Yerleştirme sistemi yine arıza verdi
Yüksek OBP’li birçok öğrenci, mahallesindeki Anadolu liselerinde kontenjan engeline takıldı. Hepimizin Sendikası Sözcüsü Zafer İncebacak; diplomalı işsizliğe, ticarethaneleşen özel okullara ve ‘nitelikli-niteliksiz’ okul ayrımına dikkat çekerek üretime dayalı mesleki eğitim vurgusu yaptı.
Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavının ardından yerleştirme işlemleri devam ediyor. Bu yıl LGS puanıyla Anadolu ve fen liselerine yerleşemeyen öğrenciler, Ortaöğretim Başarı Puanı (OBP) ile girebileceği okullara yöneldi. Aydınlık’a ulaşan birçok veli, Ortaöğretim Başarı Puanı 90 olsa bile bulundukları bölgede Anadolu liselerine yerleşemediklerini belirtti. Peki, boş kontenjan bekleyen lise adayları ne yapacak? Önlerinde iki seçenek var: ya meslek liseleri ya da imam hatip liseleri. Hepimizin Sendikası Grubu Sözcüsü Zafer İncebacak, eğitim sisteminin tıkandığını, yeni planlamaya ihtiyaç olduğunu belirtti. Zafer İncebacak sorularımızı yanıtladı.
Bu yıl yerleştirmelerde yaşanan sıkıntıların sebepleri nelerdir? Ortaöğretim Başarı Puanı 90 üzeri olmasına rağmen çocuklar evine yakın bir Anadolu lisesine ‘kontenjan dolu’ diye alınmıyor.
Kontenjanlar bu yıl düşürüldü. Bakanlığın yapmaya çalıştığı şey şu: çocuğu mesleki eğitime yönlendirmek. Ortaöğretim Başarı Puanı 100 olan öğrenci, zaten nitelikli liselere giriyor. 96’lara kadar olanlar Anadolu liselerine giriyor. Geri kalanlar da meslek okullarına.
Sorunun esası Millî Eğitim’deki planlama eksikliği. İkincisi, LGS puanıyla öğrenci alan okulların dışındaki akademik liselerde; Anadolu liselerinde kontenjanlar azaltıldı. Bakanlık söylemese de öğrenciyi mesleki eğitime yönlendiriyor. Çünkü akademik eğitime talep arttıkça üniversite sınavında yığılma oluyor. Diplomalı işsizlik gibi bir sorun da var…
SORUN PLANSIZLIK
Benim dikkatimi çeken şöyle bir durum da var. Anadolu liseleri, kontenjanlarını dolduramazken velilerden mesleki eğitime de talep var. Bu da bir gerçek. İnsanlar şunu görmeye başladı, akademik eğitimin önü kapandı, bitti. Anadolu liseleri kontenjanlarını dolduramadı bile birçok bölgede. Ama kimi yerlerde de çarpıklıktan, plansızlıktan dolayı çocuk, kendi bulunduğu yerden çok uzak yere gitmek zorunda kaldı. Kimi insanlar, falanca okul daha iyi diyor, adres değişikliği yaparak oraya geçiyor. Bu tip durumlar da açıkta kalmalara neden oluyor. Ama esası, plansızlık. Kontenjan kısmakla olmaz.
ÜRETİM ODAKLI EKONOMİDEN UZAKLAŞTIK
Akademik eğitim bitti dediniz, nasıl bitti?
Neoliberal sistem akademik eğitimi öne çıkardı. Çünkü üretim odaklı ekonomiden uzaklaşıldı. Hizmet sektörü, olması gerekenden çok fazla büyütüldü. Kitleler de iyi bir geleceği, iyi bir akademik eğitim veren lisede ve ardından üniversitede aradı. Neoliberal sistem, eğitim hakkını “müşteri memnuniyeti” anlayışına dönüştürerek plansızca liseler ve üniversiteler açtı. Bu plansızlığın sonucu olarak akademik eğitim, diplomalı işsiz kitleler yarattı ve artık üniversite eğitimi almak, iş bulma garantisi sunmuyor. Bu kanaat yaygınlaşıyor.
