Yol erenleri göreve! Vererek yolumuzu aydınlatacağız
Ulusal Kanal ekranında imece kuruldu. Hedef 30 Haziran’a kadar 15 milyon TL. Perinçek, ‘Kimse bu ekranı kapatamaz çünkü arkasında paylaşan, omuz veren büyük bir kitle var.’ dedi
Vatan Partisi Lideri Doğu Perinçek, Türksat ödemesi için kampanya başlatan Ulusal Kanal’a destek çağrısında bulundu. “Yolumuzun kararmaması için bütün yol erenleriyle birlikte omuz vereceğiz.” diyen Perinçek, “Dağ ne kadar yüce olsa da yol üstünden aşar.” ifadelerini kullandı. Ulusal Kanal İnternet Müdürü Barış Demiralay da Youtube’da Türkiye birincisi, Dünya 48’incisi olduklarını söyledi, zirve için çalıştıklarını belirtti.
DENGELER DEĞİŞTİ
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Batılıdevletlerin Birinci Dünya Savaşı öncesinden başlayarak Batı Asya'yı bölme hedeflerini ve bugün gelinen noktayı şöyle özetledi:
“Amerika, Batı’nın yüz yıllık muhasebesini yapıyor. Birinci Dünya Savaşı'nın sebebi Osmanlı topraklarının, petrol bölgelerinin paylaşılmasıydı. Amerika bu politikayı, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra da sürdürdü. ‘Demokrasi götürüyorum!’ sloganı altında, doların bütün dünyada geçerliliğini silahla desteklemek amacıyla Batı Asya'ya müdahalelerde bulundu. Şimdi diyor ki Amerika'nın yetkilileri, artık bu dönem bitmiştir, biz bunu yapmayacağız. Biz bunu yapmayacağız değil, bunu artık yapamazsınız, dengeler değişti.
ABD’DE ÜRETİM DÜŞTÜ
“ABD, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra dünya ekonomisinin yarısını üretiyordu. Dünyada 100 üretiliyorsa 50'sini Amerika üretiyordu. Ama şimdi Amerika, dünya ekonomisinin yüzde 15’ini üretiyor. Üretimi düştü. Dünya dengelerinde olağanüstü değişmeler oldu. Amerika'nın borusu eskisi gibi ötmüyor. Amerika, bu yeni tabloya göre onurunu koruyacak açıklamalar yapıyor. Biz artık silahla demokrasiyi ihraç etmeyeceğiz, diyor. Biz silahla dolar dayatmayacağız, diyor. Aslında Amerika'nın kendi iradesi değil. Dünya dengelerindeki değişimin ona dayatması.
İKİ DÖNEM ARASINDAKİ ÇELİŞME
“Arkada kalan dönemle şimdiki dönem arasında bir çelişme var. Yani Amerika'nın dünya hakimiyet iddialarında olduğu bir dönem var arkada. Dolar saltanatı, doların silahla dayatılması dönemi. Artık o dönem arkada kaldı. Dolar saltanatı çöküyor ve Amerika, daha mütevazi ve kendi sınırlarını, haddini bilen siyasetler üretmek zorunda kalıyor. Bu ikisi arasında bir çelişme var. Ama aynı zamanda bu çelişme, Amerika'nın kendi içindeki bir çelişme. Hâlâ eski dönemi sürdürmek isteyen bir Amerika var. Tek kutuplu dünya hedefine devam ederiz diyen bir Biden Amerikası var. Onun karşısında Trump Amerikası da diyor ki, bu gerçekçi değil, bunu yapamayız, onun için biz haddimizi bilelim, sınırlarımızı bilelim, diyor. Dolayısıyla hem iki dönem arasında çelişme hem de Amerika'nın kendi içinde çelişme var.”
