AfD’nin zaferinden sonra…
Almanya’nın Saksonya-An halt eyaletinde yapılan seçim lerde Almanya İçin Alternatif (AfD) partisi, son yıllarda Avrupa’da benzeri görülmemiş bir oy oranına ulaşarak önemli bir seçim zaferine imza attı. Gazetemiz de bu başarıya geniş yer verdi. Şimdi Avrupa’da yeni bir beklenti var: AfD’nin elde ettiği başarının, Avrupa’nın farklı ülkele rindeki benzer siyasi hareketlere de yansıyıp yansımayacağı merak edili yor. Avusturya’da AfD’nin siyasi çiz gisine en yakın parti Avusturya Öz gürlükçü Partisi (Freiheitliche Partei Österreich-FPÖ)’dir. Genel Başkanı Herbert Kickl’dir. Kickl’in başkan lığındaki FPÖ, son yıllarda katıldığı genel ve yerel seçimlerde önemli ba şarılar elde etti. Parti hem yerel hem de son federal seçimlerden birinci çıkmasına rağmen hükümette yer alamadı. Cumhurbaşkanı, seçimlerin ardından hükümeti kurma görevini FPÖ’ye vermedi. Görev verilmiş ol saydı bile FPÖ’nün bir hükümet or tağı bulup bulamayacağı konusunda ciddi soru işaretleri bulunuyordu. Seçimlere daha zaman varken, FPÖ’nün ve Genel Başkanı Herbert Kickl’in siyasi düşüncelerine yakın dan bakmakta yarar var.
AB VE KİCKL
Herbert Kickl ve FPÖ, Avrupa Birliği (AB) konusunda genel eleşti rel bir tutum sergiliyor. Ancak Kickl, partisinin AB karşıtı olmaktan ziyade mevcut AB modeline karşı olduğunu savunuyor. Kickl’e göre Avrupa, Brüksel ta rafından yönetilen merkezi bir “sü per devlet” olmamalı. Bunun yerine egemen devletlerin oluşturduğu daha gevşek bir birlik modelini benimse meli. Kickl, Mayıs 2026’da Avrupa Birliği’ni açık biçimde “egemen dev letler topluluğu” olarak tanımlamıştı. Kickl’in temel itirazlarından biri, AB’nin, üye ülkelerin ulusal egemenlik alanını giderek daraltması. Brük sel’in dış politika ve savunma alanla rında daha fazla yetki kazanmasına karşı çıkıyor. Avusturya’nın tarafsız lığını ise ülkenin dış politikasının te mel ilkelerinden biri olarak görüyor. Bu yaklaşım, Rusya-Ukrayna Savaşı konusunda da kendini açık biçimde gösteriyor. Kickl, Ukrayna’ya daha fazla silah gönderilmesini ve Rusya’ya yönelik yaptırımların sürdürülmesini eleşti riyor. Ona göre Avrupa’nın önceliği silah sevkiyatlarını artırmak değil, savaşın sona erdirilmesi için müzakere yollarını zorlamak olmalıdır.
UKRAYNA, NATO VE RUSYA
FPÖ ve Kickl, Ukrayna’nın Avru pa Birliği’ne üyeliğinin Avusturya’yı Rusya ile yaşanan çatışmanın daha fazla içine çekebileceğini düşünüyor. Kickl’in geçmişte Avusturya Federal Hükümeti’ne Ukrayna’nın AB üyeli ğini veto etmesi yönünde çağrıda bu lunduğu da biliniyor. Kickl, Ukrayna’nın NATO üyeli ğine de kesinlikle karşı çıkıyor. Ona göre Ukrayna’nın NATO’ya katılma sı, Avrupa ile Rusya arasındaki gerilimi daha da artırabilir. Benzer şekilde, Ukrayna’nın AB üyeliğinin de Avru pa’yı, dolayısıyla Avusturya’yı Rusya ile daha büyük bir çatışmanın içine sürükleme riski taşıdığını savunuyor. Ancak burada önemli bir ayrım yap mak gerekiyor. Kickl, Rusya’nın Ukrayna’ya mü dahalesini bütünüyle “haklı” gösteren bir siyasi çizgide değil. Avusturya Fe deral Parlamentosundaki konuşmalarından birinde “Rusya’nın saldırısının uluslararası hukuka aykırı” olduğunu da ifade etmişti. Bununla birlikte Ki ckl, savaşın nedenleri tartışılırken Batı’nın ve NATO’nun rolünün de ele alınması gerektiğini savunuyor.
PUTİN YANLISI MI?
Rusya konusunda Kickl’in çizgisi nin Batı Avrupa’daki ana akım siyasi partilerden farklı olduğu açık. Ancak Kickl, Rusya’yı açık biçimde destek lediğini söylemekten özellikle kaçı nıyor. Onun temel söylemi, Rusya ile Batı arasındaki çatışmanın daha fazla tırmandırılmaması ve Avusturya’nın bu çatışmanın dışında tutulması üze rine kurulu. Kickl’e göre Ukrayna’ya sürekli silah gönderilmesi savaşı uzatıyor. Rusya’ya uygulanan yaptırımların ise Avusturya ekonomisine zarar verdiğini savunuyor. Avrupa’nın önceliğinin yeniden silahlanma değil, barış gö rüşmeleri olması gerektiğini dile ge tiriyor. Avusturya’nın tarafsızlığı da bu yaklaşımın merkezinde bulunuyor. Kickl, NATO ile Rusya arasındaki gerilimin Avusturya’yı doğrudan bir çatışmanın içine çekmesinden endişe ediyor. 2026’da da AB’nin silah sev kiyatları ve yaptırımlar yoluyla savaşa katkıda bulunduğunu belirterek bu nun yerine barış girişimlerine ağırlık verilmesi gerektiğini söyledi. Peki bütün bunlar, “Kickl Putin yanlısı mı?” sorusunu haklı çıkarıyor mu? Bunun tek kelimelik bir cevabı yok. Kickl kendisini Putin’in destekçisi olarak değil, Avusturya’nın tarafsızlığını, ulusal egemenliğini ve Rusya ile doğrudan çatışmadan uzak durmasını savunan bir siyasetçi olarak tanımlıyor. Ancak Ukrayna’ya silah yardımına, Rusya’ya yönelik yaptırımlara ve NATO’nun genişlemesine karşı çıkma sı nedeniyle siyasi rakipleri ve bazı medya kuruluşları tarafından “Rus ya’ya yakın” veya “Putin yanlısı” ol makla eleştiriliyor. Kickl ise bu nite lendirmeyi kesin biçimde reddediyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönem de Avusturya siyasetine bakarken asıl soru yalnızca FPÖ’nün seçimler den kaç oy alacağı olmayacak. Daha önemli soru, FPÖ’nün olası bir seçim zaferinin ardından hükümet kurabi lecek çoğunluğu oluşturup oluştura mayacağı ve Herbert Kickl’in Avrupa siyaseti üzerindeki etkisinin ne ölçü de artacağı olacak. Gelecek yazımızda FPÖ’nün dü zensiz göç, Müslümanlar ve Türkler konusundaki politikalarını gözden geçirmeye çalışacağım.