16 Temmuz 2026 Perşembe
İstanbul 30°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Yönetmen Kültür’den Filistin çağrısı! Sessiz kalanlar hangi hikâyeyi anlatabilir?

Film Yönetmenleri Derneği’nin MUBİ’ye yaptığı çağrıyı paylaşan yönetmenlerden Neslihan Kültür sorularımızı yanıtladı. Kültür, ‘Filistin’de bir çocuğun gözyaşıyla İstanbul’daki bir sinema salonu arasında bir bağ kurabilirsek, işte o zaman sinema gerçekten bir şeyleri dönüştürebilir.’ dedi.

Yönetmen Kültür’den Filistin çağrısı! Sessiz kalanlar hangi hikâyeyi anlatabilir?
GÖZEN ESMER

Film Yönetmenleri Derneği, MUBİ’nin İsrail ordusuna destek veren Sequoia Capital’le ortaklık kurmasına tepki gösterdi. Film Yön, yayımladığı bildiride “Biz sinemacılar bu nitelikteki bir mekanizmanın parçası haline gelmek, Filistin ve Gazze’de soykırım suçu işleyen İsrail ordusuna dolaylı da olsa destek vermek istemiyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Film Yön’ün bu tavrını paylaşan yönetmenlerden birisi de Neslihan Kültür oldu. Kültür, sinemacıların sadece film üretmediğini aynı zamanda hangi dünyanın parçası olduğunu seçtiklerini belirtti. Sanatın kendisinin politik bir duruş olduğunu belirten Kültür, “Bugün Gazze’de, Batı Şeria’da olan biteni görmezden gelen bir sanat anlayışı, kendini ne kadar bağımsız ya da alternatif olarak adlandırırsa adlandırsın; hakikatin karşısında eksik kalır.” dedi.

Kültür’le hem MUBİ’nin kurduğu ortaklığı hem de bir sanatçının, bir aydının Filistin meselesinde göstermesi gereken tavrı konuştuk.

Yönetmen Kültür’den Filistin çağrısı! Sessiz kalanlar hangi hikâyeyi anlatabilir? - Resim : 1

‘SİNEMA GÖRMEKLE BAŞLAR’

- Film Yönetmenleri Derneği MUBİ’nin İsrail ordusuna destek sağlayan Sequoia Capital’le ortaklık kurmasına tepki gösterdi. Bu sebeple de MUBİ’ye çağrı yaptı. Siz de derneğin bu tavrını paylaştınız. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Evet, Film Yönetmenleri Derneği’nin MUBI’ye yönelik yaptığı çağrıyı destekliyorum. Çünkü biz yalnızca film üretmiyoruz; aynı zamanda hangi dünyanın parçası olduğumuzu da seçiyoruz. Sinema yalnızca estetik bir ifade biçimi değildir; aynı zamanda politik ve etik bir duruş biçimidir. Özellikle de şiddetin, adaletsizliğin ve sessizliğin her gün daha da görünür hâle geldiği bir dünyada...

MUBI, uzun yıllardır bağımsız sinemanın alanı olarak konumlanan, filmlerimizin izleyiciyle buluştuğu bir platformdu. Ancak Filistin halkına yönelik sistematik şiddet politikalarıyla doğrudan ilişkili olan bir sermaye yapısıyla (Sequoia Capital) kurduğu ortaklık, bu konumlanmayı ciddi biçimde sorgulatmaktadır. Böyle bir zamanda tarafsızlık diye bir şey yoktur; sessiz kalmak çoğu zaman normalleşmenin ilk adımıdır. Sinema yalnızca “bakmakla” değil, “görmekle” başlar. Bugün gördüğümüz gerçek karşısında susmak, yarın anlatacağımız hikâyelerin ruhunu eksiltir.

Elbette bazıları bu tavrın bağımsız sinema ağlarıyla ilişkimizi zayıflatabileceğini, yaratıcı ifade alanlarını daraltabileceğini düşünebilir. Fakat etik, kısa vadeli kazanımlarla değil, uzun vadeli vicdanla ölçülür. İçerik üretmenin ötesinde, bu içeriği sunan yapılarla nasıl bir ilişki kurduğumuz da sinemacının sorumluluğudur. Bu anlamda derneğin bu çağrısı bir tepki değil, bir hatırlatmadır: Hangi sesleri duyduğumuz kadar, hangi sessizlikleri tercih ettiğimiz de bizi tanımlar.

