Tunca Arslan

Tunca Arslan

Sabahattin Ali’yi sevmek...

Kendisine sorulabilse kesinlikle “alacaklı” olduğunu söylemez, böyle bir duyguya sığınmaz ve aklına bile getirmezdi ama 1950’lerden itibaren ülkemizdeki okur ve yazar kuşakları ile aydınların en çok borçlu olduğu isimlerden biridir Sabahattin Ali. Ona çok borcumuz var.

1948’de halen tam olarak aydınlatılamamış bir cinayete kurban gitmesi, sırtımızdaki en büyük borç yüklerinden biridir.

Öğretmenliği, roman ve öyküleri, şiirleri, çevirileri, mektupları, dergiciliği için borçluyuz...

Onca baskıya, yasaklamaya, tutuklamaya rağmen bir gün bile eğilmediği, hep dik durduğu, neşesini ve umudunu hep koruduğu, gerçek aydın tavrından hiç ödün vermediği için borçluyuz...

Eserlerinde İstanbul’u, Ankara’yı, Anadolu’nun tozlu çamurlu yollarını, köy ve kasabalarını, Anadolu insanını büyük bir gerçeklik içinde aktarmayı başardığı için borçluyuz...

Yarı aydınları, yumurtadan çıkıp kabuğunu beğenmeyenleri, halka nefret ve acımayla bakan bürokratları kalemine doladığı için borçluyuz...

O zor günlerde eşine ve kızına sevgisini eksik etmediği için... Aşkın her halini anlattığı için...

Üç kuruş için iktidarlara ve saraylara el açıp kulluk etmektense, sırtına gocuğunu, ayaklarına çizmelerini geçirip kamyon şoförlüğü yaptığı, hep namuslu kalmayı başardığı için borçluyuz.

SIRA DIŞI BİR SÖZLÜK

Reklamdan sonra devam ediyor

Sabahattin Ali’nin tüm kitaplarının ve hakkında yazılanların kitaplığımda genişçe bir raf, özel bir köşe oluşturduğunu söyleyebilirim. Özel bir amaç gütmeden, Sabahattin Ali’yle ilgili her şeyi okumaya çalışıyorum uzun süredir.

Atilla Birkiye’nin, yayım dünyamıza yeni katılan Siyah Kitap aracılığıyla okurlarla buluşan”Sabahattin Ali’nin Yapıtlarını Sevme Sözlüğü” adlı sıradışı çalışması da bu birikime önemli bir katkı niteliğinde.

Yazar-edebiyat incelemecisi Atilla Birkiye, Sabahattin Ali kitaplarıyla nasıl tanıştığını, 1978’deki “Ölümünün otuzuncu yıl anma toplantısı”nı, yazara ilgisinin artma ve yoğunlaşma sürecini, aldığı notları, verdiği kararları, anı tadında anlatıyor kitabın giriş bölümünde. Yıllarca kafasında taşıdığı Sabahattin Ali hakkında böylesi bir çalışma ortaya koyma düşüncesini, geçen yılki biri altı haftalık, diğeri iki günlük atölye çalışmalarının ardından yaşama geçirmiş Birkiye ve sonuçta 271 sayfalık bu kitabı tamamlamış.

NEDENSİZ SEVİLMEZ

Sabahattin Ali üzerine daha önce yazılan anı, röportaj, yaşam öyküsü ve inceleme kitaplarından epeyce farklı bir boyut taşıyor “Sabahattin Ali’nin Yapıtlarını Sevme Sözlüğü”. Birkiye tam anlamıyla yazarın yapıtları ve yaşamının derinlerine dalarak 94 maddelik bir sözlük oluşturuyor, kuyumcu titizliğiyle kitapların, sayfaların, satırların arasında geziniyor, çağrışımların peşine düşüyor, kimi yan alanlara açılmaktan da kaçınmıyor. “Acımak”tan “Kaçış”a, “Adalet”ten “Öfke”ye, “Çamur”dan “Taşra”ya, “Zaman”dan “Üzüntü”ye açılan yelpazede Sabahattin Ali evreninde ilintiler kuruluyor, yazarın tutkunları için yepyeni bir zemin oluşturuluyor, öğretici bir keşif yolculuğuna çıkılıyor.

O iç acıtıcı unutulmaz “Ayran” öyküsüyle “Doğa” ya da “Hanende Melek”in hüzün verici Hüseyin Avni Bey’i ile “Çamur” maddelerinde gezinmek istiyorsanız...

