Yol milletin gişe özelin!
Kamu kaynaklarıyla yapılan köprü ve otoyolların 30 yıllığına işletme hakkının özel şirketlere devredilmesi tartışma yarattı. Yol-İş İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Ahmet Uçar, uygulamanın geçiş ücretlerini artıracağına ve çalışanların güvencesini zayıflatacağına dikkat çekti
Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM)’nün sorumluluğundaki 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, 8 otoyol ve 2 çevre otoyolunun 30 yıllığına işletme hakkının devrine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, dün Resmî Gazete’de yayınlandı. Özelleştirme işlemlerinin 31 Aralık 2031’e kadar tamamlanması planlanıyor.
Daha önce de gündeme gelen özelleştirmelere karşı, mülkiyetin devlette kalmasının işlemi özelleştirme niteliğinden çıkarmadığına dikkat çekilmişti. Özelleştirmelerin kamu gelirlerini azaltacağı, geçiş ücretlerini artıracağı ve çalışanların iş güvencesini zayıflatacağı uyarıları yapılmıştı. Yol-İş İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Ahmet Uçar, önceki açıklamalarında köprü ve otoyolların yüksek gelir sağlayan stratejik varlıklar olduğunu belirterek özelleştirmeden vazgeçilmesi çağrısı yapmıştı.
‘DAHA FAZLA FAKİRLİK, İŞSİZLİK, EMEK SÖMÜRÜSÜ…’
Kararın ardından Aydınlık’a yeni değerlendirmelerde bulunan Uçar, şunları söyledi:
“1980'li yıllardan itibaren özelleştirme, halka umut olarak sunuldu. Ancak daha fazla fakirlik, vergi, işsizlik ve emek sömürüsü olarak geri döndü. En somut örneği madenler oldu. Madenlerin de mülkiyeti devlette. Tamamen bir yağma, talan yaşanıyor. Mülkiyet hakkı devlette kalsa ne olur? Para şirketlerin kasasına gidiyor. Çiftçilerin, Et ve Süt Kurumu, Balık Kurumu gibi kurumların özelleştirilmesiyle tarım bitme noktasına geldi. Hem devletin bütçesinden ciddi kaynak aktarılıyor hem de vatandaşlar geçerken ciddi ücretler ödüyor. Gıdaya erişimden sağlığa birçok noktada halkın karşısına çıkıyor.
‘ALTIN YUMURTLAYAN TAVUK ÜÇ KURUŞ KARŞILIĞINDA VERİLİYOR’
“Ücret toplama, ücret belirleme, bakım ve onarım, karla mücadele komple müteahhide devredilecek. Zaten devletin işlettiği otoyolların büyük bölümünde bakım ve onarım, karla mücadele özel şirketler, müteahhitler eliyle yapılıyor. Bazı ihaleler zaman zaman oluyor. Buradaki durum biraz daha farklı. 30 yıl süreyle işletme hakkı devrediliyor. Altın yumurtlayan tavuğu üç kuruş karşılığında müteahhitlere verecekler. Bu, ucuz iş gücü ve güvencesiz çalışma ortamı demek. Hâlihazırda yap-işlet-devret modeliyle işletilen otoyollardaki ücretlerin halkın cebine yansımasını görüyoruz. Şimdi bu otoyollarda da işletme devri adı altında özelleştirmeler yapılınca onların da ücretleri yükselecek.
‘HALKIN CEBİNDEN 2-3 KAT FAZLA ÇIKACAK’
“15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinden günlük 500 bin araç trafiği var. Bu yüzden başta İstanbul halkının cebinden olmak üzere, bu insanların oralara ödediği bedeller iki, üç katına çıkacak. Bugüne kadar yapılan özelleştirmelerden Türk halkına bir refah, mutluluk düşmedi. Aksine kölece çalışma ortamları oluşuyor. Madenler başta olmak üzere demir-çelik, TEKEL, çay vb. fabrikalarında bu sorunlar görünüyor. Ya kapatıldılar ya da dışarıdan ithalatçı olduk, çok daha pahalıya alıyoruz. Bugünkü değerle, bu fiyatlarla, 2024 verilerine göre tüm işletme maliyetleri düşürüldüğünde bu otoyol ve köprüler yüzde 96 gelir getiriyor. 2025 verilerine ulaşamıyoruz.
‘TÜM TÜRK HALKI ÖZELLEŞTİRMEYE DUR DEMELİ’
“Özelleştirilince diğer özel sektör fiyatlarıyla 30 yıl boyunca eş güdümlü bir fiyat belirleyecekler. O ücretlendirme üzerinden Türk halkının cebinden paraları almaya devam edecekler. Köprü ve otoyolların özelleştirilmesi halkın sırtına büyük bir yük getirecek. Bıçak kemiğe dayandı. Türk halkı kendi kaynaklarının özelleştirilmesine artık dur demeli. İstanbul halkı başta olmak üzere tüm Türkiye bu özelleştirmeye, peşkeşe dur demeli. Bu özelleştirmeler halkın yararına olmayacağı için milletin iradesine rağmen hayata geçirilmemelidir. Hükümet, bu yanlıştan derhal vazgeçmelidir.”