TÜRKİYE ZİNCİRLERİNİ KIRMAYA BAŞLADI
Doğu Perinçek, Orta Doğu’daki gelişmeler, İsrail ve ABD’nin bölge hedefleriyle ilgili de şöyle konuştu:
“İsrail'in stratejik hedefi, Kürdistan adı altında ikinci bir İsrail devleti kurmak. ABD de bu stratejiyi destekliyor. Bu hedefte belli bir dönem İsrail ilerledi. Hangi dönem? Türkiye'nin Atlantik Sistemi’ne bağlı olduğu ve kendisine yönelik parçalama planı karşısında reflekslerini gösteremediği bir dönem… PKK'nın beslendiği, büyütüldüğü, yasal partiler kurmasına göz yumulduğu dönem… Bunun sebebi neydi? Amerika'nın Türkiye üzerindeki etkisiydi. Ne zamana kadar? 2014-15-16'ya kadar. Silivri duvarlarını yıkmamız, arkasından Gladyon'un 2016'da ezilmesi, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki NATO yeraltı örgütlenmesinin ezilmesiyle birlikte bir özgürleşme oldu Türkiye'de. Türkiye, zincirlerini kırmaya başladı. Türk Ordusu da Amerika'nın hakimiyet alanlarına girdi. Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı… Artık Türkiye, Atlantik Sistemi’nin baskı ve denetimlerinden kurtulma yönünde gelişince, İsrail'in planlarıyla Türkiye, cepheden karşı karşıya gelmeye başladı.
İNİSİYATİF TÜRKİYE’DE
“Türkiye üzerindeki Amerikan denetimi kalktıkça İsrail ve Türkiye, karşı karşıya gelmeye başladı. Boyun eğen bir Türkiye'den, ‘Sen beni parçalayamazsın!’ diyen bir Türkiye'ye… Türkiye bunu nasıl yaptı? Türk Silahlı Kuvvetleriyle, polisiyle… ABD’nin kara kuvveti olan PKK'yı ezdiler, vurdular ve en sonunda bu sürecin geldiği nokta, PKK'nın feshedilmesi. İsrail'in kullandığı askeri güç silahsızlandırılıyor. Buna İsrail katlanacak mı? Bence soru bu. Burada inisiyatif Türkiye'ye geçti. Hele Abdullah Öcalan'ın da Türkiye tarafına geçmesi ve PKK'yı feshetme yönünde ağırlığını koymasından sonra, İsrail çok önemli bir gücünü kaybetti, kaybediyor. Dolayısıyla burada İsrail ile Türkiye arasında bir silahlı çatışma olur mu? Türkiye'nin bu süreçten vazgeçeceğini sanmıyorum. İnisiyatif bize geçti. Amerika iniş halinde. Dolayısıyla burada karar İsrail'e ait olacak. Ya Türkiye ile bir hesaplaşmayı, Amerika'yı da yanına alarak göze alacak. O zaman onun sonuçları da tabii İsrail için bir felaket olacaktır. Veya bu duruma katlanacak ve Türkiye, İsrail'in ikinci İsrail planını, Amerika'nın ikinci İsrail planını tamamen bozguna uğratacak. Bölge ülkeleriyle ve Rusya ile birlikte…
“Burada ikinci bir etken devreye giriyor. Türkiye, bölgedeki kendi müttefikleriyle birleşme iradesini, kararını hayata geçirirse, bu İsrail planlarının yerle bir olması demektir. Çünkü bu coğrafyada Rusya'sı var, Suriye'si var, Irak'ı var, İran'ı var, Yemen’i var, diğer Arap ülkeleri var…
‘ABD ve İsrail’le de bir sesleniş’
Doğu Perinçek, Fırat Haber Ajansı (ANF)’na konuşan PKK kurucularından Duran Kalkan’ın, örgütün fesih ve silah bırakma kararıyla ilgili eleştirilere “Bu kadar savaş istiyorlarsa kendileri savaşsınlar!” yanıtını da şöyle değerlendirdi:
“Duran Kalkan hepimizin bildiği gibi PKK'nın önde gelen lider kadrosundan. Abdullah Öcalan’ın çizgisini yansıtıyor bu sözler. Okuduklarınızın içinden iki cümle çok önemli. Biz savaşa son veriyoruz. Savaşmak isteyen varsa buyursun. Bize savaşın savaşın demek kolay. Bu bir anlamda Amerika'ya ve İsrail'e de bir sesleniş. Sahte soldan yüksek tepelerden, localardan ‘savaşı niye bırakıyorsunuz’ diyenlere yanıt. Buyurun savaşın, diyor. Aslında geldiğimiz yeri çok gerçekçi bir şekilde saptamış oluyor. Yaşadığımız sürecin ruhuna ve hedeflerine uygun bir açıklama.
