19 Mayıs gençlik ve sürdürülebilirlik
Her 19 Mayıs’ta buruklaşırım sevgili okurlar. Niye mi? Geçmişte (1970-1973) Kuleli Askeri Lisesi’nde okurken 19 Mayıs’larda şimdiki adıyla Tüpraş (o zamanki adıyla Mithatpaşa) Stadyumu’nda kutlama törenleri yapılırdı. Tören değil de görsel şölenler desek daha iyi anlatmış olurum. Bu törenler için aylar önceden hazırlanırdık. Bu hazırlıklardan birinde çekilmiş (müzik öğretmenimiz Ütğm. Oktay Sarıkartal nezaretinde THM korosu olarak çalışmamızdan) bir enstantaneyi de (ben de hocamın solunda baştayım) yazı ekinde paylaşıyorum. Hocamız mezuniyette sağolsun beni müzik dersi birincisi olarak seçmişti. Kendisi halen sağ ve görüşüyoruz.
Ağiçinde meraklısı için bu şölenlere ait birçok video mevcut; özellikle 19 Mayıs 1991 tarihli olanını izlemenizi salık veririm. FETÖ darbe girişimi kapsamında çok yanlış bulduğumuz askeri liselerin 2016’da kapatılması işlemine karşı tekrar açılması için oldukça çaba harcandı. 2016’da başlayan ‘Askeri Liseler Hemen Açılsın’ temalı meydan eylemleri yapıldı, bir platform kuruldu. Ne var ki, Kuleli ruhunu yaşatmak için dernek de kuruldu: ‘Kuleliler Derneği’. Derneğin örütbağdaki bulanağı şöyle: kuleliler.org.tr. Derneğin Y.K. Bşk. E. Tümg. (Kal-75) Dr. U. Tarık Özkut, Gn. Sekr. Şafak Topallar, bendeniz de Denetim K. Bşk.’yım. Kuleli Askeri Lisesi binası şimdilerde Milli Savunma Üniversitesinin Hazırlık Okulu. Ancak bir gün mutlaka!
TÜİK 14 Mayıs 2026 tarihli “İstatistiklerle Gençlik, 2025” başlıklı haber bülteniyle 19 Mayıs Bayramı’nı karşıladı. Ben de 19 Mayıs’a ve ülkemizin yarını gençlere yani “efil efil esen yele” merhaba diyerek başlayayım yazıya!
GENCİN VE GENÇLİĞİN TANIMI
Birleşmiş Milletler (BM)’in “Definition of Youth” başlıklı dokümanında şöyle deniliyor: “Bu tanım, özellikle nüfusbilimsel, finansal, ekonomik ve sosyo-kültürel düzenlemeler başta olmak üzere koşullara göre değişebilir. Genç insanların gereksinimlerinin belirlenmesi amacıyla istatistiksel çalışmalar yapmak ve gençliğin gelişimi için kılavuzlar oluşturmak amacıyla 15-24 yaş arası bireyleri genç olarak kabul etmek uygun olacaktır.”
TÜİK de kimi çalışmalarda bu aralığı kullanıyor, kimileyin de 18-24 aralığını. Avrupa Birliği İstatistik Ofisi (Eurostat) tanımına göre 15-29 yaş grubunu içeren nüfus genç nüfus olarak adlandırılıyor. Sürdürülebilirlik yazını açısından önemli bir belge olan Birleşmiş Milletler Habitat Organizasyonu Gündem 21 adlı dokümanında ise 15-32 aralığı gençlik olarak tanımlanmaktadır.
GENÇLİK VE SOSYAL SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
Türkiye’nin genç nüfusu 12 milyon 708 bin 348 kişi olmuş. Bu genç nüfus, toplam nüfusun (86 milyon 092 bin 168 kişi) yüzde 14,8’i. Bunun da yüzde 48,8’si kadın, kalanı erkek. İller bazında en yüksek oran Şırnak’ta yüzde 20,4 ve en düşük oran Balıkesir’de yüzde 11,7 çıkmış. Ülkemizin genç nüfus oranı hem AB üyesi 27 ülkenin genç nüfus oranı ortalaması olan yüzde 10,7’den yüksek; hem de OECD ortalaması olan 10,3’e kıyasla daha yüksek bir değere sahibiz. Gerçi bu değerin nüfus kestirimlerine göre yönü aşağı doğru ve 2100 yılında iyimser kestirimle yüzde 11,1’e, kötümser senaryo ile yüzde 7,2’ye dek düşecek gözüküyor.
Genç nüfus yasal medenî duruma göre incelendiğinde, cinsiyetler arasında önemli farklılıklar olduğu görülmüş. Genç erkek nüfusun 2025 yılında yüzde 96,8’inin hiç evlenmemiş, yüzde 3,1’inin evli, yüzde 0,1’inin boşanmış olduğu görülürken genç kadın nüfusun yüzde 88,9’unun hiç evlenmemiş, yüzde 10,7’sinin evli, yüzde 0,4’ünün ise boşanmış olduğu saptanmış. Evli olan genç kadınların oranının evli olan genç erkeklere göre 3,5 kat daha fazla olması toplumsal cinsiyet eşitsizliğini vurguluyor mı?
Eğitim düzeyleri eşlerinden daha yüksek olan genç kadınların oranı da çok düşük. Ortaçağ değerleri, mahalle baskısı, ekonomik güvencesizlik, çocuk gelin olma ve daha neler!
