ABD’nin Etki Ajanı Programı IVLP’yi Tanıyalım
Programın ismi IVLP. Yani “International Visitor Leadership Programme”. Her sene 5000 civarında potansiyel etki ajanını dünya genelindeki ABD büyükelçilikleri belirliyorlar, ABD Dışişleri'ne öneriyorlar ve dünyadaki 140 civarında ülkeden seçilen etki ajanı adayları ABD’deki 3 haftalık programa davet ediliyorlar. Yol ve konaklama parası program bütçesinden karşılanıyor. Genelde kariyerlerinin başlarında olan çeşitli sektörlerden kişiler seçiliyorlar. Bu kişiler genelde kariyerlerinin devam eden yıllarında hızlı yükseliş gösteriyorlar. Özellikle NATO ülkelerinde çok sayıda devlet başkanı henüz kariyerlerinin başlarında bu programdan geçirilmiş. Program 1940’lardan beri 230 bin mezun vermiş ve yüzlerce devlet/hükümet başkanı yetiştirmiş.
Yılda 5000 kişi bu programa katılıyorsa, muhtemelen Türkiye’den yılda 50-100 kişi katılıyordur. Elbette bu programa Türkiye’den katılanların tamamının Türkiye’nin çıkarlarına aykırı olacak şekilde ABD çıkarlarını öncelikleyen faaliyetlerde bulunduklarını söyleyemeyiz. Tersini de söyleyemeyiz. ABD’de kurulan ilişkilerin zaman içinde hangi derinlik seviyelerine ulaştığı konusunda spekülasyon yapmaya da pek gerek yok. Vurgulamamız gereken konu, bu programın üzerindeki gizlilik perdesinin kaldırılmasıdır. Neden katılımcılar gizleniyor? Neden açıkça ilan edilmiyorlar? Utanılacak bir durum yok ki, ABD elçilikleri demek sizde bir potansiyel görmüş, sizi ülkelerine lider yetiştirme programına davet etmiş. Listeler açıklansın, hep beraber kutlayalım!
ChatGPT’nin Verdiği İsimler
Misal ChatGPT’ye TC vatandaşı olan ve IVLP’ye katılmış olan medya/basın sektöründe çalışanları sordum. Bana şu isimleri verdi. Günahı ChatGPT’nin boynuna, varsa itirazı olan iletsin, silelim ismini listeden.
• Abdulhamit Bilici
• Erkam Tufan Aytav
• Murat Yetkin
• Cansu Çamlıbel
• Barçın Yinanç
• Kadri Gürsel
• Mehmet Ali Birand
• Enis Berberoğlu
• Cengiz Çandar
• Sedef Kabaş
Bu isimleri tek bir sepete atmak kolay değil, içlerinde FETÖ ilintili kaçaklar da var, gözaltında olanlar da var, farklı çizgidekiler de var. Hepsini tanıdığımı da söyleyemem doğrusu, belki çok müsbet vatandaşlarımız da vardır.
ChatGPT başka isimler de verdi ama yanına “doğrulanmadı” yazmış, bu yüzden o isimleri yazmayalım, isteyen kendi yapay zekâ uygulamasından sorgulatabilir.
Programın Tarihçesi
Programın kurulduğu günden bu yana aynı yapıda olduğunu iddia etmek de zor. Program taa 1940’larda savaş ortamında, daha ziyade ABD’nin yumuşak gücünü uluslararasına yayma amacıyla başlatılmış. 1940 yılında bu ajansın kurulması görevini ABD Başkanı, Nelson Rockefeller’a vermiş. NR’nin kim olduğunu hatırlatmaya gerek yok herhalde. Hem ABD’nin en zengin petrol/bankacılık ailesinin temsilcisi hem de ABD’nin özellikle dış politika ilgili konularda en önemli politik figürlerinden biri. Henry Kissinger’ın manevi ağabeyi, yoldaşı, kankası. NR başkan yardımcılığı dahil ABD’de iki numaraya kadar yükselmiş ve defalarca ABD başkanlığı yarışına girmiş ama seçilememiş. “Kingmaker” deniyor ona yani kendi başkan olamıyor ama başkanları belirleyebiliyor. Adı o zamanlar farklı olan IVLP programı zaman içinde gelişip dönüşerek bugünlere kadar gelmiş. Bu programa kıyısından köşesinden dokunan binlerce insan kendi ülkelerine dönüp hayli etkili konumlara gelmişler. Atlantikçi cephe ve liberal dünyanın gelişimine katkı yapmışlar denebilir sanırım.
Derin Devlet Tartışması
Malum Türkiye’de bir derin devlet söylemi vardır. Bu gizemli Derin Devlet kimine göre varlığı faydalı olan, gölgeler altında gizlenip zor dönemde Türkiye’yi zorluklardan kurtarması gereken faydalı, olması gereken bir yapıdır. Bir nevi kurtarıcı Batman gibi. Gündüz ortada yok, geceleyin kötüler ile savaşıyor. Sanıyorum sade vatandaşın böyle bir kurtarıcıya inanmaya ihtiyacı var.
