Hüsnü Uçar

Hüsnü Uçar

Aşağılık kompleksi

 Karım ile beraber deniz kıyısına doğru gidiyorduk. Sağımızda solumuzda sayfiye evleri vardı. Gerçi ev kelimesi pek uygun olmuyor. Saray yavrusu köşkler demek daha doğru olur. Bir süre bu sarayımsı evleri seyrettikten sonra eşim bana çok hoş bir soru sordu.

- "Hüsnü, insanlar neden böylesine büyük evleri alırlar ki ?"

 Üzerinde düşünülmesi gereken bir soru. İnsanlar neden büyük evleri alırlar? Karı koca ve hadi çocuklar da olsun. Hadi hadi aile büyükleri de olsun. 3-4 katlı ve en az 15 odalı bir evde oturmanın mantığı nedir? Aynı şekilde beyin jimnastiği yapmaya devam edersek, insanlar neden çok lüks ve büyük arabalar alırlar? Birçok zaman, kişi tek başına işine gidip gelecek, bilemedin hafta sonu çocuklar ile gezmeye gidilecek. Günlük kullanım için siyah renkli, dört çeker ve çok kocaman arabanın ne gereği var? Aynı şekilde, ne sebeple bazı insanlar kocaman 3-4 katlı motoryat sahibi olurlar?

Reklamdan sonra devam ediyor

 22 metrelik bir motoryat sahibi ile konuşuyordum. Tekneye genellikle kaç kişi bindiklerini sordum. "Çoğunlukla ben, karım ve kaptan oluyoruz" dedi . Peki, acaba teknede kaç yatak odası var? Teknede 6 yatak odası varmış. Üç kişi için kocaman bir gemicik tabii ki pek mantıklı değil. Kişiye böylesine büyük bir tekneyi neden aldığını sordum. Adam derin bir nefes aldı ve salaklığına mantıklı bir gerekçe bulunabilir mi diye düşündü ve sonra vazgeçip doğruyu söyledi: "hırs yaptım" dedi. Peki nasıl hırs olmuş?  "Daha önce 12 metrelik gayet güzel bir motoryatım vardı. Mikanos'a gitmiştim. Bir de baktım ki orada bağlı tekneler arasında en küçük olan benimki. İşte böylece hırs yaptım ve bu tekneyi aldım." Bu açıklama son derece doğru, mantıklı ve gerçekçi bir açıklamadır. Tabii ki, bu kişinin hırs diye ifade ettiği duyguya biz psikiyatristler aşağılık kompleksi deriz. Aslında her insanda aşağılık ve üstünlük kompleksi bir arada ve beraberce vardır. Ancak bazı insanlarda biri ve bazılarında da diğeri diğeri daha güçlüdür. Yani herkesin içindeki bu aşağılık ve üstünlük duygusu diyalektikteki zıtların birliği ilkesi uyarınca karşılıklı bir denge içindedir. Eğer ki, aşağılık kompleksi daha bir ön plana çıktıysa kişi kendisini beceriksiz, zavallı, güçsüz ve zayıf hisseder. 12 metrelik motoryat içinde ilk hissedilen duygu budur. Sonuç olarak 22 metrelik o motoryat içinde kişi kendisini daha güçlü hissediyor.

 Karı koca ve iki çocuk ile beraber  15 odalı bir saray yavrusunda yaşamanın mantığı da aynısıdır. Veya her gün kocaman bir araç kullanmanın gerekçesi de farklı değildir. Araba insanın bir yerden başka bir yere gitmesi için bir araçtır. Ancak arabanın esas görevi aslında sadece bu değildir. Bu gibi konularda sohbet ederken bir arkadaşım çok hoş bir espiri yapmıştı. " Eh, ne yapsınlar yani diğer insanlara cüzdanlarını açıp, paralarını göstere göstere dolaşmaları mümkün değil " demişti. Tabii ki bu espiri çok doğruydu. Arabanın da, 22 metrelik motoryatın da en önemli görevi o kişinin çevreye zengin olduğunu göstermesidir. Büyük araba ile yolculuk edince, büyük evde yaşayınca ve büyük odalarda büyük masaların arkasına oturunca kişi kendisini daha büyük, güçlü ve üstün hisseder. Ancak bu süreç bitmeyen bir senfoni gibidir. 12 metrelik bir motoryat yerine 22 metrelik bir gemicik bugün için size yeterli gelebilir. Ama yarın bu da yetmeyebilir. Muhakkak ki yetmeyecektir. Eee, peki o zaman napçaz ?


Aydınlık'ı desteklemek için Facebook ve Twitter'da takip edin!
Hüsnü Uçar Arşivi
Köşe Yazıları Tüm Yazarlar
Tüm Haberler
Tüm Haberler Daha Fazla Göster
0.33 4.60 4.98 4.72