Ziverbey'den 15 Temmuz'a: Gladyo'ya indirilen ilk büyük darbe
Vatan Partisi MKK Üyesi Ferit İlsever, ABD ve NATO güdümlü kontrgerillanın karanlık geçmişini, Mehmet Eymür’ün Ergenekon kumpasına uzanan yalanlarını ve işkenceci MİT görevlisiyle yıllar sonra yaşanan yüzleşmeyi anlattı.
Vatan Partisi Merkez Karar Kurulu (MKK) Üyesi Ferit İlsever, Türkiye'nin kontrgerilla ile mücadelesinin tarihi dönemeçlerini bir bir anlattı. 1972 yılındaki Ziverbey Köşkü işkencelerinden Mehmet Eymür'ün İngiliz istihbaratı yalanlarına ve kontrgerillanın 15 Temmuz'da aldığı nihai yenilgiye kadar uzanan süreç, bir kez daha gözler önüne serildi.
"MİLLETİMİZİ DENETİM ALTINDA TUTMAK VE BÖLMEK AMAÇLIYDI"
Türkiye'de kontrgerillanın yapısına ve hedeflerine dikkat çeken İlsever, "Uzun yıllar yürüttüğümüz mücadele ile kontrgerillanın ABD emperyalizmi ve NATO’nun güdümünde, milletimizi denetim altında tutmak ve sonra da bölmek amaçlı bir örgütlenme olduğunu netleştirdik. NATO’nun kontrgerilla merkezine bağlı bu örgütlenme, ABD egemenliği için Genelkurmay’ımızı, TSK’mızı, hükümetlerimizi, partileri ve kitle örgütlerine kadar milletimizi denetim amaçlı faaliyet gösteriyordu" dedi.
MEHMET EYMÜR’ÜN 'BOĞAZİÇİ' YALANI
1972 yılında, 12 Mart Darbesi sürecinde yaşanan operasyonlara değinen İlsever, dönemin CIA-MİT görevlisi Mehmet Eymür’ün kurguladığı senaryoları şu sözlerle anlattı:
"Mehmet Eymür ve Necdet Küçüktaşkıner... Bunlarla 1972 yılındaki kontrgerilla operasyonlarında tanıştık... 1972’nin Nisan ayıydı. Zaman zaman olduğu gibi, bu günlerde de İstanbul Boğaziçi Üniversitesinde asistan arkadaşım ve partimizin dostu Cahit Düzel’i ziyarete gitmiştim... Bu arada MİT ve İstanbul Emniyeti beni yakalamak için, Cahit Düzel’in evine operasyon düzenliyor. Operasyonun başında Mehmet Eymür var. Burada bulamayınca, Rumelihisarı’nda gözaltına alındım."
Eymür'ün yıllar sonra, Ergenekon kumpası sürecinde bu olayı çarpıtarak İngiliz istihbaratıyla bağ kurmaya çalıştığını belirten İlsever, kumpası bir kez daha şu açıklamasıyla çürüttü:
"2012 yılında Eymür, benim Hillary Summer Boyd’a ziyarete gittiğimi ve bu evde yakalandığımı yazdı. Tamamen yalan. Ben bu evde yakalanmadım ve adı geçen profesörü Eymür yazana kadar ne biliyorduk ne de tanıyorduk... Eymür’ün 2000’li yıllardaki bu suçlamaları Partimizi, yargılandığı Ergenekon Davası’nda karalama amaçlıydı. Tabii, hiçbir işe yaramadığı gibi, Partimize 20 bin TL tazminat ödemeye mahkûm edildi."
ZİVERBEY KÖŞKÜ: "BURADA ANAYASA, BABAYASA YOKTUR!"
