12 Mart 2026 Perşembe
İstanbul
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Yeni Şafak'tan AK Parti'ye uyarı: 'Telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir'

AK Parti'nin Meclis'e sunacağı yeni torba yasada 'kara para aklama' ve 'terörizmin finansmanı' suçlarında savcılara yeni yetkiler tanınıyor. Yeni Şafak Gazetesi, savcılara verilecek bu yetkinin mülkiyet hakkını tehdit edeceği gerekçesiyle eleştiride bulundu.

Yeni Şafak'tan AK Parti'ye uyarı: 'Telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir'

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in "yüksek faiz" politikalarına sık sık eleştiri yapan Yeni Şafak, bu kez de yeni torba kanunu manşetine taşıdı.

Yeni Şafak, AK Parti'nin Meclis'e sunacağı yeni torba kanunda, savcılara verilecek yeni yetkileri eleştirdi. Savcılara hâkim kararı olmadan, kişilerin mal varlığına el koyma yetkisi tanınmasının gündemde olduğuna dikkat çeken gazete, bu yetkinin ileride telâfisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

Yeni Şafak'ın "Mülkiyet hakkında tehdit eden yetki: Savcılara ‘Önce el koy sonra bakarız’ yetkisi" başlıklı haberinde yer verilen eleştiriler şöyle:

Yeni torba yasa taslağında, “kara para aklama” ve “terörizmin finansmanı” suçuna karşı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) 128’inci maddesinde değişiklik planlanıyor. Söz konusu değişiklik, savcılara süper yetkiler tanıyor.

Yeni Şafak'tan AK Parti'ye uyarı: 'Telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir' - Resim : 1
Yeni Şafak Gazetesi'nin manşeti

MEVCUT DURUM: ÖNCE RAPOR SONRA KARAR

Mevcut durumda, kişilerin mal varlıklarına el koyma kararı alınabilmesi için ilgisine göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK), Hazine ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu'ndan, suçtan elde edilen değere ilişkin rapor isteniyor. Bu rapor en geç 3 ay içinde hazırlanıyor. Böylelikle kişilerin Anayasa ile güvence altına alınmış mülkiyet hakkı başta olmak üzere diğer tüm mali haklarına getirilecek hukuki kısıtlamalar, mevcut yasal düzenlemelerle denetlenebiliyor.

YENİ DÜZENLEMEYLE RAPORSUZ EL KOYMA YETKİSİ!

Yeni düzenlemeye ilişkin taslak madde ise CMK’nın 128’inci maddesinde yer alan tüm katalog suçlarda hakim kararı ve ilgili kurumlardan rapor olmaksızın, savcılara kişilerin mal varlıklarına el koyma yetkisi veriyor. Somut delillerle desteklenmeyen veya ilgili kurumlardan teyit alınmamış mal varlığı dondurma işlemlerine kapı açacak düzenleme, hukuk güvenliği ilkesi ve kişinin mal varlığı hakkını ihlalsiz kullanma güvencesini zedeleyecek riskler taşıyor.

HÜKÜMSÜZ TEDBİR DİREKT CEZALANDIRMA

2014’te getirilen “MASAK raporu zorunluluğu”, esasında şüphelinin lekelenmeme hakkını korumak, masumiyet karinesinin gerektirdiği hassas dengeyi sağlamak içindi. Hüküm kesinleşmeden verilen tedbir, kişiyi fiilen cezalandırma sonucu doğurur.

EL KOYMA 'KURAL' RAPOR ALMA 'İSTİSNA' OLUR

Hukuk çevreleri, yeni düzenlemenin sakıncalarına işaret etti. Ortaya çıkacak bazı sorunlar şöyle:

Her katalog suç, mali nitelikli değildir ve her durumda “gecikmesinde sakınca” kriteri söz konusu olmaz. İstisnanın kapsamı genişlerse, savcıların neredeyse her ciddi suçta MASAK raporu beklemeksizin el koyma yoluna gitme riski belirir. Bu da zamanla keyfî uygulamalara zemin hazırlar. İstisnanın yaygınlaştırılması, her katalog suçta savcının doğrudan el koyma kararını rutin hale getirmesi tehlikesini doğurur. Böyle bir durumda, “Gecikmesinde sakınca bulunan hal gerçekten var mı yok mu” sorgulaması sağlıklı yapılamaz ve el koyma tedbiri “kural”, rapor alma “istisna” haline dönüşür.

HAKİM KARARI FORMALİTEYE DÖNER

Savcıya bu yetkinin tanınması, hakim kontrolünün etkisini fiilen azaltır. İstisnai usulün genelleştirilmesi, yargısal değerlendirme mekanizmasını by-pass eder. Ayrıca MASAK gibi kurumların uzman raporu sunma şartının fiilen devre dışı kalması, mahkemelerin teknik-finansal analiz desteği almadan karar vermesine yol açar. Sonuçta yargı denetimi şekle indirgenir. Hakim kararının sadece bir formaliteye dönüşme riski doğar.

TEMEL HAKLAR KORUMASIZ KALIR

İstisnanın genişletilmesiyle, mülkiyet hakkının ihlal edilme ihtimali artar. Kişiler, haklarında yeterli inceleme yapılmadan ve belki de ileride beraat edecekleri bir soruşturmada, tüm mal varlıklarına el konulması gibi ağır bir müdahale ile karşılaşabilir. Anayasa’nın 35’inci maddesinde öngörülen ölçülülük ve kamu yararı kriteriyle bağdaşmaz. Bu bakımdan “Önce el koy sonra bakarız” anlayışına yol açar, temel haklar korumasız kalır. El koyma tedbiri kamu yararı ile temel haklar arasındaki dengeyi bozarsa, Anayasa’ya aykırı hale gelir.

Yeni Şafak