Akademik etik ve ulusal birlik
Dün, Uluslararası Ekonomi Hukuku yüksek lisans dersinde çok başarılı bir sunum gerçekleşti.. Dersi takip şekli ve yaklaşımı nedeniyle çok güvendiğim bir öğrencim.. Zor bir konu..
KKTC’nin deniz yetki alanlarında bulunan parsellerin hidrokarbon arama ruhsatlarının Korsan Kıbrıs Devleti tarafından küresel şirketlere verilmiş olması ve Türkiye’nin buna karşı her şekilde hem sahada hem diplomaside Kıbrıslı Türklerin haklarını sonuna kadar savunması..
Tabi ki bu uçsuz bucaksız problem değil.. Mazlum milletlerin kaynaklarına çökmekte uzmanlaşmış “tapılası demokratik medeniyetler”(!)in ileri uç tahkimat ustalarından bir İtalyan hukukçunun yazdığı makale..
Beyefendi diyor ki ..
Bakın, adanın kuzeyine gelip oturduğunuzu bizim cephe henüz hazmedemedi.. Bir de deniz kaynaklarına ortak olmanıza bir tolerans gösterme ihtimali yok.. Israr ederseniz gelir ikinci bir Louzidou davasını açarız, buralarda bütün meşruiyetinizi bitiririz, sopa burada elimizde, hiç aba altında falan değil.. Bir de benzetme yapmış.. Bak Kırım konusunda nasıl hüküm giydirdik Ruslara.. Size mi gücümüz yetmeyecek?
Sevgili okurlarım, lütfen öfkelenmeden, bundan sonra yazacaklarımı dikkatle okuyun..
Tabi ki böyle bir dava açamadılar.. NATO müttefikimiz gelir de bize dava açar mı? Güzellikle, hakkınızı “mağdur” Korsan Kıbrıs Devletine teslim edin diyor..
Dikkatinizi çekmiştir, bu milli geleneğimiz olan kibarlığı hafiften terk ediyorum. Zira orada Kıbrıs’ın tamamını temsil ettiğini iddia eden Enosis idealinin evlatlarına hep kibarca “Güney Kıbrıs Rum Kesimi” dedik.. Oysa karşı taraf bize “Ayrılıkçı Güç” adını takmış.. Yani bizi Suriye’deki YPG gibi veya Dünya’nın herhangi bir yerindeki devleti bölmek için isyan eden güçler gibi görmekte..
Bu arada hidrokarbon taşımacılığı uzmanı hukukçu öğrencim gariban kızcağız sunumu yaparken ufaktan da hışmıma uğramadı, birbirimize girmedik diyemem..
ULUSAL AKADEMİ - BUBİ TUZAĞI METİNLER
Zira atıf yaptığı ve Türk üretimi makalelerde kullanılan bazı ifadeler İtalyan hukukçunun kullandığı ifadeler kadar rahatsız edici.. BM kararlarına göre KKTC “hukuken tanınmamış” hükmündedir.. İlk olarak, ne yalan söyleyim, öğrencimin yapay zekâ yardımı aldığını düşünüp, düşüncemi dile getirerek kendisini kırdım- buradan özür dilemiş de olayım- ama makaleyi gösterince dilim tutuldu..
KKTC’nin uluslararası tanınırlığı yok.. Diplomaları, pasaportu da tanınmıyor.. Bu ifadelere ben bubi tuzağı diyorum..
Zira sizi yok edecek bomba o kadar iyi gizlenir ve sizin olağan ve doğru gördüğünüz ortama rahatça ilerlemeniz sağlanır ki.. Siz hayatın olağan akışının yansıtıldığını düşündüğünüz anda bombanın hedefi olursunuz..
Evet olağan görüntü şudur: Kıbrıs Türkiye dışında uluslararası toplumda tanımamıştır. Zaten en az üç tanınmayı bizzat kendisi engellemiştir..
Önce buradaki trajikomik durumu tarif edeyim öyle devam edelim..
Evet bizzat kendimizin tanıyan devletlere gidip tanımayı geri çekin dediğimiz doğrudur.. Rumlardaki şaşkınlığı nasıl tarif edeyim?
