Amasya Tamimi’nin 103. Yılı: Halktan güç aldı bağımsızlığa ilerledi!

Ercan Dolapçı

Ercan Dolapçı

Site Yazarı
TÜM YAZILARI

Bağımsızlık bildirgemiz olan Amasya Tamimi’nin yayımlanışının 103. yılındayız. Bağımsızlık mücadelemizde ayrı bir kıymete sahip olan Tamim, bugün de bizlere yol gösterici... Samsun’a bağımsızlık için çıkan Mustafa Kemal Paşa, ölümüne kadar bu ilkeyle hareket etti ve bunun için çaba harcadı. Hatta bunu karakter ilan etti. Amasya Tamimi’ndeki vurgular ilk defa o bildiriyle ortaya çıkmadı. Samsun’a ayak basar basmaz hep bu doğrultuda çalıştı ve yazışmalarında buna atıfta bulundu. Milletin de yanında olduğunu belirtti. Milletin azim ve kararlılığı ona hızlı adımlar attırdı. Amasya’dan sonra Erzurum ve Sivas Kongrelerini toplayarak Ankara’daki Büyük Millet Meclisinin yolunu açtı. İşte o süreç: 

İNGİLİZLER PAŞA'NIN DÖNMESİNİ İSTİYOR

Kemal Paşa, 11 Haziran 1919 günü Havza’dan hareket ederek öğleden sonra Amasya’ya vardı. Buradaki çalışmaları Milli Kurtuluş tarihimizde ayrı bir öneme sahiptir. Bundan önce önemli gelişmeler olmuştur. Ondan bahsetmeden Amasya Tamimi’ne değinmek doğru olmayacaktır. 6 Haziran 1919 günü İstanbul’da bulunan İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı General Milne, 9. Ordu Müfettişi ve Padişahın Fahri Yaveri Kemal Paşa’nın İstanbul’a çağrılması için Harbiye Nezareti’ne yazı gönderir. Bundan sonra işler başka türlü yürümeye başlar. Artık Paşa’dan rahatsızlık duyulduğu resmiyete dökülür. Harbiye Nazırı Şevket Turgut Paşa, Kemal Paşa’ya 8 Haziran günü telgraf göndererek, “Beraberinizdeki istimbotlardan biriyle İstanbul’a gelmeniz rica olunur” der. Paşa, çağrılma nedenini ve kimin istediğini Genelkurmay Başkanı Cevat Paşa’ya sorar. Cevat Paşa 11 Haziran günü gönderdiği telgrafta “Kıymetli bir generalin Anadolu’da seyahati kamuoyuna iyi bir tesir yapmayacağı cihetle İngilizlerin kendisini istediğini...” iletir.

Kemal Paşa aynı gün Erzurum’da bulunan 15. Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa’ya gönderdiği telgrafta bu konuya ilişkin olarak görüşlerini şöyle aktarır: “Hükûmet, aldatarak İstanbul’a getirtmek planını izlediğinden ben de mümkün olduğu kadar zaman kazanmak ve karargâhımı memleket içerisine sokmak için aynı usulde mukabele ve yazışma yapmaktayım.” (ATBD, sayı: 79, belge: 1732.)

İşte, Paşa bu nedenlerle sabah erkenden Havza’yı terk ederek Amasya’ya geçer. Burada Hükûmet Konağında halka hitap eder. “Hep beraber aziz vatanımızı ve bağımsızlığımızı kurtarmak için bütün gücümüzle çalışacağız!” der.  13 Haziran günü kendisini ziyaret eden Amasya heyetine de “Ortada İttihatçılık, İtilafçılık yoktur; memleket meselesi vardır.” der. Paşa aynı gün, 17. Kolordu Komutan Vekili Albay Bekir Sami Bey’e gönderdiği telgrafta ise “Bütün Anadolu halkı, bağımsızlığı için tek vücut olmuştur. Tüm komutanlar, valiler ve mutasarrıflar kutsal amacımız için işbirliği yapmaya karar vermişlerdir. Sivas’ta bir kongre yapılması, kongreye tüm vilayetlerin delegelerinin katılımı ile kuvvetli bir milli merkez oluşturulması kararlaştırılmıştır.” diye yazar.

Amasya Genelgesi imzalandığı sırada Mustafa Kemal ve arkadaşları.