“Tabii zorlukları var bu sürecin. PKK içinde de iki cenah olduğu gözüküyor. Silah bırakmak isteyenlerle bırakmak istemeyenler… Aralarındaki çelişmelerin keskinleştiği gözüküyor. Bu da çok önemli. Fakat mesele sırf bir PKK, sırf bir Türkiye meselesi değil. Bu bütün bölgeyi ilgilendiren çok önemli bir konu haline geldi. Suriye, Irak, İran, Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Ege, hatta Karadeniz’i ilgilendiren bir sorun haline geldi.”
‘Vatan ve emek mücadelesi en büyük güvence’
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, İzmir Büyükşehir Belediyesi işçilerinin grevini şöyle değerlendirdi:
“Bütün belediyelerde büyük bir hareketlenme var. Dolayısıyla işçi sınıfının 1989-90’lardaki gibi yeniden tarih sahnesine çıktığı bir dönem. Geleceği kurma iddiasıyla ve kararıyla tarih sahnesine çıkıyor işçi sınıfı. Bu büyük hareket yeni sistemi de belirleyecek. Üreticilerin Türkiye'si, üreten Türkiye'nin habercisi.
“Türk-İş Genel Başkanı Sayın Ergün Atalay’la telefonda konuştum. Daha merhaba demeden dedi ki, ‘Meriç'i diri diri geçemezler, ölüleri ancak geçer.’ dedi. Atalay, vatanseverliğiyle ünlüdür ve vatan ve emek mücadelesini birleştirmesi çok önemli. Vatan ve emek mücadelesi birleştiği zaman, bu Türkiye için en büyük güvence. Geleceğimizle ilgili en büyük güvence. O bakımdan selamlıyoruz bu mücadeleyi. Sadaka istemiyoruz, diyorlar. Bu sadaka isteyen bir mücadele değil. Sonuç itibariyle yeni kurulacak olan üreticilerin düzenini haberini veren, onun ilk ışıklarını gördüğümüz bir mücadele. Tarih yapan bir mücadele.”
Ulusal Kanal için çağrı
“Türksat, Ulusal Kanal’a bir yazı yollamış. 30 Haziran’a kadar 15 milyon olan borcunuzu verin, yoksa ekranınızı kapatacağım, diyor. Kimse bu ekranı kapatamaz çünkü Ulusal Kanal’ın arkasında paylaşan, omuz veren büyük bir kitle var.
“Ulusal Kanal, kanatlanacak ve uçacak. İşte biz o kanatlanma enerjisini hep beraber vereceğiz ve bunun mutluluğunu paylaşacağız. Buradan bütün Ulusal Kanal izleyenlerine ve bütün kardeşlerimize, dostlarımıza, bu büyük yolun erenlerine hepsine davette bulunuyoruz. Türksat'ta kalacağız.
“Yol, bizim halk edebiyatımızda çok önemli bir kavram. Yol, yoldaş. Yani iki kapılı bir handa gidiyoruz gündüz gece. Bir kapı var sonsuzdan giriyorsun o hana. O han nihayet herkesin ömrüyle sınırlı. Ama öbür kapıdan çıkıyorsun yine sonsuza kadar o yol devam ediyor. İşte biz, o yolun kararmaması için Türksat’ın bizden talep ettiği 15 milyon Türk lirası için bütün yol erenleriyle birlikte omuz vereceğiz.
“Bin yol ereni 15 biner lira verse 15 milyon lira eder. Veya biner lira 15 bin yol ereni verse, yine 15 milyon ediyor. Onun için kolları sıvıyoruz. Bin lirası olan bin lira verecek. 10 bin lirası olan 10 bin lira.
“Kurban Bayramı’na giriyoruz. Vererek yolumuzu aydınlatıyoruz. Bir anlamda önümüzdeki yola bir enerji veriyoruz hepimiz. Kendi emeğimizle, alın terimizle, çabamızla ürettiğimiz değerleri, o yolun aydınlanması için veriyoruz. Enerjilerimizi topluyoruz. 30 Haziran'da bu hedefi hep beraber kutlayacağız…”