40 yaş üzeri okuyucularımız anımsarlar.. Hani Beşiktaşımızın Avrupa maçında, efsane sağ kanat oyuncumuz topu kaleden uzaklaştırmak isterken kendi kalesine uçan vole ile gol atmıştı ya.. İşte rakip İsveçli oyuncuların yüzündeki şaşkınlık ifadesinin aynısı.. 1980’lerin hemen başında yaşandı.. Tarih size nedeni ve ne içini anlatmıştır..
Diğer yandan KKTC’ye dünyada eşi benzeri olmayan bir yalıtım uygulamak için dört bir yandan harekete geçen müttefiklerimiz..
BM Güvenlik Konseyi’nin bir devletin tanınmaması ile ilgili görevi kapsamı dışında yapmış olduğu çağrı.. Bunların hiçbirine değinilmemiş.. Hatta makalede bir ifade şunu söylemiş, Türkiye’nin yapmış olduğu askerî harekât salt toprak kazanımı değil, Türklerin de güvenliğini sağlamak içinmiş..
Yani alt metin diyor ki çaktırmadan toprak kazanma operasyonuydu..
Adanın bölünmesinin fiili bir durum olarak ortaya çıkmış olması, zaten Türklerin her iki tarafta da abluka altına alınmış olduğu gerçekleri karşısında bu ifadeleri söylemek kurnazlıktan ileri bir durum..
Annan Planı için de Rumlar için kaçırılmış bir fırsat diyor..
AKADEMİMİZDEKİ TEMEL SORUN
Bizim akademide evlere şenlik durumlardan biri de herkesin hemen kendi görüşü oluşur.. En milliyetçisinden en liberaline kadar.. Bu durum çok ciddi bir zayıflık.. Yirmi yedi yıllık akademisyen olarak neden ve sonuçlarını sürekli düşünerek dahi görüş oluşturmak benim için o kadar tedirgin edici ki..
Hele bir de sizin kaynaklarınıza çökmeye çalışan milletlerin akademisinde yazılanları okuyup kendi görüşü gibi yayınlayanlar var.. Yani, size dünyaları verseler yazmamanız gereken şeyi sırf kendi konumunu algılayamayan cehaletten ya da uluslararası yayın yapabilmek için yazanlar..
Akademik etik sadece çalıntı görüş veya metinden uzak durmak değildir..
Toplumsal borcunu, ulusal ahlâkını, aidiyet duygusunu ve vatanseverliği de yayınlarda korumaktır..
Zira, bu devlet, sizin makamınıza, konumunuza saygı duyduğu için bazı özgürlükler ciddi güvence altındadır.
Hollywood’da senaryoların onaylandığı yerde Pentagon’un ofisi vardır ki ABD’nin çıkarlarına karşı bir senaryo geçemez. Kendi öz eleştirileri dahi kontrollüdür..
Yunanistan’da “..biz saçmalıyoruz niçin tüm devlet hayatını Türkiye karşıtlığı üzerinden kurguluyoruz?” derseniz, veya Türkiye hukuki meselelerin birkaçında haklı derseniz, akademide barınamazsınız..
Marksist akademisyenler Soğuk Savaş döneminde İngiltere’de sürekli devletin kontrol sürecindedir. Habsbawm örneği..
DİLİN EFENDİSİ OLABİLMEK..
Wittgenstein ne kadar net ifade etmiş.. Zira, dilin kullanım biçimi düşünceyi ifade eder.. Bir üst düzey devlet yöneticisinin dil kullanımında ne kadar dikkatli olması gerekirse, bir akademisyenin de o kadar dikkatli olması gerekir.. Tabi esasta netlik olması ön koşuluyla..
Burada tabi kamusal yaşamımız açısından da şapkayı devirip bir düşünmemiz gerekir..
Kamuoyu, devlet, jeopolitik konumlanma konusunda çok net olmalıdır. Bunu da tarihsel gerçeklik, oryantalist bakışı anlamadan yapamayız.
Annan Planı dönemi gibi net duruşun sağlanamadığı, havuç-sopa ikilemi arasında oyalanma süreci bize ders olmalı.. Aksi takdirde daha çok küçük dilimizi yutarız ve düşman sevindiririz..