08 Ağustos 2026 Cumartesi
İstanbul 23°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Acımız da bir tatlımız da

Erdem Cömert

Erdem Cömert

Gazete Yazarı

A+ A-

İnsan hafızası sadece acılarla beslenirse solar, sadece neşeyle avunursa sığlaşır.

Muharrem ayının o hüzünlü ve derin yası matem günlerini geride bıraktığımızda evlerin mutfaklarında yanan o ocaklar işte bu dengenin ilanıdır.

Acının bittiği yerde, o büyük felaketten sağ kurtulan tek bir canın, Hz. Zeynel Abidin’in yeşerttiği umudun lezzeti kaynamaya başlar.

Bilmeyenler için aşure, sadece yılda bir kez tekrarlanan tatlı bir gelenektir. Oysa pişen lokma sıradan bir tarifin çok ötesindedir. Aşure büyük kederlerin ardından hayata, berekete ve geleceğe açılan en güçlü kapıdır. O nedenle herkesle pay edilir.

KAZANIN ATEŞİNDE ERİYEN AYRILIKLAR

Aşure kazanına yakından bakın. İçinde buğdayı, nohudu, fasulyesi, kayısısı, inciri ve cevizi vardır. Tek başlarına bırakıldıklarında kimi serttir kimi yumuşak, kimi tatsızdır kimi ekşi. Normal şartlarda yan yana gelmesi, aynı tabakta buluşması düşünülmeyecek bu onlarca farklı malzeme, aynı kazanın içinde, aynı ateşin harında öyle bir uyumla erir ki ortaya muazzam bir lezzet çıkar. Hiçbir malzeme kendi kimliğini tamamen yok etmez ama hiçbiri de diğerini bastırmaya çalışmaz.

Anadolu irfanının bin yıldır taşa, toprağa ve insana kazıdığı en büyük derstir aşure.

Farklılıklarımız bir kavga sebebi değil, zenginlik ve bereket vesilesidir.

Bizler de bu coğrafyanın kazandaki taneleriyiz. Rengimiz, meşrebimiz, sesimiz farklı olabilir. Ancak bir araya geldiğimizde ortaya çıkan şey ayrılık değil, dünyanın en köklü ortak kültürüdür.

ACIYI BAL EYLEYEN UMUT

Bizim geleneğimiz acıyı bal eylemesini bilir. Matem tutulur, gözyaşı dökülür, hakikat uğruna can verenler saygıyla anılır. Ancak hemen ardından o kutsal kazanlar kaynatılır ve sofraya tatlı gelir. Çünkü en büyük yangının içinden bile bir soyun, bir nefesin, Zeynel Abidin gibi bir umudun sağ çıkabildiğini bilir bu topraklar. Hayat devam etmektedir, umut devam etmektedir. Karamsarlığa teslim olup köşesine çekilmek bu yolun ruhuna aykırıdır. En karanlık gecenin ardında bile bir şafağın saklı olduğuna inanmak, bu irfanın temelidir.

Bugün aşure kazanları sadece geçmişi yâd etmek için kaynamıyor. O kazanlar yarınlara, ortak geleceğimize ve birliğimize dair sessiz ama derinden verilen bir namus sözüdür. Acımız nasıl kalbimizi birleştiriyorsa, o kazandan paylaştığımız tatlı da geleceğimizi bir kılmaktadır.

Muharrem bize hafızayı, aşure ise o hafızadan doğan umudu emanet eder. İkisine birden sahip çıkan, acısını da tatlısını da kardeşçe bölüşen bir toplumu hiçbir fırtına yıkamaz. Lokmalarımız kabul, birliğimiz ve bereketimiz daim olsun.

Aşk ile…

Yazarın Önceki Yazıları Tüm Yazıları