Afrika’da bağımsızlık rüzgarı

Ali Rıza Taşdelen

Ali Rıza Taşdelen

Gazete Yazarı
TÜM YAZILARI

Geçen hafta pazartesi günü, United World International, “Yaptırımların ve çok kutupluluğun kavşağında Mali” başlığında çevrimiçi uluslararası bir konferans düzenledi. Konuşmacılar, Mali Yeniden Kuruluş Bakan İbrahim Ikassa Maïga ve Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcı Prof. Dr. Semih Koray’dı.

Konferansı benim de içinde bulunduğum birçok ülkeden basın mensubu izledi. Afrika’yı özellikle de Fransa’nın eski sömürgelerini yakından izleyen biri olarak son yıllarda şuna dikkat çektik: Afrika Avrasya’nın önemli bir parçasıdır. Latin Amerika’da öyle. Çünkü Avrasya kampını sadece coğrafya ile izah edemeyiz. Avrasya; doğan yeni dünyanın adıdır. Evet başını Çin, Rusya, Türkiye ve İran gibi Asya ülkeleri çekmektedir. Uygarlığın, barışın, paylaşımın ve devletlerin bağımsızlığının savunulduğu yeni bir dünya, yeni bir çağ; Asya Çağı.

Neoliberal küreselleşmeci politikalarıyla mazlum ülkelerin devlet bağımsızlığını tehdit eden, bölen parçalayan bunun için etnik ve dini temelde uluslararası boyutta terör örgütleri kuran, besleyen, silahlandıran ve milyonlarca masum insanı katleden başını ABD’nin çektiği Atlantik kampının karşısına dikilen güç Avrasya.

ABD Afganistan’dan Kazakistan’a, Irak’tan Suriye’ye, Türkiye’ye kadar Orta ve Batı Asya’da yenilmiştir. Birkaç istisna dışında Avrupa’nın temelini oluşturan ülkelere de söz geçirememektedir.

Gerçek budur; ABD yenilmiştir, Batı uygarlığı çökmüştür. Ekonomik ve askeri alanda olduğu gibi insanlık alanında da artık uygarlığın merkezi Asya’dır.

İşte bunun için emperyalizme baş kaldıran Cezayir, Mali, Gine, Orta Afrika Cumhuriyeti, Etiyopya, Çad, Burkina Faso ve onları takip edecek olan diğer Afrika ülkeleri Avrasya’nın doğal müttefikleridir.

AFRİKA’DA YENİ SÖMÜRGECİLİĞİN SONU

Asya’nın güneşi Afrika’nın mazlum ülkelerine de ışık oluyor ve ısıtıyor. Dünyadaki değişen bu stratejik saflaşmayı görmeden Afrika’yı anlayamayız. Temmuz 2021 başında art arda üç yazı yazmıştım: “Afrika’da Fransız sömürgeciliğinin sonu”, “Afrika’da Çin Çağı” ve “Rusya’nın Afrika’ya dönüşü” ve elbette “Türkiye’nin Afrika atağı Fransa’yı endişelendiriyor” başlıklı yazılar. (https://aydinlik.com.tr/yazarlar/ali-riza-tasdelen)Tekrara düşmemek için bugünkü konumuza dönelim.

FRANSA’NIN MALİ’Yİ İŞGALİ

Afrika’da Fransızların çıkarları tehlikeye girdiği zaman hileli seçimlerle, askeri darbelerle iktidarları belirliyordu. Bu yollarla başaramazsa doğrudan işgal ediyordu.

Suriye’de ve Libya’da olduğu gibi, terör örgütlerini besliyor, eğitiyor, iç kargaşalık çıkarıyor ve bu bahaneyle o ülkelere askeri müdahalede bulunuyor, asker yığıyor ve üsler kuruyordu. Fildişi Sahilleri’nde, Orta Afrika Cumhuriyeti’nde ve Mali’de böyle olmuştu.

Bu gelişmeleri yakından izledik yazdık ama Mali Yeniden Kuruluş Bakan İbrahim Ikassa Maïga’dan dinlemek bir başkaydı. Fransa’nın özellikle son 10 yılda ülkeyi nasıl tarumar ettiğini sıraladı. 2011’de Kaddafi’yi devirmek için Libya’ya saldıran başını Fransız Özel Kuvvetlerinin çektiği NATO güçlerinin silahlandırdığı cihatçı güçlerin, Libya’dan sonra Başkent Bamako’ya saldırmak üzere Mali’nin kuzeyine yönlendirildiğini, bunun üzerine BM kararını dinlemeden Fransız askerlerinin sözüm ona teröristleri temizlemek adına adeta Mali’yi işgal ettiğini. BM, Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS), Afrika Birliği, ABD ve Avrupa ülkelerinin Fransa’nın müdahalesini desteklediğini. İşte Bakan Maïga bunları tek tek anlattı.