ÖĞREMCİ İSTİHDAM KAYGISI YAŞAMAMALI
Bu noktada neler yapılmalı?
MEB, mesleki eğitimi teşvik edici düzenlemeler yapmalı. Her öğrenci akademik eğitim alacak diye bir şart yok. Millî Eğitim Temel Kanunumuz, ‘ortaöğretimden öğrenciler ilgileri, yetenekleri ölçüsünde ve doğrultusunda yararlanır’ der. Dolayısıyla her öğrenci akademik eğitim alacak diye bir zorunluluk yok. Mesele öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda nitelikli eğitim alabilmeleri ve hangi alanda eğitim alırlarsa alsınlar istihdam ve gelecek kaygısı yaşamamalarıdır.
Mesleki eğitim için alttan alta teşvikler var. Meslek ortaokulları açılıyor mesela. Bakanlık bunları teşvik ediyor ama çekingen, kararsız ve plansız tavırla bu işler yapılıyor. Kimi öğrenciler de mağdur olabiliyorlar.
EĞİTİM KAMU HİZMETİDİR
Özel okullarda OBP’ler yüksek geliyor…
Özel okullar eğitim kurumundan çok ticarethanedir ve özel okullarda “müşteri memnuniyeti” esastır. Dolayısıyla OBP’nin yüksekliği müşteri memnuniyetinin sonucudur. Bu nedenle eğitim kamu hizmetidir, diyoruz.
LGS DE ÇIKMAZDA
LGS sınavına her yıl 1 milyonun üzerinde öğrenci giriyor, 150 bini nitelikli denilen okullara alınıyor. Kalan da başarısız görüyor, kendini. Bu sistemde sorun yok mu?
İster SBS, ister TEOG, ister LGS olsun. Hepsinin mantığı aynı. LGS’nin de çıkmaz olduğunu görüyoruz. Temel çözüm nedir? Bu ülke ekonomisiyle de alakalı. Bir defa üretim olacak, mesleki eğitimi güçlendireceğiz. Türkiye’de temel eğitimden liseye geçecek öğrenci sayısı diyelim 2 milyon. Bu 2 milyon öğrencinin yüzde 60’ını mesleki eğitime göndermemiz gerekiyor. Yüzde 20’sini de akademik eğitime göndereceğiz ama akademik eğitim düzgün yapıldığı zaman.
NEDEN AKADEMİK EĞİTİM?
Niye herkes çocuğunu akademik liseye göndermek istiyor? ‘Çocuğum iyi bir liseye, iyi bir üniversiteye girerse iş bulabilir’ diyor. Eninde sonunda iş, diyoruz. Herkes ‘çocuğum tıp fakültesine yerleşsin’ diyor. Çünkü tıptan başka iş bulabileceğin alan kalmadı. Mühendislikler dahi artık tercih edilir olmaktan neredeyse çıktı. Mesleki eğitimi güçlendirmek gerekiyor. İnsanlar, ‘çocuğum burada da yaşamını idame ettirebilir, refah içinde yaşayabilir’ mesajı verebilecek bir ekonomi olacak. Ona göre bir planlama olacak. Bu değişim de akşamdan sabaha yapılacak şeyler değil. Ne olacak? Bir süre daha mağdur olacağız. İmkânı olan özel liseye gidecek, olmayan sistemin içinde adres bulacak, öteki kontenjan bekleyecek… Seneye bunun adı değişecek ama özü aynı olacak. Sınavın soru şekli değişecek ama esas mantık değişmeyecek.
Derdi ne Millî Eğitim’in? 1,5 milyon öğrencinin içinde 150 bin öğrenciyi nitelikli dediği okula yerleştirmek, geri kalanın canı çıksın. Maalesef bu. Hem velinin hem Millî Eğitim’in değişmesi gerekiyor. Sistemin değişmesi gerekiyor. Sistem veliyi de öğretmeni de okulları da değiştirecek.