“Kürk Mantolu Madonna”da niye Andreas del Sarto’nun “Madonna delleArpie” tablosuna gönderme yapıldığını, çok daha ünlü ressamlar da konu edinmişken romanda neden onun Madonna’sının seçildiğini merak ediyorsanız, Birkiye’nin kitabını okumaya başlayın.

Sabahattin Ali gibi büyük yazarlar “nedensizce” sevilmez. Atilla Birkiye büyük bir emek harcamış, nedenleri sıralamış ve hepimiz adına borç ödemeyi sürdürmüş.


Aydınlık'ı desteklemek için Facebook ve Twitter'da takip edin!
Tunca Arslan Arşivi
Komiser Cemil: “Ya bir kez kaybederseniz!”
Varsa bir durum...
Başkan parmağı ve ‘Kırmızı Gül’
İran usulü sarsıntı: ‘Satıcı’
Şimşek çaktığında…
'Çin Seddi'nde duvara çarpmak
Kuzey Koreli yoksul balıkçı
2016’ya iyi veda: ‘Ben, Daniel Blake’
Nilüfer’de 2017: Orhan Kemal
Ozon dokunuşu: Frantz
Ülkücüler 12 Eylül’e bakamazken...
Çocuklar neden ölüyor?
‘Adam mısın!’: Beş kalas, bir heves
Hz. Muhammed filmine saldıran İslamcılar
Akkad’dan Mecidi’ye Hz. Muhammed filmi
'Kıran Resimleri' sahnede
Film festivallerinde kitaplar
Gene Hindistan’a açılıyoruz
Kılıç yarası gibi…
Oğuz Atay ve ‘Tatlı Budala’
Berfin Bahar’da Yılmaz Güney
Cabbar ve Cevher
Vedat Türkali ve iki karanlık
Shakespeare yaşıyor ve savaşıyor
Aklıma takılan sorular
Orhan Pamuk’tan mektup bekliyorum
Orhan Pamuk’tan mektup bekliyorum
Chaplin Sıradağları’nda keşif yolculuğu
Chaplin Sıradağları’nda keşif yolculuğu
Bir dolarlık cadı
‘Sen ona yazar mı diyorsun?’
Tarzan ve Afrika’nın sahte dostları
Çin, Mo Yan ve değişim
Köy yolundaki şarampol
Bugünün liselisi
Katil eden sağlık sistemi
İlhami Bekir Tez’i tanımak
Dağlar gibi gençler âlemde perişan oldular
Uyanan bir kültür hücresi
Şehir düştü!
Ölüm yıldönümünde Victor Hugo
Film festivalinin ardından...
Eva’nın öldükten sonra yaşadıkları
Arzu Okay’ın dönüşü
Çığlık çığlığa bir sevda
Bir zamanlar Tang Hanedanlığı’nda
Gönül dili ve sinema dili
Batman ve Superman: Karıştır-barıştır
Ara Güler belgeseli neden elendi?
‘Zor durumda bir herif!’
Annemin yarısı
Metin Göktepe’ye saygısızlık
Harem’e giren terlerken...
Barda, Balıkçı’da Zaman’da
Denizci Osman Muhtar’ı tanımazsınız...
Oscar’da keçiboynuzu tadı
Orhan Pamuk’un Giocasta’sı
Cüzam ve Furuğ
‘İftarlık Gazoz’ ve karıncanın itibarı
Gökyüzü kararıyor
Hıncal Uluç’la fikri takip
Dünyaya bir adam düşmüştü
İkinci Ertuğrul faciası
Anıları bile sahteydi!
Şehrimizden bir koleksiyoncu gitti
İnan Kıraç’ın cebindeki tablo
Işın kılıcı ve sünnetçi usturası
Kızılca kıyamet koparken...
Genç Sivil-Osmanlılar için ‘Yıldız Savaşları’
Aslan sütü
Sinema salonundaki geçit
Ve gemi köpürür...
Becerikli Bay Oğuz Gözen
Ayşen Gruda’ya onur ödülü
Leyla Umar’ın ardından
Kitap Fuarı’nda 3 istihbaratçı
Kasırgada dans eden uçurtma: James Bond
Çorak arazide geyik avı
Pasolini’nin yaşamı ve ölümü
Ürkütülmüş atlara kulak kabartmak
Klinik vaka bir ‘eleştirmen’
Acı ve bulantı
Frankfurt Türk Film Festivali
