09 Ağustos 2026 Pazar
İstanbul 25°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

ANDY öncesi LIMBO

Metin Akgerman

Metin Akgerman

Site Yazarı

A+ A-

İngiltere’de beklendiği üzere Başbakan Starmer istifa etti. Yine beklendiği üzere yerine Manchester belediye başkanı olan Andy Burnham gelecek. Starmer neden istifa etti? Zaten geçen sene sonundan itibaren iktidarı sallantıdaydı, anketlerde İşçi Partisi’ni bitiş noktasına getirmişti, sözlerinin çoğunu yerine getirememişti. O dönem onu göndermediler çünkü Mayıs ayında yerel seçimler yapılacaktı ve yerel seçimlerin hezimetini de Starmer’a yüklemek istediler. Eğer öncesinde bileti kesilseydi bu sefer yerel seçim hezimetini yeni başbakanın sırtlaması gerekecekti. Velhasıl, Mayıs’ta yerel seçimler oldu, beklendiği üzere İşçi Partisi sandığa gömüldü ve Haziran itibariyle de Starmer’ın altından koltuğu çekilmiş durumda. Peki Starmer’ın yerine neden Andy getiriliyor? Andy’nin ne özelliği var? Bu sorunun cevabını henüz bilemiyoruz. Andy hakkında muhalefet dahil hemen herkesin üzerinde birleştiği nokta sosyal biri olması, ağzının iyi laf yapması. Starmer’dan ayrıldığı temel farkın bu olduğu söyleniyor. Andy de Starmer gibi ‘yumuşak solcu’ kategoride (ing: soft Left) sınıflandırılıyor. İngiltere politikasında yükselmek için gereken İsrail lobilerine yakınlık konusunda da Andy’nin sorunu yok, zaten 2015 yılında İşçi Partisi başkanlığı yarışına girmeden LFI (İsrail dostu İşçi Partililer) grubuna katılmıştı. İşçi Partisi lideri olarak ilk dış ziyaretini İsrail’e yapacağını belirtmişti ve İsrail’in demokrasisine, azınlık hakları tutumuna filan methiyeler düzmüştü. 2023 sonrasında beyanlarında, seçmen baskısı ile olsa gerek, biraz daha Filistin tarafına doğru kayış gözlendi. Peki Andy ne zaman başbakan olacak? Bu süre net değil. En erken Temmuz ortası, en geç Eylül ayı konuşuluyor. Yani Starmer, başbakanlık koltuğunda turist olarak birkaç hafta daha oturacak gibi görünüyor. Parlamento’daki münazaralar ise iyice komedi haline gelmiş durumda. Bir tarafta hükümeti temsilen eden başbakanı dahil çeşitli bakanları istifa etmiş ve seçimlerde fena halde yenilmiş bir hükümet, karşısında ana muhalefet olarak yine fena halde bitmiş olan bir Muhafazakâr Parti. Yani iki bitik parti parlamentoda karşılıklı ‘sen daha kötüsün, hayır sen daha fecisin’ münazarası yapıyorlar. Muhalefet lideri Kemi Hanım son beyanlarında İngiltere’nin yaz ayını kaos ile kaybetmeye tahammülü yok dedi. Andy’yi bir an önce koltuğuna oturması, planlarını açıklaması ve sorulara cevap vermeye davet etti. Kemi, Andy’yi kişisel olarak sevdiğini ancak Andy’nin sevimli görünmek ve popüler olmak uğruna zor kararlardan kaçan biri olduğunu belirtti. Andy’yi yeni hazine bakanı olarak Ed Milliband’ı getirmemesi konusunda uyardı (Demek ki yeni hazine bakanı Ed olacak-MA). İşçi Partisi’nde tüm vekillerin işi gücü bırakıp yeni oluşturulacak kabinede kendilerine koltuk ayarlama telaşında olduklarını belirtti. Kemi’nin diğer bir öngörüsü ise, Andy’nin sonraki seçimi kazanmak için Kuzey İngiltere’ye sosyal destek harcamalarını bolca akıtacağı yönünde oldu. Bunun yapılmaması ve bütçenin disiplinli şekilde yönetilmesi konusunda da uyarılarda bulundu. Diğer önemli uyarı ise Andy’nin yeni kamu ajansları kurması ve devlet kadrolarını şişirmesi konusunda oldu. Kemi’ye göre yapılması gereken Devleti büyütmek değil aksine özel sektörün önünü açmak ve özel sektör üzerinden istihdam ve büyüme sağlamak. Bu konu zaten sağ ve sol partilerin temel ayrışma konuları arasındadır. Andy Burnham ara sıra açıklama yapıyor ama soru almıyor. Kemi kendisine yöneltilen sermaye kazançlarının vergilendirilmesi konusunda hayli teknik bir soruya şöyle yanıt verdi: “Andy sorulara cevap vermiyor, Farage vermiyor, Starmer vermiyor. Gelin bütün sorularınızı bana sorun hepsine ben cevap vereceğim”. Ve politik olarak hassas olan bu konuda sermaye kazançlarının vergilendirilmesine karşı olduklarını belirtti. Kemi, İşçi Partisi’ne bir yumruğu da bel altından vurdu ve dedi ki: “Koskoca İşçi Partisi 400 tane vekil içerisinden bir tane başbakan adayı çıkartamadı, gidip Manchester belediye başkanını getirmek zorunda kaldılar”. İngiltere’nin bugün itibariyle en büyük partisinin lideri olan Nigel Farage ise her fırsatta genel seçim çağrısında bulunmakta. İngiltere’ye malum başbakan dayanmıyor. Yine bir başbakan değişikliği yapıldı, bakalım bu başbakan genel seçimlere kadar dayanabilecek mi? Muhtemelen Starmer politikalarına benzer politikalar bir süre daha devam edecektir. Durum çok hızlı kötüye giderse erken seçim 2027 yılında konuşulabilir. Normal seçim zamanı olan 2029’a kadar Andy ülkeyi götürebilir mi? Göreceğiz. Pek zannetmiyorum.

