18 Temmuz 2026 Cumartesi
İstanbul 31°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Yörük kültürü üç telli cura ile geleceğe taşınıyor

Antalya'da yaşayan 71 yaşındaki cura ustası Osman Kırca, kültürel mirası yaşattığı için 'Yaşayan İnsan Hazinesi' ödülüne layık görüldü.

Yörük kültürü üç telli cura ile geleceğe taşınıyor
A+ A-

Antalya’nın Kaş ilçesinde çocuk yaşta çobanlık yaparken üç telli cura çalmayı öğrenen Osman Kırca, yarım asırdır bu Yörük geleneğini sürdürüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından "Yaşayan İnsan Hazinesi" seçilen Kırca, ödülünü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın elinden aldı. Bugüne kadar müzik öğretmenleri de dahil olmak üzere yaklaşık 200 öğrenciye eğitim veren usta sanatçı, yurt içinde ve yurt dışında konserler verdi. Kültürel mirasın unutulmaması için çalışan 71 yaşındaki Kırca, birikimini gelecek nesillere aktarmayı hedefliyor.

ÜÇ TELLİ CURA HİKAYESİ, DEVLET ÖDÜLÜYLE TAÇLANDI

Antalya'da, ömrünü dağlarda hayvan otlatırken çalmaya başladığı Yörük çalgısı üç telli curaya adayan Osman Kırca (71), Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 'Yaşayan İnsan Hazinesi' ödülüne layık görüldü. Geleneğin son temsilcilerinden olan Kırca, gönül verdiği curasıyla unutulmaya yüz tutan kültürel mirasa sahip çıkıyor.

Kaş ilçesinde çocukluk yıllarında Torosların sarp kayalıklarında çobanlık yaparken müziğe merak salan Osman Kırca, yarım asrı aşan ömrünü unutulmaya yüz tutmuş bir Yörük geleneğine adadı. Çocukluk yıllarında babasının, telleri koparır endişesiyle sazına dokundurmadığı Kırca, 15 yaşında göç yollarında eline aldığı 3 telli curasıyla atalarının mirasını günümüze taşıdı. Babasından gizlice hayvanları otlatırken çalmaya başladığı curasıyla doğanın ritmini bestelere döken Kırca, yeteneğiyle de Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 'Yaşayan İnsan Hazinesi' ödülünün sahibi oldu. Ödülünü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden alan Kırca, bu kültürel mirası yaşatmaya devam ediyor.

‘200 ÖĞRENCİYE DERS VERDİM’

Müzik öğretmenlerine de cura eğitimi verdiğini söyleyen Osman Kırca, “Bu üç telliyi 15 yaşında aldım elime. O zamanlar çobanlık meşhurdu ve göç oluyordu. Biz develerle bütün göç yollarında konaklayarak yaylaya göçtük. O zaman çobanlar boğaz çalardı. Onu bu üç telliye dökmüşler. Ben de ona şahidim zaten. Bu boğazları da ben bu şekilde çalıyorum. Atalardan kalma. Bunları zaten benden önce çalanlar vardı. Bu üç telliyi çalan yok. Müzik öğretmenlerini çok yetiştirdim, 200 öğrenciye ders verdim. Notaya gittikleri için illaki kıvırıyorlar. Atalarımızda nota mı varmış? Ben bunu notayla mı öğrendim? Nota güzel ama çocuklar illa benim çaldığımı çalamıyor" dedi.

‘GÜNEY KORE'YE KADAR ŞU ÜÇ TELLİ BENİ UÇURDU’

Şartlar gereği çobanlık yapmak zorunda kaldığını söyleyen Osman Kırca, “O zaman babamın hayvanları biraz fazlaydı. Mesleği bırakma şansım yok. Ben 5’inci sınıftan çıktım, matematiğim çok kuvvetliydi. Öğretmen ‘Bu çocuğu okut’ dedi, ben çok ağladım zırladım ama okutmadı. Atalarda bunlar var o zaman. İyi kötü yapanlar var, ellerinde. Babamın haberi yoktu. Amcamın oğluna ‘Bana bir cura bul’ dedim. Babam sazını elletmezdi, tel yok diye. O zaman tel gemiyle geliyordu. Sonra hayvanların arkasında curaya başladım. Allah'ıma şükür bu dağlarda, göçlerde, bellerde bunu çalarken buralara kadar ulaştık. Güney Kore'ye kadar şu üç telli beni uçurdu" diye konuştu.

ÖDÜLÜNÜ ERDOĞAN’IN ELİNDEN ALDI

Cura sayesinde onlarca dost edindiğini söyleyen Kırca, “Nice dostlar kazandırdı. Sayın Cumhurbaşkanımızdan da ödül aldık. Bugüne kadar gelen herkese çaldım, söyledim. Bir gün Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan geldiler. 12 gün boyunca memlekette ne kadar cura çalan varsa izlemişler, dinlemişler. Sonrasında bana bir telefon geldi. ‘Sen Cumhurbaşkanından Ankara'da ödül alacaksın' dediler. Seçimle verilen bir ödülmüş" dedi.

‘BUNLAR UNUTULMASIN DİYE ÇOK ŞEY YAPTIM’

Yaşına rağmen konserlere gitmeye devam ettiğini belirten Kırca, “Yörük dernekleri var, göçleri var mesela. Oralarda konserler veriyordum. Binlerce yere götürülüp getiriliyoruz. Müzik yolda belde çalınan bir alettir, çok kıymetlidir bu. Bunların kıymetini keşke çocuklara geriye dönmüş olsa da çalsalar. Bunlar unutulmasın diye ben çok şeyler yaptım. İsterim ki devlet bize bir okul yapsın, ben çocukları okutayım. 6 çocuğum var. En ufak oğlum çalıyor. Benden üstün. Ben sazlarımın hepsini ona verdim. Ama o da konserlere gitmiyor. Evde benimle çalıyor. Bu cura bana binlerce dost kazandırdı. 5-10 keçim var. Eski eserleri unutmayayım diye buralarda çalıyorum. Yaşlandım artık çalarken de yoruluyorum" diye konuştu.

Antalya