‘KAFAMDAKİLERİ BİLSELERDİ’

Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’dan Samsun’a yola çıkarken “Kafamdakini bilselerdi beni göndermezlerdi.” der. Gerçekten de öyle. Zaten bu çabalarını öğrenince onu geri çağırdılar. O ise Samsun’a ayak basar basmaz bütün faaliyetleri aslında bu yoldaydı. Bunu, geri çağırmalarından sonra daha net şekilde yapmaya ve çabalarını hızlandırmaya başladı. Biliyordu ki görevden alınacaktı. Buna aldırmıyordu. Amacı bir an önce Erzurum ve Sivas Kongrelerini yapmak ve halkın katılımıyla Ankara’da meclisi açmak ve Millî Hükûmeti kurmaktı. Paşa’nın çabasını halk da anlamıştı. Zaten halk da olup bitenler karşısında bir şeyler yapma gayreti içindedir. Hele ki İzmir’in işgalinden sonra bu gayretler daha da artmıştır. Amasya Sultan Beyazıt Cami'nde Müftü Abdurrahman Kamil Efendi’nin vaazındaki şu cümleler çok şeyi anlatır: “Yegâne kurtuluş çaresi halkın doğrudan doğruya egemenliği eline alması ve iradesini kullanmasıdır. Hep beraber Mustafa Kemal Paşa’nın etrafında toplanarak vatanı kurtaracağız!” 

İşte Kemal Paşa bunlardan güç almakta ve bunlara inanarak yoluna devam etmektedir. Bu durumu da 14 Haziran günü Padişah'a şu ifadelerle bildirir: “İstanbul’da iken, milletin bu kadar kuvvetli ve az vakitte felaketlerden bu derece uyanık olduğunu tahayyül edemezdim. Eğer zorlanırsam görevimden istifa ederek önceden olduğu gibi Anadolu’da ve milletin sinesinde kalacağım ve vatanî görevime bu kez daha açık adımlarla devam edeceğim.” 

Paşa, 17 Haziran günü Kâzım Karabekir’e gönderdiği telgrafta amacını açıklar ve millî birliğe vurgu yaparak, “Anadolu’ya geçişimden şimdiye kadar en çok önem verdiğim taraf, milletin geleceğinin ve hayat hakkımızın ancak millî birlikle kurtarılacağını anlamak ve bunun için her çeşit siyasî ve kişisel ihtiraslardan uzak ve yalnız milleti hür ve müstakil yaşatmaya yönelik örgütün, yani Müdafaa-i Hukuk-u Milliye’nin her bucağa varıncaya kadar yayılması esaslarını hazırlamak oldu. Övmeye değer ki, her tarafta gerek askeri gerek mülkî, sizin gibi aynı fikir ve düşüncede arkadaşlarımızın çalışma ve önderlikleriyle her taraftan aldığım telgraflar milletin bu ihtiyacı duyduğunu ve birlik halinde bu işe eylemli olarak başladığını ispat ediyor.” der.

‘İNGİLİZLER SENİ İSTİYOR’

Paşa, 18 Haziran günü Edirne’de bulunan I. Kolordu Komutanı Albay Cafer Tayyar Bey’e gönderdiği telgrafta ise artık yavaş yavaş istifa ederek açıkça millet için çalışacağının beyanını iletir: “Bağımsızlık gayesinin elde edilişine kadar tamamiyle milletle birlikte, fedakârane çalışacağıma mukaddesatım namına yemin ettim. Artık benim için Anadolu’dan hiçbir yere gitmemek kesindir.” der. Bu sırada İngilizler ve İstanbul yönetiminin Mustafa Kemal Paşa’yı İstanbul’a çağırma girişimleri de sürmektedir. 17 Haziran günü İstanbul’da bulunan İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe, Kemal Paşa’yı geri çağrılması için Hariciye Nezareti’ne yazı gönderir. Bu arada Harbiye Nezareti de Paşa’ya İstanbul’a çağıranın İngilizler olduğunu iletir.

19 Haziran günü Amasya’ya Ali Fuat Paşa ve Rauf Bey gelir. Paşa ile gelişmeleri görüşürler. Artık Amasya Tamimi’nin de bir anlamda hazırlıkları yapılır. Aynı gün Albay Bekir Sami Bey’e gönderdiği telgrafta dünyadaki genel durumun ve gidişatın Türk milletinin bağımsızlık ve kurtuluşu için uygun olduğunu bildirir.

