11 Eylül 2026 Cuma
İstanbul 20°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Yatırımcılar ‘ABD’yi sat’ıyor

Yıllardır dünyanın en güvenli varlıkları arasında gösterilen dolar ve ABD tahvilleri, artan ekonomik ve siyasi riskler nedeniyle satış baskısıyla karşı karşıya. Küresel piyasalarda güçlenen ‘ABD’yi sat’ eğilimi, dolar merkezli finansal düzenin geleceğine ilişkin tartışmaları da yeniden gündeme

Yatırımcılar ‘ABD’yi sat’ıyor
EKONOMİ SERVİSİ

ABD’nin küresel finans sistemindeki tartışmasız üstünlüğü giderek daha fazla sorgulanıyor. Yıllardır “güvenli liman” olarak görülen dolar ve ABD Hazine tahvilleri, artan mali açıklar, siyasi belirsizlikler ve Fed’in kararlarına yönelik tartışmalar nedeniyle uluslararası yatırımcıların satış baskısıyla karşı karşıya.

Küresel piyasalarda yeniden gündeme gelen “Sell America” (ABD’yi sat) teması, Washington’un ekonomik hegemonyasının aşınmasına ilişkin tartışmaları da güçlendirdi. Uzmanlar, piyasalarda geçici bir dalgalanma yaşanmadığını, ABD’nin onlarca yıldır sahip olduğu finansal ayrıcalıkların sorgulanmaya başladığı yeni bir döneme girildiğini vurguluyor.

Bu süreç ilk kez Nisan 2025’te ABD Başkanı Donald Trump’ın gümrük tarifelerine ilişkin açıklamalarının ardından belirginleşmişti. Dolar, ABD hisse senetleri ve Hazine tahvilleri aynı anda sert değer kaybetmiş, yatırımcılar Washington’un giderek büyüyen bütçe açıklarını sonsuza kadar doların rezerv para statüsü sayesinde finanse edebileceği anlayışını sorgulamaya başlamıştı.

FED BELİRSİZLİĞİ SATIŞLARI HIZLANDI

Son dönemde ise Fed Başkanı Kevin Warsh’ın enflasyonla mücadele konusunda piyasalara net mesaj vermemesi ve para politikasına ilişkin belirsizlikler, satış dalgasını yeniden hızlandırdı. Küresel fonlar dolar ve ABD tahvillerindeki pozisyonlarını azaltırken, alternatif para birimleri ve piyasalara yönelme eğilimi güçleniyor.

Gama Asset Management Küresel Makro Portföy Yöneticisi Rajeev De Mello, Hazine Bakanı Scott Bessent ile Fed Başkanı Kevin Warsh’ın izlediği politikaların küresel yatırımcılar açısından “çifte darbe” oluşturduğunu belirtti. De Mello, politika risklerinin artık doğrudan dolar ve ABD Hazine tahvillerine yansıdığını ifade ederek, “Şu anda gördüğümüz durum Trump yönetimi risk primidir.” dedi.

Bloomberg Newsquawk Avrupa Direktörü Adam Linton da yatırımcıların dolar varlıklarından çıkışını sürdürmesi halinde en büyük kazananın avro olacağını belirtti. Uzmanlara göre bu durum, küresel rezerv sisteminde doların ağırlığının zaman içinde azalabileceğine işaret ediyor.

ABD’NİN FİNANSAL AYRICAKLARI TARTIŞILIYOR

Reuters, Bloomberg ve Financial Times’ta yer alan analizlerde de ABD’nin kronik bütçe açıkları, hızla büyüyen kamu borcu ve Fed’in bağımsızlığına ilişkin tartışmaların uluslararası yatırımcı güvenini zayıflattığına dikkat çekiliyor. Analistler, uzun vadeli ABD tahvillerinde yükselen faizlerin yatırımcıların artık ABD varlıklarını eskisi kadar risksiz görmediğinin göstergesi olduğunu vurguluyor.

Ekonomi çevrelerine göre gelişmeler yalnızca piyasa hareketi olmanın ötesinde, II. Dünya Savaşı sonrasında kurulan dolar merkezli finansal düzenin aşınma sürecinin yeni bir halkasını oluşturuyor. Çin, BRICS ülkeleri ve birçok gelişmekte olan ekonominin ulusal paralarla ticareti artırmaya yönelik adımları da bu eğilimi destekliyor. Doların küresel sistemdeki belirleyici rolü kısa vadede tamamen ortadan kalkmasa da, yatırımcıların alternatif arayışına girmesi ABD’nin finansal hegemonyasının eskisi kadar tartışılmaz olmadığını ortaya koyuyor.

ABD