Gerçek hayatta ise gizli kapaklı konuların altından her zaman kötülükler, melanetler çıkmıştır. Türkiye’de derin devlet denen olay aslında Gladyo’dur, FETÖ’dür, Kontrgerilla’dır ve arkasında her zaman CIA başta olmak üzere yabancı gizli servisler vardır. MİT de kuruluşundan itibaren uzunca dönem maalesef bu yapıya hizmet etmiştir. İsmi millidir ama millî olmamıştır. Ülkemizde öldürülen her aydının, patlayan her bombanın, iç savaş çıkartmaya yönelik her kumpasın sorumlusu bu yapıdır. NATO’daki birçok devlette de zaten durum budur. MİT zincirlerini ne zaman kırmıştır? Kırabilmiş midir? Bu sorunun cevabı bende yok. Cevabı biliyorum diyen beri gelsin.
Şu çok nettir. Türk milleti olarak bizim açıklıktan, şeffaflıktan yana taraf olmamız lazım. Devletimizi güçlendirmemiz gerekir, derin devlete gerek yoktur. İsteyerek veya istemeden yabancı devletlerin çıkarlarına etki ajanlığı yapan kişiler, STK’lar, kurumlar, prosesler de aynı şekilde şeffaf ve görünür hale getirilmelidir. Devletin idari kadrolarında olan insanların sadakatleri kimedir? Hangi yeminlere sadık kalmaktadırlar? Kaç ülke pasaportları, vatandaşlıkları vardır? Hangi cemaatlere üyedirler? Sadece toplumda kötü algısı olan örgütler değil, iyi algısı olan örgüt üyelikleri de kamu görevlileri için açık olmalıdır. Hâkimler, savcılar, milletvekilleri, kamu kurumu yöneticilerinin bağlı oldukları, üye oldukları dernekler, localar, cemaatler, kulüplerin bilgisi halka açık olmalıdır. Atatürkçü Düşünce Derneği’ne üye ise bilelim. Vatan Partisi’ne üye ise bilelim. Mason ise bilelim. Büyükderesporlu ise, Rotaryen ise bilelim. Menzilci ise, FETÖ’cü ise, Adnan Hocacı ise, Süleymancı ise, PKK’li ise bilelim. Mezun olduğu eğitim kurumlarını bilelim. (Birçok kamu görevlisinin özgeçmişinde lise ve öncesinde eğitim aldığı kurum bilgisi hâlen saklanıyor.) ABD’nin veya başka ülkelerin fonladığı, parasını kısmen dahi olsa yabancı fonların ödediği etki ajanlığı programlarına katıldılar ise BİLMELİYİZ. Sadece ABD değil, Rusya ve Çin’in de benzer programları olabilir, onu da bilelim. Bahçedeki paspası ara sıra ters çevirelim, arkası güneş alsın. Güneş alırsa, ilave temizlik çabası harcamasak dahi zaman içinde temizlenir, kurtlar, mikroplar ölür veya kaçışırlar. Derin devlet istemiyoruz, Aydınlık devlet istiyoruz.
Konuyla İlgili Kaynaklar
Bahsettiğimiz IVLP programının Wikipedia sayfası şurada:
https://en.wikipedia.org/wiki/International_Visitor_Leadership_Program
IVLP programı bence basınımızda gerektiği kadar işlenmemiş durumda, bu yüzden gelin bu konuyu tekrar hatırlayalım.
Daha önce 2011 yılında Aydınlık bu konuyu işlemiş ve başlık olarak programa Abdullah Gül’ün özel olarak seçildiği ifadesini eklemiş. Yani Abdullah Gül özelinde konu değerlendirilmiş. Ayrıca yazıda Arslan Bulut’un birkaç gün öncesinde Yeniçağ’da yazdığı yazıdaki benzer görüş ve iddialara da atıf yapılmış.
https://www.aydinlik.com.tr/haber/abd-gulu-ozel-secmis-tamami-144217
Sonraki yıllarda, 2019 yılında Odatv programı hatırlatmış ve Abdullah Gül yanında Süleyman Demirel ve İYİ Parti’den bir şahıstan bahsetmiş.
https://www.odatv.com/guncel/amerikalilarin-siyasetci-yetistirdigi-programa-kim-katildi-165591
Tarihsel Örnekler
Wikipedia sayfasında ülke bazında bilinen katılımcılar yazıyor, Süleyman Demirel 1957’de katılmış, Abdullah Gül 1995’te katılmışlar.
