Zoonotik enfeksiyonlara karşı dünya artık daha hassas
Atlas Okyanusu’nda seyreden Hollanda bayraklı ‘MV Hondius’ adlı yolcu gemisinde ortaya çıkan hantavirüs vakaları, dünya sağlık otoritelerini alarma geçirdi.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), gemide bildirilen sekiz şüpheli vakadan beşinin laboratuvar testleriyle doğrulandığını açıkladı. Üç kişinin hayatını kaybetmesi olayın uluslararası boyutta dikkat çekmesine neden oldu.
SESSİZ TEHDİT
Olayın ders çıkarılması gereken yönü, zoonotik hastalıkların artan stratejik önemi. İklim değişikliği, küresel seyahatlerin artması ve insanın doğal yaşam alanlarına daha fazla müdahale etmesi nedeniyle kemirgen kaynaklı enfeksiyonların gelecekte daha sık görülebileceği değerlendiriliyor. Bilim insanları özellikle Güney Amerika’daki kemirgen popülasyonlarındaki artışın hantavirüs riskini yükseltebileceğine dikkat çekiyor.
Son olay, Kovid-19 sonrası dönemde dünyanın zoonotik enfeksiyonlara karşı ne kadar hassas olduğunu bir kez daha gösterdi. Küçük bir kemirgen kaynaklı virüsün bile uluslararası sağlık sistemlerini alarma geçirebilmesi, biyogüvenlik ve küresel salgın hazırlıklarının önemini yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlara göre hantavirüs şu an için ‘yeni bir pandemi’ değil ancak modern dünyanın karşı karşıya olduğu sessiz biyolojik tehditlerden biri.
ATLANTİK’TE ALARM
Sağlık uzmanları, virüsün özellikle Güney Amerika kökenli ‘Andes suşu’ olabileceği üzerinde duruyor. Bu suş, nadir de olsa insandan insana bulaş gösterebiliyor ve ölüm oranı yüksek.
DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, mevcut durumun Kovid-19 benzeri küresel bir pandemi anlamına gelmediğini vurguladı. Yetkililer, hantavirüsün koronavirüsler kadar hızlı yayılmadığını ifade etti. Gemide bulunan yolcu ve mürettebat farklı ülkelerden geldiği için olası temaslıların takibi için uluslararası sağlık kurumları arasında eşgüdüm kuruldu, gemiden ayrılan yolcular izlemeye alındı.
Olayın küresel bir sağlık krizine dönüşme ihtimali düşük olsa da vakaların ortaya çıktığı ortam dikkat çekiyor. Kruvaziyer gemileri, kapalı alan yapıları ve yoğun insan teması nedeniyle bulaşıcı hastalıklar açısından hassas bölgeler olarak kabul ediliyor. Kovid-19 pandemisi sırasında da çok sayıda yolcu gemisi salgın merkezine dönüşmüştü. Bu nedenle uzmanlar, hantavirüs olayının modern dünyanın biyolojik kırılganlığını yeniden gözler önüne serdiğini ifade ediyor.
Türkiye’de risk yok
Uzmanlar, Türkiye’de zaman zaman sınırlı hantavirüs vakaları görülse de mevcut olayın Güney Amerika kaynaklı özel bir suşla ilişkili olduğunu ve Türkiye’de toplum sağlığını tehdit eden aktif bir yayılım olmadığını vurguluyor. Sağlık otoriteleri özellikle sosyal medyada yayılan abartılı ‘yeni pandemi’ iddialarına karşı dikkatli olunması gerektiğini ifade ediyor.
Bununla birlikte uzmanlar, kemirgen kontrolü, hijyen önlemleri ve zoonotik hastalık izleminin önemine dikkat çekiyor. Özellikle kırsal bölgelerde depo, ahır ve uzun süre kapalı kalmış alanların temizliği sırasında dikkatli olunması gerektiği belirtiliyor. Çünkü hantavirüsler çoğunlukla kemirgen dışkılarının havaya karışmasıyla bulaşıyor.
Hastalık başlangıçta grip benzeri belirtiler gösteriyor; ateş, kas ağrısı, halsizlik ve baş ağrısıyla ortaya çıkıyor. Ancak bazı hastalarda tablo hızla ağırlaşarak akciğer ödemi, ciddi solunum yetmezliği ve şoka dönüşebiliyor.