Türkiye’de yükseköğretim net okullaşma oranı biraz artarak 2024/’25 öğretim yılında yüzde 46,3 olmuş; yükseköğretim net okullaşma oranı cinsiyete göre incelendiğinde, erkeklerde bu oran yüzde 41,1, kadınlarda ise yüzde 51,2 olmuş. Güzel mi acaba? Heyhat dört üniversite mezunundan biri işsiz yahu! Bu oran son yıllarda daha da artıyor. Olsun be ya! Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre 2025 yılında, gençlerin yüzde 73,0’ı şimdiye kadar almış olduğu eğitimden memnun olduğunu belirtiyorlar. Bu oran genç erkeklerde yüzde 72,3 iken genç kadınlarda yüzde 73,7 olmuş. Memnunlar da niye işsiz kalıyorlar? Çalışma hakkı yerini çoktan ‘çalıştırılabilme’ hakkına bıraktı. İşverenlerin çoğunun altını çizdiği husus şu: ‘Nitelikli (kalifiye) eleman sıkıntımız var, bulamıyoruz!’ Bu noktada bir bilişsel paradoks sorunsalı var!
GENÇLİK VE EKONOMİK SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
Gençlerde işsizlik oranı yüzde 15,3 çıkmış! Pek inandırıcı gelmedi bana, iş ve okul çevrem ve başka istatistikler çok yukarıda olduğunu gösteriyor. Genç kadınlarda durum daha kötü: yüzde 22,1!
Gençlerde işgücüne katılma oranı sadece yüzde 47,6! Hele genç kadınlarda ise yüzde 34,3!
Zurnanın zırt dediği yer: Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı artmış ve yüzde 23,3 olmuş. Genç kadınlarda ise daha kötü: yüzde 30,9!
Genç nüfusun çalıştığı kesimlere bakalım. İstihdam edilen gençlerin 2025 yılında yüzde 11,6’sının tarım sektöründe, yüzde 30,5’inin sanayi sektöründe, yüzde 57,9’unun ise hizmet sektöründe yer aldığı görüldü. İstihdam edilen genç erkeklerin yüzde 11,0’ının tarım sektöründe, yüzde 36,6’sının sanayi sektöründe, yüzde 52,4’ünün hizmet sektöründe yer aldığı görülürken genç kadınların yüzde 12,9’unun tarım, yüzde 17,7’sinin sanayi, yüzde 69,5’inin ise hizmet sektöründe yer aldığı görüldü
Dikkat çekmek istediğimiz bir husus var. Hizmet sektöründe yoğunlaşma bir tehdit olabilir mi acaba? Nüfusun yarıdan fazlası bu sektörde olan bir ekonomide üretimden nasıl söz edilebilir? Gençlerde 4 çalışandan biri işinden memnun değil, ikisi de aldığı ücretten memnun değil. Genç kadınlarda bu oranlar biraz daha sıkıntılı.
GENÇLİK VE EKOLOJİK SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
TÜİK’in andığımız haber bülteninde bu boyuta dair bir şey yok. İklim zirvesi COP31’e ev sahipliği yapacak olan ülkede kamunun gençlik istatistiklerinde çevre sorunları (örneğin büyük bela iklim krizi) yer almalı mıydı? Gençlerin bu konuda tutumları nasıldır, gereksinimleri nedir, görevleri ne olmalıdır? Altın nesil mi olacak, dindar nesil mi? Yok canım, kim takar? İyi de, gençlerin ekolojik okuryazarlığı, bireysel ve uğraşsal ekolojik ayak izini (karbon ayak izi, su ayak izi vd.) ölçme alışkanlığı ne durumda acep? Yönetmek istemiyorsak ölçmemize de gerek yok zaten! Ne uğraşalım değil mi? Hem zaten bunlar emperyalizmin uydurduğu antin-kuntin işler canım! Yok değil! Bkz.
SONSAL AMAÇ: ESENLİK (VE MUTLULUK)
Genelde kamu yönetiminde sonsal amacın esenlik olduğunu düşünebilir miyiz acaba? Konuya bir de bu bağlamda bakalım. Ekonominin amacının ekonomik büyüme (Gayri Safi Millî Hasıla’daki büyüme) olmadığı bunun bir araç olduğu, ölçümünde sorunlar olduğu yaygın kabul gören gerçek olalı çok oldu zaten!
Gençlerin kendini mutlu olarak görenlerin oranı da düşmüş: sadece yüzde 54,4. Neredeyse yarıya yakını mutsuz. Genç kadınlarda ise bu oran yüzde 56,7. Beyan korkusu mu algı meselesi mi? Siz takdir edin. Genç kadınların önemli bir bölümünün yakınının kadına şiddetten hoşlanan mazoistler olduğunu düşünsek mesela? Lütfen yanlış anlamayın, şaka yaptık ve mesela dedik!
Gençlerde mutluluk kaynağı olan değerlerden sağlık yüzde 38,8 ile başta. Onu yüzde 22,8 ile başarı (ne demekse!), onu da yüzde 16,6 ile para izlemiş! Eyvahlar olsun, daha sağlık ve para kaygılarından kurtulup da sevgiye sıra ancak geliyorsa sevgisiz toplum olma riski çok mu yüksek acaba? Sevgi yüzde 16,3 ile dördüncü sırada! Son sırada ile yüzde 5,5 ile iş geliyor. Yani yaptığı iş de gençlere pek fazla mutluluk vermiyor anlaşılan. Ben bunu hem gözlüyorum, hem haberlerde izliyoruz, hem de . Şiddet ve savaş oyunlarıyla, korku filmleriyle “yanlış beslenme”yi de üstüne eklersek, balık değil tuz da kokmaz mı! Hele erkeklerde bu sevgi oranı yüzde 12,8’e düşüyorsa!
Kaynak önerisi: UN, Youth and the 2030 Agenda for Sustainable Development, 2018.