Gözaltı sürecinde Ziverbey Köşkü'nde yaşanan karanlık sorgu günlerine ışık tutan İlsever, o anlardaki dehşet ortamını bizzat yaşayan biri olarak şöyle aktardı:
"Ellerim kollarım bağlı, gözlerim bantlı bir şekilde bir araca bindirildim. Bir süre sonra indirildim ve ilk ses; 'Yat yere!'... Biri konuşmaya başladı; 'Burası Genelkurmay Başkanlığına doğrudan bağlı Kontrgerilla Karargâhı’dır. Burada Anayasa, Babayasa yoktur. Anlat bakalım.' Ardından falakalar, elektrik işkenceleri vb. Olayın canlı tanığı, hatta yaşayanlardan biri de Cumhuriyet gazetesi yazarı, arkadaşım İlhan Selçuk’tu... Oradan İstanbul Emniyet Müdürlüğüne götürüldük. Daha sonra, Ankara’ya Mamak Cezaevi’ne…"
İŞKENCECİ İLE TARİHİ YÜZLEŞME: NECDET KÜÇÜKTAŞKINER OLAYI
Sürecin en can alıcı noktalarından biri ise, Ziverbey'deki sorguculardan MİT görevlisi (daha sonra avukat) Necdet Küçüktaşkıner ile yıllar sonra bir avukatlık bürosunda yaşanan yüzleşme oldu. Aydınlık gazetesinin emek sayfası sorumlusu Gülay Göktürk'ün işkenceciyi adliyede teşhis etmesiyle başlayan sürece yönelik İlsever şunları söyledi:
"Beni görünce o ne korku, ne heyecan. 'Beni öldürmeye gelmişler!' diye düşünüyor... Sakinleşmesi için, 'Dur, seni öldürmeye gelmedik. Söyleşi yapacağız.' dedik. Biz sorduk, o anlattı; 'Babam da MİT’te görevliydi. O’nun yardımıyla beni MİT’e aldılar. Burada sorguyu, işkenceyi öğrendik... Sorgunuzu Mehmet Eymür’le birlikte yaptık. ‘Burası Kontrgerilla Karargâhı!’ sözleri Eymür’e ait. Evet, doğrudan Genelkurmay Başkanlığına bağlı olarak çalışıyorduk. İşkence vb. yapılanlardan üzgünüm. Bu yüzden o işi bıraktım, avukatlığa döndüm.'"
"KONTRGERİLLAYA İNDİRİLMİŞ İLK BÜYÜK DARBE"
Kontrgerilla ile kesintisiz mücadelenin yıllar boyunca hız kesmeden devam ettiğini vurgulayan İlsever, MİT Raporu sürecine ve dönemin MİT görevlisi Hiram Abas'ın Aydınlık'ın gücünü kabul eden tarihi itirafına da dikkat çekti. Turgut Özal, Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz iktidarları döneminde Gladyo'nun hedeflerini tamamen deşifre ettiklerini belirten İlsever, NATO güdümlü bu karanlık yapının Türkiye'deki nihai hezimetine kadar uzanan süreç hakkında şunları kaydetti:
"Sonraki yıllarda ‘MİT Raporu’ dolayısıyla kontrgerillayla mücadelemizden sonra, MİT görevlisi Hiram Abas, ‘Aydınlıkçılar MİT’e iki kez darbe indirdiler!’ derken, bu mücadelelerimize vurgu yapıyordu. Sonraki yıllarda Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, Turgut Özal iktidarları döneminde yürüttüğümüz mücadele ile kontrgerillanın ABD emperyalizmi ve NATO’nun güdümünde, milletimizi denetim altında tutmak ve sonra da bölmek amaçlı bir örgütlenme olduğunu netleştirdik. NATO’nun kontrgerilla merkezine bağlı bu örgütlenme, ABD egemenliği için Genelkurmay’ımızı, TSK’mızı, hükümetlerimizi, partileri ve kitle örgütlerine kadar milletimizi denetim amaçlı faaliyet gösteriyordu. En son 15 Temmuz 2016 darbe girişimine TSK ve milletimizin verdiği büyük cevapla yok olup gittiler."