22 Temmuz 2026 Çarşamba
İstanbul 25°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Ahilikten günümüze

Güneş Batum

Güneş Batum

Site Yazarı

A+ A-

Çocukluk günleri.

Okuldan eve gelip de kimseyi bulamadıysak evde

hiç telaş etmezdik.

Çünkü kapısını çalabildiğimiz güvenilir komşularımız vardı ve biz bilirdik onları.

Hatta böylesi durumlar için tembihliydik.

Gülten teyzeni üzmeyesin,

ben gelene kadar da ödevlerini bitiresin diye.

Eminim çok tanıdık gelmiştir
bu cümle bir çok okuyucumuza.

Bazen bir an önce evimize gitmek isterdik ama çoğu kez de

bu komşu teyzeler cazip bile gelirdi bizlere.

Onların yaptığı bir börek kimi kez daha lezzetli olurdu mesela.

Sırf annemiz üzülmesin diye
belli etmezdik ama ne verilirse siler süpürür yerdik.

Hele de yaşıt çocuklar varsa o komşu evde

vaktin nasıl geçtiğini anlamazdık zaten.

Bu sadece yaşadığımız bina ile sınırlı olmaz

bulunduğumuz mahalle ya da mesela okulumuzun çevresinde

gidilecek esnafları da bilirdik.

Eczacı Nihal hanım, börekçi Nurettin amca.

Aileler onları, onlar aileleri tanırdı.

Çoğu dükkanda gazete bulunur,

gelen gidenlerle sohbetler olurdu.

Kırmızı beyaz damalı tabak

ve ince belli bardakta çay ise ille de ikram edilirdi.

Bayılırdım denk geldiğim sohbetlere.

Belki de o yıllardan kalmadır esnaf sevgim.

Çccuklara gazoz da ikram edilir,

bazen de arka taraftan getirilen bir poğaça olurdu,

hanım yapmıştı dün,

eh kısmet sizeymiş diye.

Bayramlarda ise

mutlaka lokum, şekerleme.

İkramın bol olduğu,

veren elin gücünün bilindiği

hele de misafir statüsündeyse gelen

yeme içmenin esirgenmediği ülkemizde

meğer ne güzel paylaşımlarmış bunlar.

Oysa şimdi öyle mi?

Modernite belasına yenik düşe düşe

otel ruhlu binalarda ne biz tanıyoruz yan komşumuzu

ne üst komşu tanıyor bizi.

Kendin ol diye diye farkında bile değiliz sahip olduğumuz obezite egoların.

Yetmez gibi bir de,

dijital dünya girince hayatımıza

adeta dibine vurduk yaşamın.

Artık ne öyle komşu var ne de esnaf.

Eve sipariş veriyoruz en basit bir tostu ya da köfteyi.

Oysa o eski çocukluk yıllarımızın esnaflarının

hem o küçücük dükkanları hiç boş kalmaz

hem de Allah bereket versin dedikleri kasaları

arada borç da verirdi

düğün hazırlığındaysa mahallenin gelini, damadı.

Ahilik geleneğimizin birer
simgeleriydi her birisi.

Ne büyük zenginlik.

Dünya alem örnek alırdı,

ürettikleriyle biricikti çünkü hemen hepsi.

Şimdi öyle mi?

Açıldı AVM’ler

elalemin markalarına ödüyoruz dünya para, üç beş firma zengin olurken

biz ise olduk birbirinin benzeri adeta birer kopya.

Artık bir de internet olunca

kapıda tüm siparişler depolardan depoya kargolarla.

Eskiden bir göz dolap ama her biri birbirinden özel dikim olunca

olurduk hem şık hem de alımlı zarif biricik.

Bir kutnu kumaşla ne kolaydı mutluluk.

KENDİ MASALINI YAZMAK

Bize diyorlar ya, kendin ol

ama demiyorlar ki

değerlerin varsa anca onlarla olabilirsin kendin.

Üç beğeni yok beş beğeni
diye olmadık hokkabazlıklarla

gereğinde minicik bebekleri bile reklam malzemesi gibi sunarken ana babalar

gelip geçici şu sanal dünyada

bir dijital boşlukta kaybolup gidiyor bir dolu hatıralar.

Oysa dilden dile dolanıp da

nesillerden nesillere unutulmaz olanı

anca kendi dünyanda yaşadığın sahici hikayelerindir.

Zaten masallara dönüşen tam da bu değil midir?

O halde, haydi hep beraber

seni sen yapan ailenle, vatanınla, milletinle sahip çık değerlerine

geliyorken bir bayram,

büyük küçük elele edelim sohbet.

Dünyayı yok etmeye yemin etmiş sapkın ve sapıklar

henüz tüketmemişken eldeki kıymetlerimizi

olalım bir ve birlik.

Yazalım bugün var yarın belki de yok dediklerimizle birer masal.

İyi bayramlar olsun hepimize

çocuk Anne
Yazarın Önceki Yazıları Tüm Yazıları
NATO’nun Ardından 10 Temmuz 2026
*ÇAKMA RAPOR * 19 Haziran 2026
Linç kültürü 06 Haziran 2026
CHP CHP’ye karşı 30 Mayıs 2026
Tükenen CHP 15 Mayıs 2026