Yeni tutanaklar yayınlandı! ‘İran ve Irak’ı Kürt sopasıyla dövmek istiyorlar’
‘Terörsüz Türkiye’ adıyla anılan süreç kapsamında yapılan görüşmelerde Öcalan: ‘Siyonist İsrail kendi yükselişini Kürtlerin mezara konulması üzerine kurmuş. İran’ı götürebilirler ama esas hedef Türkiye.’
Terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’a ait yeni konuşma tutanakları ortaya çıktı. Ruşen Çakır’ın Şubat 2026 başında olduğunu öne sürerek “güvenilir kaynaklardan” diyerek yayınladığı tutanaklara göre Öcalan, İsrail’in genişlemesi için PKK’nın kullanılmaya çalışıldığını savunuyor. “Siyonist İsrail kendi yükselişini Kürtlerin mezara konulması şeklinde bir diyalektik üzerine kurmuştur. Bu çok açık ki İngiliz aklıdır.” ifadelerini kullanıyor. Baskı altında olmadan bu cümleleri kurduğunu vurgulayan Öcalan, “İran’ı götürebilirler ama esas hedef Türkiye’dir.” diye ekliyor.
Öcalan, Selahattin Demirtaş’ın örgüt üzerinde hiçbir tesirinin olmadığını işaret ediyor. Kendi statüsü ve Kürtlerin anayasada yer almasıyla ilgili talepleri de dikkat çekiyor.
‘İRAN’I KÜRT SOPASIYLA DÖVMEK İSTİYORLAR’
Planın PKK’nın silahlı gücünü kitleselleştirmek olduğuna değinen Öcalan bunun hem örgüt hem de bölge açısından yıkım olacağını ileri sürüyor. Suriye’de Kandil’deki yapılanmaya rağmen çatışmaları engellediğini iddia ediyor. Arkada kalan 40 yılda çözüm üretemediği için rahatsız olduğunu dile getiren Öcalan, “İsrail av peşinde, etkili bir diplomasi peşinde. İran ve Irak’ı Kürt sopasıyla dövmek istiyorlar.” tespitini yapıyor.
Öcalan, örgütü ve yöneticilerini de sonucunu hesaplamadıkları işlere kalkışmakla eleştiriyor. “Suriye’de Kürt diye bir şey kalmayacaktı. Sen istediğin kadar dağda ben varım de. Destan da olabilirdi. Ama sonuç ne olurdu? Devrimci olan sonucu da hesaplamalıdır. Kazanımı hesaplamayan bir devrimci toplumu savunamaz.” değerlendirmesinde bulunuyor.
‘KANDİL DE RAHATSIZ OLMUŞ’
Ruşen Çakır’ın Medyascope haber sitesinde yayınladığı metne göre öne çıkanlar şöyle:
“... Halep’te bu masayı devirmek istediler. Bu ciddi bir durumdu. Mektup yazdım, Şahin [Mazlum Abdi] ciddiye almış. Elbette kötü bir çıkış oldu ama daha büyük ve yanlış bir savaşa girilmedi. Kandil de rahatsız olmuş, bence hiç rahatsız olunacak bir durum değildir. Çünkü ilk kez kendi irademizle bir savaşa girmedik. Son çatışmayı böyle yaşasaydık, sadece Suriye değil bu süreç berhava olurdu. Yüz yıla yayılan bir savaş olurdu. Qamışlo, Haseke ve diğer kentlerde on binlerce kişi ölürdü.”
‘BÜYÜYEN İSRAİL OLUR’
“Siyonist İsrail kendi yükselişini Kürtlerin mezara konulması şeklinde bir diyalektik üzerine kurmuştur. Bu çok açık ki İngiliz aklıdır. Londra merkezli Siyonizm gelişiyor. Yüz yıl daha savaşalım, küçülen biz, büyüyen İsrail olur. İran’ı götürebilirler ama esas hedef Türkiye’dir. Haçlıdan beri tarihsel planı bozan Kürtlere öfke var. Arapları anti-Türk yaptılar. Şimdi başarmaya çalıştıkları şey ise anti-Türk olan bir Kürdü yaratmaktır...