‘Aşktan da Üstün’ filmler
Madımak ve zamanaşımı
Sistem ve tetikçileri
Godzilla Selahattin
İşçi gözüyle modern sanat
‘Kanlı Postal’: 12 Eylül ve PKK
Oktay Akbal’ın ‘Dondurmalı Sinema’sı
‘Son Kumsal’ı unutmayın
Dorasan’dan bir bilet...
Tarihe gömülen koca koca atlar...
‘Savaşta mertliği bilirdik...’
‘Görevimiz Tehlike’ Turandot ve aklayıcılar
Tarık Dursun K. ve bir figüranın ölümü
‘Cennetteyim, çünkü halkıma hizmet ettim’
Birini düşününce, diğeri de...
Ak-Sinema sinek avlıyor: Darbe
Pervin Par’ın ardından...
Hayalet ve Karanlık
Ben de boksu bırakıyorum...
Erdem ve irade: Robespierre
‘Pax Americana’ bombaları
Hasan Bülent Kahraman’ın gecesi ve gündüzü
Bir Rabia Kader vardı...
Küçük olsun, bizim olsun
Filozof aranıyor!
Kadınları seven Müslüman: Ömer Şerif
Danimarka western’i: ‘İntikam’
Gezi ve yumurtasız omlet
Sosyal medya yalanları
Keşke daha karanlık olsaydı
Eleştiri, ödülden üstündür
Asiler ile asillerin maçı
Mehmet Akif’ten günümüze
Sinema belgeciliğinde yeni adım
Berfin Bahar 20 yaşında
Ayşe Şasa ve kâğıttan Kaplan
Ahmet Altan’ın gözlerine bakarak...
Sinemada Hong Kong rüzgârı
Nazım, ‘Aydınlık’ı anlatıyor
‘Mutlu son ne demek abi?’
Brecht’in kemikleri sızlarken...
Orhan Pamuk’un tarçınsız bozası
İhaleyle kültür
Kelebeğin mahmurluğu
İmzalı kitaplar
Ver coşkuyu kolonlara!
Yalan mabedi
Zeki Alasya ve Amerikan esprisi
Kaçırılmayacak randevular
Kan, ter ve gözyaşı şelalesi
‘Umacı’sız öyküler
Ancak bu böyle gitmez...
Günaydın’ın veda busesi
Kesintisiz eksiklik
En yaşlı yönetmen öldü
Festivalde Yeşilçam onuru
Rengârenk film yelpazesi
İkarus’un kanatları
Cem Gürdeniz’le ‘toka etmek’
Cemaat broşürü
Gezi'yi satanlar
Umut Hanım’ın hortlakları
Giyotinin eşitlikçiliği
Çin istihbaratının romanları
SİYAD ve 3,14...
Kuşlar benim umudumdur...
Süleymaniyeli Ahmet’in soyundan...
Kadınların düşleri ve gerçekleri
Yaşar Kemal ve Mustafa Kemal
Yaşar Kemal ve 'Biji Obama!'cılar
Yaşar Kemal sinemanın erişemediğidir
Kabataş ve Emek yalancıları
Oscar için çocukları da vurun
‘Sıska’ya saygı
Polisiye edebiyat doyurucudur
Kafa, kol ve vicdan
Öldürmeyen zehir, güçlendirir
Faullü güreşenler
Yeşilçam’a dönüş
‘Türkiye, ayağa kalk!’
Yılmaz Erdoğan’a da soralım
Şom ağızlı
Bankalar ve sanat
‘Yıldızlararası’ndan ‘Geçmiş’e
Bir nefes Demis Roussos
Sanat gibi güreşenler
Muhafazakâr Kara Murat
Senaryolar ve iddialar
Emek için yeniden...
Sinan Çetin’e iki öneri
Rosi’nin sıkılı yumrukları
Öfke ve çözülme
Gövde ve kafa
Çinlilerden korkmayın!
İlk umut Çanakkale
2014’ün ardından...
Küçük burjuvazinin refahı
Bay Pazar
Aragon, aşk ve vatan
Edebiyatın madencileri
Afyon değil, bale
Yeni Olgu’nun 30. Yılı
Bizim şarlatanlar
Attila İlhan ve Osmanlıca
Bilginer konuşuyor!
‘Kesik’: IŞİD 1915
Yavuz’a vezir olasın!
Zaman ve Rennan
Eleştirmenleri vurun!
Köşe Yazıları Tüm Yazarlar
Tüm Haberler
Tüm Haberler Daha Fazla Göster
0.23 4.64 5.05 4.73