30 YILLIĞINA ÖZELLEŞTİRİLECEK YERLER
Kararla birlikte 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin yanısıra Niğde-Pozantı Otoyolu, Gaziantep Çevre Otoyolu ile Bursa Çevre Otoyolu’nun Çağlayan-Yenişehir kavşakları arasındaki bağlantı yolları ve bunlar üzerindeki bakım, işletme ve hizmet tesisleri, ticaret, toplama ve yük aktarma merkezleri özelleştirme kapsamına alındı. 2010’da özelleştirme kapsamına alınan Edirne-İstanbul-Ankara, Pozantı-Tarsus-Mersin, Tarsus-Adana-Gaziantep, Toprakkale-İskenderun, Gaziantep-Şanlıurfa, İzmir-Çeşme ve İzmir-Aydın otoyolları ile İzmir ve Ankara çevre otoyolları da karar kapsamında bulunuyor. Özelleştirme; varlıkların bir bütün halinde ya da ayrı gruplar halinde işletme hakkı devri, kiralama, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi, gelir ortaklığı veya diğer uygun yöntemlerle yapılabilecek. Mülkiyet devri gerçekleştirilmeyecek. Özelleştirme tamamlanana kadar bakım ve onarım çalışmalarını KGM yürütecek. Sonrasında ise işletmeyi devralacak şirketlerin bakım, onarım ve diğer yükümlülükleri KGM tarafından belirlenecek ve denetlenecek.
BAKANLIK: MÜLKİYET DEVLETTE KALACAK
Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından işletilen otoyol ve köprülere ilişkin hazırlık çalışmalarının sürdüğünü açıkladı. Başkanlık, çalışmaların “kamu varlıklarının satışını değil, mülkiyetin devlette kalması kaydıyla işletme hakkının belirli bir süre için devredilmesini esas alan bir modelin değerlendirilmesine” yönelik olduğunu belirtti.
Açıklamada, “Bu modelde öncelik gelir elde etmek değil; otoyollarda hizmet kalitesini yükseltmek, bakım ve yatırımları hızlandırmak ve işletme verimliliğini artırmaktır.” denildi.
Otoyolların yıllık 600 milyon dolar kâr ettiği ve 30 yıllık toplam kârın 18 milyar dolara ulaştığı yönündeki değerlendirmelere ilişkin Başkanlık, “600 milyon dolar kâr değil, gelirdir. Bu tutarın yaklaşık 300 milyon doları bakım ve onarım giderlerine ayrılmaktadır. Ayrıca önemli tutarda yatırım ve yenileme harcamaları ile personel ve işletme giderleri bulunmaktadır.” açıklaması yaptı.
Başkanlık, “600 milyon doların doğrudan 30 yıl ile çarpılarak ‘30 yıllık kâr’ veya ‘kamu zararı’ hesabı yapılması teknik ve mali açıdan geçerli değildir.” ifadelerini kullandı.
Açıklamada ayrıca, “Ücretsiz otoyolların ücretli hale getirilmesi, geçiş ücretlerine ilişkin ilave bir artış kararı ve çalışanların mevcut haklarını kaybetmesine yol açacak herhangi bir karar bulunmamaktadır. Sürecin tüm aşamaları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından ilgili mevzuat çerçevesinde, şeffaflık, rekabet ve hesap verilebilirlik ilkeleri esas alınarak yürütülmektedir.” denildi.
VERİLERLE ÖZELLEŞTİRMELER
1980’lerden itibaren uygulanan özelleştirme politikaları, kamu işletmelerinin yanı sıra çalışanların istihdamını da önemli ölçüde etkiledi. Sayıştay’ın 2014 Yılı Kamu İşletmeleri Genel Raporu’nun 22. sayfasında yer alan verilere göre, 1990 yılında 720 bin kişinin çalıştığı Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT)’inde istihdam, 2014 yılı sonunda 195 bine geriledi. Raporda, 2010-2014 döneminde Türkiye’deki toplam istihdam yüzde 26 artarken KİT istihdamının yüzde 18 azaldığı belirtilerek, bu gelişmede KİT’lerin özelleştirilmesinin yanı sıra birçok işin hizmet alımı yoluyla özel sektöre gördürülmesinin etkili olduğu kaydedildi. Sayıştay’ın 2012 Yılı Kamu İşletmeleri Genel Raporu’nun 21. sayfasında da 1990’da 720 bin olan KİT istihdamının 2012’de 214 bine gerilediği belirtiliyor.
1980 sonrası dönemde TEKEL, SEKA, Sümerbank, Et ve Balık Kurumu, TÜPRAŞ, PETKİM, Türk Telekom ve çok sayıda liman ve enerji işletmesi özelleştirme süreçlerinden geçti. Sayıştay, 2007-2013 döneminde kamu sektörünün petro-kimya, tuz ve tütün sektörleri ile araç muayene istasyonları işletmeciliğinden tamamen çekildiğini, elektrik dağıtımı ve üretimi, doğal gaz dağıtımı, imalat, liman işletmeciliği, telekomünikasyon ve ulaştırma alanlarında da özelleştirmeler gerçekleştirildiğini kaydetti. Bu süreçte özelleştirme mevzuatının kendisi de işletmelerin satılması, devredilmesi, küçültülmesi, faaliyetlerinin durdurulması veya kapatılması halinde istihdam fazlası personelin kamu kurumlarına nakledilmesini öngördü.