LGS BAŞARISI NİTELİĞİ BELİRLEMEZ
İncebacak, ‘nitelikli-niteliksiz’ okul tanımlamasını da şöyle açıkladı:
“Nitelikli ve niteliksiz okuldan kasıt şu; nitelikli denilen okullar puanla öğrenci aldıkları için oradaki öğrenciler akademik açıdan başarılı. Aslında nitelikli denilen bir çok okulun kapasitesine bakarsanız gayet niteliksiz olduğunu görürsünüz. Niteliksiz denilen bir çok okula bakarsınız da fiziksel anlamda çok nitelikli olduğunu görürsünüz. Bu tamamen öğrenci kitlesiyle alakalı.
“Ama isimlendirme son derece yanlış. Kafanızdaki başarı algısı çocuğunuzun sınavdaki başarısı. Ama çocuğun müziğe yeteneği var. Bunlar geri plana itiliyor. Başarı dendiği zaman bir tek LGS başarısını görüyoruz. Fen ve matematikteki netler aklımıza geliyor. Sistem bize bunu kabul ettirdi.
“Sanki LGS sınavında başarılı olamayan öğrenci niteliksizmiş, bir işe yaramazmış gibi bir algı oluştu. Bir milyon öğrencinin 150 bini işe yarayacak geri kalanını ne yapacağız? Çöpe mi atacağız. Bunlar bizim çocuğumuz değil mi? Sistemin yanlışı, mantıksızlığı çıkmazı burada. Onu düzeltmemiz gerekiyor.”
ÖNÜMÜZE ÜÇ SEÇENEK SUNULDU!
OBP’yle kızını Anadolu lisesine yerleştiremeyen Meral Akkaya, yaşadıkları süreci şöyle anlattı:
“İzmir Gaziemir’de oturuyoruz. Kızım Anadolu lisesini hedefliyordu. LGS’de yüzde 28’lik dilime girdi. LGS puanıyla Anadolu lisesine yerleşemediği için OBP ile alan Anadolu lisesine gider, diye düşündük. Ortalaması 88. Oturduğumuz semtte, bu puanla Anadolu lisesine yerleşir, diye düşündük. Çünkü geçen yıl bu ortalama ile alan okullar vardı. Ancak yerleştirmeler açıklandıktan sonra hiçbir okula giremedi. OBP ile alan okulların puanları çok yüksek geldi. Bunun nedenini rehberlik servisine sorduğumuzda, nitelikli okulların kontejanlarının düştüğünü ve OBP ile alan okul puanlarının yükseldiğini açıkladılar. Önümüze üç seçenek sunuldu. İmam hatip liseleri, meslek lisesi ve özel okul. Kızım, akademik olarak başarılı olmasına ve bir Anadolu lisesisine gitmek istemesine rağmen açıkta kaldık.
HAYAL KIRIKLIĞI
“Birinci nakilde puanlar daha da yükseldi. Nakil sürecinde de bir yere giremedik. Ne yazık ki kızımın istemediği bir okula gitmesi dışında önümüzde bir seçenek görünmüyor. Özel okula gönderme imkânımız yok. Kızım imam hatip ve meslek lisesi de istemiyor. Kaldı ki bu okullarda boşluklar var. 90 ortalama ile istediği Anadolu lisesine yerleşemeyen çevremde çok öğrenci var. Sistem bu çocukları gözden çıkarmış durumda. Kendi adımıza söyleyecek olursak ne yazık ki imam hatip lisesine ya da meslek lisesine gitmek zorunda kalacağız. Kızımın akademik olarak hayalleri vardı. Üniversitede psikoloji okumak istiyordu. Ancak bunlar artık hayal oldu. Elimizde büyük hayal kırıklıkları kaldı.”