1957 Türkiye’sini hatırlayalım. Adnan Menderes hükümeti ekonomiyi hızla uçurumdan aşağı doğru sürüklemekte. Cumhurbaşkanı Bayar, ülkeyi “küçük Amerika yapacağız” diyor. SSCB ordusu Macaristan’a girmiş ve hemen akabinde Türkiye’de Komünizm ile Mücadele Derneği (muhtemelen NATO’nun talimatı ile) kurulmuş ve ilk şubeyi İstanbul’da açmışlar. Üyeleri arasında Süleyman Demirel, Fethullah Gülen, Adnan Menderes, Turgut Özal, Recai Kutan vs. var. İşte demek ki bu ortamda yaklaşmakta olan politik değişim rüzgârının kokusunu ABD almış olsa gerek, Süleyman Demirel’i ABD elçiliği aday göstermiş ve programa göndermiş. Hikâyenin sonrası hepimizin malumu. 1958’de ülkemiz tarihinde ilk defa borçlarını ödeyemez hale düşüyor, moratoryum ve iflas. Sonrasında zaten hükümetin ve hatta başbakanın ömrü uzun olmuyor. (Başbakan idam edilmeden önce Londra’da uçağının düştüğünü de hatırlayalım.)
Gelelim Abdullah Gül’ün programa katılma dönemine yani 1995 yılına. Dönemi hatırlayalım. Cumhurbaşkanı Demirel ve Başbakan Çiller. İstikrarsız, sallantıda bir hükümet dönemi. Demirel ve Çiller zaten anlaşamıyor. Demirel kariyerinin ileri döneminde ve artık Amerikancı karakteristikte değil, hayli millî tavırlarda. Çiller farklı durumda. FETÖ çok aktif ve görünür halde. Ali Sami Yen’de futbol maçları filan düzenliyorlar. Bakan olarak istedikleri isim listelerini başbakana gönderiyorlar. ABD Irak cephesinde aktif. Irak’ı bölmüşler ve kuzeyde kukla devlet oluşturma çalışmaları devam ediyor. Talabani’yi kullanarak Saddam’a vuruyorlar. Haydar Aliyev suikastı konusunda da başbakan ve Cumhurbaşkanı farklı görüşteler ve sonucunda Demirel’in Aliyev’i uyarması ile Aliyev suikastı başarısız oluyor. Politika sahnesinde ise Erbakan hızlı yükseliş halinde. Erbakan sürekli ABD’ye ve İsrail’e sallamakta. İran ve Libya’ya dost tavırlarda. Üstelik İstanbul Belediyesini kazanmışlar, gümbür gümbür geliyorlar. İşte ortam bu haldeyken Refah Partisi milletvekili Abdullah Gül ABD’deki programa çekiliyor. Hemen sonraki sene bakan oluyor. Sonrası malum. Yine 1995’te RTE de belediye başkanı iken defalarca ABD’ye resmî ziyaret yapıyor. O hikâyenin sonu da malum. Ne oluyor? Seçimleri ABD ve İsrail karşıtı söylem ile kazanan Erbakan’a siyaset yasağı geliyor ve Refah Partisi içinden yeni bir grup hükümet oluyor. Yeni grup öncülüğünde Türkiye, ABD ve İsrail cephesinde konumlanıyor ve ilerleyen yıllarda Saddam’a karşı cephe alınıyor, Libya’da Kaddafi’ye karşı cephe alınıyor, İran’ın zayıflatılmasına yönelik ticari yaptırımlara destek olunuyor, Esad’ı devirme projesinde başrol üstleniyor, Rusya’ya karşı Zelenski destekleniyor, vs.
Sonuç
Yazıyı fazlaca yakın tarih yazısı haline getirmek istemiyorum, konumuz olan IVLP’ye dönelim. Bu programa katılanların tamamının vatan haini olarak yaftalanması da doğru olmaz. Sonuçta ABD yumurta sepetinden birilerini seçecek. İsmi Ahmet olmazsa Mehmet olur. Ali olmazsa Veli olur. Yani o rolü oynayacak birileri her zaman bulunur. Önemli olan bizim gizlilik perdesini kaldırmamız ve tüm bu insanların bilgileri açıklamalarını sağlamak. Ne zaman nerede programa katıldılar? Bu programda kimler ile hangi temalarda takım çalışmaları yaptılar? Hangi devlet görevlileri ile tanıştılar? Hangileri programa katıldığını gizlediler veya farklı kılıflarda açıkladılar? Hangileri tamamen gizledi? Hatta çıkartılacak bir kanun ile bu tür programların sponsorluğunu yapan devletlere, programa katılan TC vatandaşlarının bilgisini açıklama zorunluluğu getirmek gerekir. (Eski katılımcılar ve katılım tarihleri dahil.) Yabancı ülkelerin Türkiye’den etki ajanı devşirmeleri işini kendi elimizle bu kadar kolay hale getirmemeliyiz.
Diğer taraftan IVLP’ye benzer programları Türkiye’nin de uygulamaya alması faydalı olur. Bu programların etkili olduğu ve ilgili ülkelerin ilişkilerini önemli ölçüde güçlendirdiği ispat edilmiş durumda. ABD’yi bu tür programlar ile çıkarlarını ilerlettiği için suçlayamayız. Biz ne yapmışız ona bakmak lazım.