İstanbul hükûmeti de boş durmamaktadır. Posta ve Telgraf Umum Müdürlüğü Reddi İlhak ve Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyetlerinin telgraflarının çekilmemesi emrini verir. Bunun üzerine Paşa, Amasya’dan Sadarete, Harbiye Nezaretine, valiliklere, kolordulara, Posta ve Telgraf Başmüdürlüklerine genelge göndererek, “Milletin sesini boğarak yasal hakkını istemekten menetmeye ve vatanın mahvına sebep olmaya yönelik bu emri hiçbir namuslu telgraf memurunun yerine getireceğini ümit etmem; fakat böyle bir namussuzluğa cüret edecek olanlar olursa derhal divan-ı harplere gönderilmesini ve durumdan bilgi verilmesini emrederim.” der.

Kemal Paşa, 21 Haziran günü İstanbul’da bulunan önemli şahsiyetlere mektup göndererek onları Millî Mücadeleye davet eder ve şu mesajı iletir: “Artık İstanbul Anadolu’ya hâkim değil, tâbî olmak mecburiyetindedir! Size düşen fedakârlık pek büyüktür! Millî gaye elde edilinceye kadar acizleri Anadolu’dan ve milletin sinesinden ayrılmayacağım ve bu noktada sonuna kadar bir millet ferdi gibi çalışacağımı millete karşı mukaddesatım namına söz verdim ve hiçbir kuvvet bu millî azme mani olamayacaktır!”

Mustafa Kemal Paşa'nın amacı bir an önce Erzurum ve Sivas Kongrelerini yapmak ve halkın katılımıyla Ankara’da meclisi açmak ve Millî Hükûmeti kurmaktı.

AMASYA TAMİMİ

Kemal Paşa gece Ali Fuat Paşa, Rauf Bey ve Refet Bele ile Amasya Kararları’nı görüşerek son şeklini verir ve üçlüye imzalatır. Mersinli Cemal ve Karabekir Paşaların da onayını alır. Sabah da tarihî Tamim Anadolu’da askerî ve mülkî amirlere gönderilir. 6 maddelik kararlarda ve 4 maddelik Tamim’de asıl vurgu bağımsızlık ve bunu gerçekleştirecek olanın millet ve onun iradesi olduğu belirtilir. İşte tarihi Tamim’in ilk maddesi:

“1- Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir. Merkezi hükûmetimiz İtilaf devletlerinin tesir ve denetimi altında kuşatılmış bulunduğundan üzerine aldığı sorumluluğun icaplarını yapamamaktadır. Bu hal milletimizi yok olmuş tanıttırıyor. Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. Milletin hal ve vaziyetini göz önünde tutmak ve haklarının sesini cihana işittirmek için her türlü tesir ve taraftan gelen teklif ve millî arzu üzerine Anadolu'nun her bakımdan en emin mahallî olan Sivas'ta millî bir kongrenin süratle toplanması kararlaştırılmıştır. Bunun için tekmil Osmanlı vilayetlerinin her sancağından ve parti ihtilafları nazarı dikkate alınmaksızın muktedir ve milletin itimadına mazhar üç kadar kişinin mümkün olan süratle yetişmek üzere hemen yola çıkarılması icap etmektedir. Her ihtimale karşı bunun bir millî sır halinde tutularak dağdağaya mahal verilmemesi ve lüzum görülen mahallerde seyahatin kendini tanıtmada yapılması...”

KOMUTANLARIN ÜRKEKLİĞİ

Mustafa Kemal Paşa, Amasya Tamimi'ne komutanların çekinerek imza atmalarını ise şöyle anlatır: “Rauf Bey, misafir olduğundan bu müsveddeye imza koymak için kendinde bir alaka ve salahiyet görmediğini nezaketen ifade etti. (...) Refet Bey imzadan kaçındı ve böyle bir kongrenin yapılmasındaki maksat ve faydayı anlayamadığını söyledi. (...) Fuat Paşa'yı çağırttım. Paşa görüşümü anlayınca derhal imza etti. (...) Refet Bey müsveddeyi eline alarak kendine mahsus bir işaret koydu. Öyle bir işaret ki, bunu bu müsveddede bulmak biraz müşküldür.”

İlginçtir, Atatürk'ün bahsettiği komutanlar, Cumhuriyet'in ilanından sonra yolları ayrılacak olan 'muhalifler'di... Baştaki çizgilerini Cumhuriyet'in ilanında da sürdürdüler.

Zaferi ise bağımsızlığa ve milletin gücüne inananlar kazandı.

Kaynaklar:

- Utkan Kocatürk, Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, AAM Yayınları, Ankara, 1999, s.136-141.

- Atatürk’ün Bütün Eserleri (ATABE), c.3, 3. Baskı, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2003, s.105.

- ATABE Nutuk I, Kaynak Yayınları, 2006, s.44.

Etiketler amasya tamimi Mustafa Kemal Atatürk