Yönetmen Kültür’den Filistin çağrısı! Sessiz kalanlar hangi hikâyeyi anlatabilir? - Resim : 2

‘GAZZE KARŞISINDA SESSİZ KALANLAR HANGİ HİKÂYEYİ SAHİPLENECEK?’

- Bir yönetmen, bir aydın olarak Filistin meselesine nasıl bakıyorsunuz? Bir sanatçının, bir aydının tavrı ne olmalı?

Bir yönetmen, bir sanatçı ve bir insan olarak Filistin meselesine yaklaşımım çok nettir: Bu, yalnızca bir politik çatışma değil; aynı zamanda insan haklarının, adaletin ve merhametin sınandığı bir insanlık imtihanıdır. Filistin halkı on yıllardır sistematik baskılara, yerinden edilmelere, yok sayılmalara ve açıkça yürütülen bir etnik temizlik politikasına maruz kalmaktadır. Bu kadar açık ve derin bir haksızlık karşısında sessiz kalmak; tarafsızlık değil, suskunlukla zulme ortak olmaktır.

Sanatçı olmak, sadece bir derdi estetize edip kenara çekilmek değildir. Gerçek anlamda sanat, yeryüzünde olan bitene karşı duyarlılık geliştirmeyi, haksızlıklar karşısında söz almayı ve vicdanın sesini çoğaltmayı gerektirir. Bugün Gazze’de, Batı Şeria’da olan biteni görmezden gelen bir sanat anlayışı, kendini ne kadar bağımsız ya da alternatif olarak adlandırırsa adlandırsın; hakikatin karşısında eksik kalır.

Sanatın kendisi politik bir duruştur. Sanatçı her zaman bir tarafı seçer – ya adaletten yana ya da güçten yana. Bu seçimi estetize ederek gizlemeye çalışmak ya da nötrlük kisvesiyle üzerini örtmek, en hafif tabiriyle konforculuktur. Sanatı yalnızca kişisel ifade biçimi olarak gören, etrafında olanlara dokunmaktan imtina eden ve sığ bir özgürlük anlayışıyla hareket eden bir tavır; hem sanatın ruhunu hem de sanatçının itibarını zedeler.

Bugün Gazze’de yaşananlar karşısında sessiz kalanlar, hangi hikâyeyi, hangi hakikati sahiplenecek? Sürekli adaletten, eşitlikten söz edip, zulüm karşısında susan bir sanat anlayışına “bağımsız” ya da “duyarlı” denemez. O, olsa olsa steril bir sanrıdır; içi boş bir estetik kabuktur.

Bizler ne üretirsek üretelim, sonunda kalbimizin yönü kadar insan, vicdanımız kadar sanatçıyız. Sinema bir bakış meselesidir ve bugün bakılması gereken yer Filistin’dir.

Yönetmen Kültür’den Filistin çağrısı! Sessiz kalanlar hangi hikâyeyi anlatabilir? - Resim : 3

‘KONUŞTUĞUMUZ KÜRSÜNÜN KİMİN KÜRSÜSÜ OLDUĞUNU BİLMELİYİZ’

- Dijital platformlarda bir hegemonya söz konusu mu? MUBİ’nin işbirliği, bir dönem Instagram’ın Filistin’e sansür uygulaması bir örnek. Sizce bu hegemonya nasıl kırılır?

Evet, dijital platformlarda açıkça bir hegemonya var. Görünürde “özgürlük” vadeden bu mecralar, gerçekte sermaye ilişkileri ve politik güç dengeleriyle şekilleniyor. MUBI’nin Sequoia Capital’le yaptığı işbirliği ya da Instagram’ın Filistin’e uyguladığı sansür, bu görünmeyen ama son derece etkili kuşatmanın sadece birkaç örneği. Meselenin özü şu: Kimin sesi duyulacak, kimin sözü bastırılacak — buna algoritmalar değil, güç ilişkileri karar veriyor.

