humus ve Şam kırsalında hızla yayıldığı belirtilen grubun, mezhepsel ve etnik gerilimi tırmandırarak yeni savaşçılar çekmeyi ve nüfuz alanını genişletmeyi amaçladığı ifade ediliyor.
RUBİO: HAFTALAR İÇİNDE...
ABD Dışişleri Bakanı Rubio da geçen hafta Senato’da yaptığı konuşmada Suriye’nin iç savaşa sürüklenebileceği konusunda ima da bulunmuştu. Rubio, şöyle konuşmuştu:
“Aslında, açıkçası, geçiş otoritesinin karşı karşıya olduğu zorluklar göz önüne alındığında, potansiyel bir çöküşe ve feci boyutlarda tam ölçekli bir iç savaşa, temelde ülkenin bölünmesine belki birkaç ay değil, haftalar uzaklıkta olduğunu değerlendiriyoruz.”