“Bu çözüm sonuca ulaşmazsa mutlaka bir taraf sizi ezecek. Bizim silah ile işimiz derdimiz yok. Ben silaha dayanmıyorum. ‘Öcalan baskı altında, örgüt zayıf bir zeminde’ diye başlatmadık bu süreci. Bu süreç bozulursa büyük yıkım olur.”
‘ÖNCÜLÜĞÜ TÜRKİYE YAPSIN’
“... Bu süreç boşa çıkarılırsa İran, Irak krizi sonucu 500 bin Kürt silah altına alınır. İran var, Irak var. Kürt güçlerinin hali bellidir. Bunu Türkiye’ye yönlendirirler ve onu yıkarlar. Bu tehdit değil, uyarıyorum. Olası bir gelişmeden haberdar ediyorum. Sizin idealimiz dediğiniz çözüme imza atmak istiyorum. Bu işi hal etmek gerekir. Binlerce can var.
“... İsrail av peşinde, etkili bir diplomasi peşinde. İran ve Irak’ı Kürt sopasıyla dövmek istiyorlar. Ortadoğu’da, bazı güçlere karşı sopa olarak kullandılar. ‘Vura vura İsrail’i yarattık, vura vura petrol elimizde’ dediler. ‘Sen neden bu sopayı elimizden alıyorsun?’ dediler. Artık bunu biraz yetkililere anlatın diyorum. Bu çözümün öncülüğünü Türkiye yapsın diyorum.”
‘BENİ ALET ETMEDEN YÜRÜTÜN’
“Bir bina yapmışlar, binanın statüsü önemlidir. Ne hapishanedir ne de evdir. Bu durumda bu binaya gitmem. Siyasi hukuki boyutu düşünmeden olmaz. Hukuki boyut önemlidir. Ruhen bu statü ile yaşayamam... Bana bebek katili denemez. 40 yıldır bu savaş tarzının acısını çekiyorum ama artık bana çektiremeyecekler. Savaşın da barışın da sahibi kendileri olacak. Beni kendi savaş tarzlarına alet edemezler. Devlet de imhada ısrar ediyorsa onlara da söylüyorum; madem öyle gidin terör ile mücadele eden siyasetçilerinizle terörü bitirin. Harekete de söylüyorum; o zaman gidin kendi savaş tarzınızla beni alet etmeden yürütün...
“... Ben burada da kalabilirim. Ama yasa bütün arkadaşları kapsamalı. Bazı arkadaşlar için sınırlı bir siyaset yasağı da olabilir. Örneğin beş yıl gibi. Meclis’e gelmeyeceğiz, ancak diğer siyasi haklarımızı koruyacağız. Sürekli siyaset yapacağız. Bunların hepsini kapsayan bir demokratik siyaset koşulu gerekir...”
‘KÜRT’Ü ANAYASAL OLARAK TANIYIN’
Öcalan, Kürtlerin anayasada yer almasıyla ilgili talebini ise şöyle dile getiriyor:
“Bu mücadele uzlaşmaya dayalıdır. Devlet Kürtleri resmi olarak kabul etmiyor. Zamanla Kürtleri anayasal olarak tanıyan bir devlet gerçekliğine ulaşmak gerek. Kürtler hukuk kapsamında değildir. Suriye’de ve Türkiye’de Anayasa kapsamına almak istiyoruz. Bunu Anayasaya nasıl taşıracağız? Savaş yerine yasayı düşüneceğiz. Demokratik siyaset yasalaşacak. Yasanın olduğu yerde silah olmaz. Demokratik siyaset olarak bu konuştuklarımız yasalaştıktan sonra hukuk olur.”