Bu hegemonyayı kırmak için öncelikle görsel ve kültürel üretimi kutsallıktan arındırmak, sorgulamak gerekiyor. Yani bir platformun “bağımsız” ya da “sanat odaklı” olduğunu iddia etmesi, onu otomatik olarak etik bir zemine oturtmaz. Paranın kimden geldiği, hangi değerleri desteklediği, hangi yaşamları hiçe saydığı sorulmadan yapılan her üretim, bu düzenin içinde yer almak anlamına gelir.

Sanatçılar olarak, hangi kürsüde konuştuğumuz kadar, o kürsünün kimin sesi olduğunu da bilmek zorundayız.

‘SADECE IŞIK VE GÖLGEYLE DEĞİL ADALET DUYGUSUYLA FİLM YAPARIZ’

- Sinemacıların başta Filistin meselesi olmak üzere, toplumsal ve insani meselelerde duyarlı olması neden önemli? Sinema, bilinç ve toplumsal dönüşüm arasında nasıl bir ilişki var?

Çünkü sinema yalnızca bir sanat değil; bir tanıklıktır. Kamera bir makine değildir sadece—gören, duyan ve kaydeden bir vicdandır. Sinemacı, yalnızca estetik tercihler yapan bir yönetmen değil; yaşadığı çağın ruhunu taşıyan, görmeye ve göstermeye cesaret eden bir tanıktır. Bu yüzden Filistin gibi insanlığın en derin yaralarından biri karşısında sinemanın susması, aslında insanlığın susmasıdır.

Sanat, özellikle de sinema, insani duyarlılıkla temas etmediğinde anlamını kaybeder. Bizler sadece ışık ve gölgeyle değil, adalet duygusuyla film yaparız. Hikâyelerimiz yalnızca karakterleri değil, yaşadığımız dünyanın acılarını, çelişkilerini ve direncini de taşır. Filistin’de bir çocuğun gözyaşıyla İstanbul’daki bir sinema salonu arasında bir bağ kurabilirsek, işte o zaman sinema gerçekten bir şeyleri dönüştürebilir.

Toplumsal duyarlılık sinemacı için bir ekstra meziyet değil, asli sorumluluktur. Filmlerimiz kadar suskunluklarımızla da hatırlanacağız. O yüzden sadece “ne çektik” değil, “neye sessiz kaldık” sorusu da önemlidir.

Ayrıca şunu da belirtmeliyim: Bugün bu sorunsalın karşısında (Filistin) hala freudgen film çeken adam benden değildir! Üstelik sınırsız imkânı varken. Üstelik büyük bir sermayesi varken bunu bundan yana kullanması utanç veridir. Maalesef ki sermayeler buralara gidiyor. Ve birçok fikir ve yetenek de o imkânlara sahip olamadığı için suskunluk içinde yok oluyor.

- Son olarak okurlarımıza ne söylemek istersiniz?

Bazen düşünüyorum: Biz bu dünyayı çocuklara nasıl bırakıyoruz? Ya da daha doğrusu, nasıl bir dünya kaldı ki elimizde çocuklara “işte senin geleceğin bu” diyebiliyoruz? Sürekli bozulan, hızla tüketilen, neyin doğru neyin yanlış olduğunun bile netliğini yitirdiği bir dünya. Ama çocuklar hâlâ buradalar. Susarak, sorarak, kendi yollarını arayarak... Ve biz sinemacılar, belki de onlara bırakacağımız en gerçek şey hikâyelerimiz.

Çocuklar masum değildir; çünkü masumiyet edilgen bir hâl değil, bir mücadeledir. Onlar sadece temiz bir sayfa değil, aynı zamanda dünyayı yeniden yazma ihtimalidir. Ve sinema, bu yeniden yazma ihtimali için eşsiz bir araçtır.

Ben çocuklara bakarken sadece izleyici değilim; aynı zamanda borçluyum. Onlara daha iyi bir hikâye anlatmaya, daha adil bir dünya tahayyül etmeye mecburum. Sinema da bu mecburiyetin sesi olabilir. Belki bir sahnede, belki tek bir kadrajda, belki sadece bir bakışta… Ama orada, o anda, yeniden insan olabiliriz.

Ve bu dünyada “yeniden insan olmak”tan daha devrimci bir şey varsa, ben henüz bilmiyorum.

Sinema Filistin