Adalet namlunun ucundadır: ‘Geçmişe Dönüş’

Tunca Arslan

Tunca Arslan

Gazete Yazarı
TÜM YAZILARI

Geçen 13 Mayıs’ta bu köşede Florian Zeller’in “Baba” ve Gaspar Noe’nin “Vortex” filmlerinden söz etmiş, beyazperdeki “demans-alzhemier” manzaralarına değinmiştim. Eskiden “bunama” deyip geçtiğimiz ve son yıllarda adını çok daha sık duymakta olduğumuz bu sessiz, sinsi ve korkunç hastalık şimdi de bir kiralık katilin öyküsü aracılığıyla karşımıza çıkıyor. Usta yönetmen Martin Campbell, başrollerde Liam Neeson, Guy Pearce, Monica Bellucci gibi kalburüstü isimleri gördüğümüz “Geçmişe Dönüş” (Memory) filmiyle aklı başından gitmekte olan yaşlı bir tetikçinin intikam ve adaleti kurşunla sağlama serüvenini anlatırken, demans hastalığını da alttan alta usulca gündeme getiriyor.

Jean Pierre Melville’in “Le Samourai”ında (1967) Alain Delon, bu filmin yeniden çevrimi olan Jim Jarmusch imzalı “Hayalet Köpek: Samuray Tarzı”nda (1999) Forest Whitaker, Michael Winner’ın “Mekanik”inde (1972) Charles Bronson, Luc Besson’ın “Sevginin Gücü-Leon”unda (1994) Jean Reno, Michael Mann’in “Tetikçinin Gecesi-Collateral”inde (2004) Tom Cruise, yalnızca silahlarıyla değil ruh halleriyle de içimize işleyen unutulmaz kiralık katil portreleri çizmişlerdi. “Geçmişe Dönüş”, bu saydıklarım kadar üst düzey bir film değil ama yaşlı kurt Liam Neeson’ın canlandırdığı tetikçi Alex Lewis karakteri, önceki meslektaşları kadar hatırlanmayı hak edecek neresinden bakılsa.

EL PASO’DA KİRLİ İLİŞKİLER

ABD-Meksika sınır hattının iki ucuna yayılan fuhuş ticareti-çocuk istismarı dosyası üzerinde çalışan FBI ajanları ve hesabını kitabını iyi yapıp leblebi atıştırır gibi adam öldüren bir kiralık katil olan Alex Lewis’in eylemlerini aynı potada birleştiren Campbell, öyküyü adeta huninin daralan ağzına doğru ilerleterek, çok karakterli-çok ilişkili bir polisiye-aksiyona imza atmış. Ara sıra kendisini yoklayan başlangıç aşamasındaki demans krizlerine bir nebze olsun çözümü sol koluna notlar almakta bulan Alex Lewis, kendisine verilen son görevde 13 yaşında bir kızı öldürmek zorunda olduğunu fark edince, namluyu işverenlerine doğru çeviriyor. Bu kez hedefte, çok üst düzey siyasiler, polis ve yargı teşkilatınca koruma altına alınmış süper zenginler var ve iyi bir karaktere sahip kiralık katil ile ahlaklı FBI ajanları belli oranda işbirliği yapmak zorunda kalıyorlar. Ana mekân, ABD’nin Texas eyaletindeki El Paso şehri.

DEMANS OLMAZSAK HATIRLARIZ!

Karakterlerin bazılarını “zamansız” öldürerek polisiye-aksiyon türünün “masumlar sonuna kadar yaşar!” klişesini kıran ve finalde sistem çarklarının dişlisi FBI ajanlarını da ihkak-ı hak anlayışına tutunduran deneyimli yönetmen Martin Campbell, senaryodaki kimi sarkıklık ve boşluklara karşın ilgiyle izlenen, belli ölçüde heyecan içeren bir film kotarmış. James Bond yönetmenlerinden biri olarak da tanıdığımız Campbell, Belçikalı yazar Jef Greeraerts romanından 2003’te beyazperdeye aktarılan “Katilin Hafızası” (The Alzheimer Case) filminin izini sürerek, Alex’in kurşun yarasını yakarak tedavi etmesi gibi akılda kalıcı sahneler barındıran, tempolu bir seyirlikle karşımızda bu kez.

Sinemalarımızda geçen hafta gösterime giren “Geçmişe Dönüş”, Liam Neeson’ın hiç de fena olmadığı, Ajan Serra rolündeki Guy Pearce’in tek kelimeyle harika bir oyunculuk sergilediği, seyirciye yıllanmış bir şaraptan yudumlar sunan “kötü kadın” Monica Bellucci’nin “En zor şey, en yakınındakilere güvenmemektir” repliğiyle hafızamıza kazandığı, üst-orta düzey bir seyirlik. Adını sol kolumuza yazacağımız kadar iyi ve unutulmaz değilse de demans olmazsak uzun süre hatırlarız bu filmi.