MALİ BİR MODEL YARATTI

Malili Bakan Maïga, 18 Ağustos 2020’ye giden süreci şöyle özetledi: 2012 darbesi, 2013’de Ibrahim Boubacar Keita’nın (İBK) cumhurbaşkanlığına seçildi, 2018’de yeniden seçildi. Fransa Mali’de. İBK’nın yeniden seçilmesine memnun oldu. Bu dönemdeki hükümetler için “Krizi çözemedikleri gibi daha da kötü oldu ve tüm ülkeye yayıldı.” dedi. Maïga, “Ülkede can ve mal güvenliği kalmamış, Kurumlar çalışmıyor, yolsuzluklar almış başını gitmiş devlet iflas etmişti.” diye devam etti.

18 Ağustos’ta Mali’de bir grup küçük rütbeli askerin Fransa’nın inisiyatifi dışında yönetime el koymasıyla birlikte emperyalizme karşı direnen Mali’nin bağımsızlık mücadelesi süreci başlamıştı. Halk ordunun emperyalizme ve yeni sömürgeciliğe karşı bu çıkışını destekledi. Devletin milletin desteğiyle bağımsızlığını ve güvenliğini savunma ve sağlamada ordunun ne kadar önemli olduğunu gösterdi Mali. İşte İbrahim Ikassa Maïga bu hareketin hükümetinin bakanı.

Hükümet, Batı’nın özellikle de Fransa’nın “bir an önce çeçim yapın sivil yönetime geçin” baskısına boyun eğmedi. “Ne zaman seçim yapacağımıza egemen bir ülke olarak biz karar veririz.” cevabını aldılar. Hatta 5 yıla kadar seçim yok dediler.

Bakanın Batının seçim baskısına cevabını şöyle özetleyebiliriz: “ülkenin üçte ikisinde güvenlik yok. Nasıl sağlıklı bir seçim yapacağız? Önce ülke bütünlüğünü ve güvenliğini sağlayacağız, devleti devlet yapan kurumları yeniden yapılandıracağız, Anayasal reformlarımızı yapacağız, terör nedeniyle ülkeyi terk eden vatandaşlarımızın ülkeye dönmelerini sağlayacağız, diplomatik ilişkilerimizi gözden geçirecek ve yeniden oluşturacağız, Fransa ile yapılan askeri anlaşmaları gözden geçireceğiz, ekonomik programımızı oluşturacağız, alt yapımızı güçlendireceğiz. Bunlara başladık; Çin, Rusya ve Türkiye ile birlikte bu zorlukların üstesinden geleceğiz…”.

FRANSA ECOWAS’I DEVREYE SOKTU

ECOWAS Mali’ye karşı yaptırım kararları aldı. Komşu ülkelerin sınırları kapatıldı. Yaptırımdan öte tam bir abluka kararlarıydı. Bakanın deyimiyle yaptırımlar “yasadışı, gayrimeşru ve insanlık karşıtıydı”. Mali Devlet Başkanı yaptığı açıklama ile boyun eğmedi. Bakan, “14 Ocak halk hareketi” ile emperyalizme karşı “Yeni Bağımsızlık, Yeni Egemenlik” mücadelemizi bir kez daha ilan ettik dedi. “Mali kararını verdi: Fransa’ya ve Fransa’nın kullandığı kurumlara hayır!”

TÜRKİYE İLE KADERİMİZ AYNI

Malili Bakan, “Büyük Atatürk’ü tanıyoruz, hepimize örnek oluyor. Türkiye ve Mali imparatorluk geleneği olan tarihi benzerliklere sahip iki ülke. Batı emperyalizmine ve sömürgeciliğine maruz kalan Türkiye son dönemde bu bağımlılıktan kurtulma sürecine girdi. Mali’nin de 2020 ile birlikte sömürgecilikten kurtulduğunu” ifade etti.

Bu konferansın olduğu gün Burkina Faso’dan askerlerin yönetime müdahale ettiği haberleri geldi. Bakan bu gelişmeleri olumlu görü ve arkasının geleceğini söyledi. Önümüzdeki hafta Burkina Faso’daki gelişmeleri ele alacağız.