ANDY öncesi LIMBO - Resim : 1

Donanma Hibrid Savaş yapısına dönüşüyor

İngiltere’de savunma konularında da kriz var. Krizin kök nedeni, ordu kurumu ve hükümet arasında harcamalar konusundaki öncelik farklılığı. Ordunun istediği parayı hükümet ayırmıyor. Bunu net söylemiyorlar ama anlaşılan durum bu. Haziran başında savunma bakanı John Healey istifa etti ve savunma mektubunda Başbakan Starmer ve hazine yönetimini eleştirdi. John’un ardından silahlı kuvvetlerden sorumlu Milletvekili Al Carns da istifa etti. Al Carns’ın açıklaması ise savunma planının ülkenin karşı karşıya olduğu tehditler ile uyumlu olmadığı argümanına dayanıyor. 2025 ortasında bir Stratejik Savunma İncelemesi (SDR 2025) yayınlanmıştı ve bundan sonra Savunma Yatırım Planı’nın (DIP: Defence Investment Plan) yayınlanması beklenmekteydi. Ancak bu plan geciktikçe gecikti ve hala yayınlanmış değil. Ankara’daki NATO zirvesi öncesi yayınlanacağı belirtildi yani siz bu yazıyı okuduğunuzda muhtemelen yeni yayınlanmış olacak. Tabi ortada yetkili bir başbakan yokken kim bu planın altına imza atacak o konu da biraz tartışmalı, göreceğiz. NATO zirvesine kadar imza atacak biri bulunamaz ise herhalde zirvede Trump atar imzayı(!). Diğer taraftan savunma kaynaklarından gelen tüm haberler savunma yapısının ciddi şekilde yapay zekâ ve dron temelli sistemlerin yönetimi çerçevesinde düzenlendiğini gösteriyor. Misal UKDJ haberine göre İngiltere, Tip83 denen büyük destroyer tipi savaş gemisi planını askıya aldı ve bunun yerine daha küçük savaş gemilerine yönelecek. Bu küçük gemilerde az personel olacak ve temel işlev hava, deniz ve denizaltı dronlarının kumanda platformu olacak. Yani savaşacak gemiler yapmak yerine, savaşacak dronları kontrol edecek deniz kumanda platformları yapılacak gibi görünüyor. 28 Haziran’da Savunma Bakanlığı’nın yayınladığı basın bildirgesi de bu yönelişi doğruluyor. Buna göre savunma yatırım planının önceliği mevcut cephe hattındaki personelin kullanımına en yeni alet edevatı sunabilmek olarak ifade edilmiş. Yani yeni elit komando birlikleri yetiştirmek, bunları en ileri dron ekipmanları kullanabilir hale getirmek ve bunlara hızlı komando tekneleri gibi ekipmanların sağlanması hedefleniyor. Ordunun nereye doğru evrileceğini yeni savunma yatırım planı açıklandığında pek yakında öğreneceğiz. Eski Savunma bakanı Amiral Tony Radakin ise Andy Burnham’a çağrıda bulundu ve dedi ki: “Churchill gibi olmalısın ve Britanya’yı savaşa hazırlamalısın”

Londra’ya yeni eğlence parkı geliyor!

İngiltere’de üretim ve sanayi ilintili işlerde durum fecaat ve işsizlik hızla artıyor, ancak hizmet sektöründe ve özellikle turizmde büyük yatırımlar devam ediyor. Bunların arasında öne çıkan yatırım ise Universal Stüdyoları tarafından yapılmakta. Universal Film Stüdyolarının yatırımcılığında, Londra’ya 45 dk mesafede Bedfordshire’da yeni ve büyük bir eğlence parkı kurulmakta. Bu sene İnşaat çalışmaları başladı ve 2031’de açılış hedefleniyor. Projenin ismi ‘Universal United Kingdom Resort’ olacakmış. Projede tema parkına ilave olarak büyük bir otel, restoranlar ve alışveriş mekanlarını da içerecekmiş. 5 milyar Sterlin civarındaki projenin altyapı harcamaları için hükümet 1,3 milyar sterlin destekleme yapmaktaymış. Belli ki politika yapıcılar, Londra’nın turistik potansiyelini ve yüksek ziyaretçi sayısını daha da büyütme cabasındalar. Darısı İstanbul’un başına diyelim.

ANDY öncesi LIMBO - Resim : 2

Ve Andy konuştu: Güç merkezden yerele inecek

Birkaç hafta sonra başbakanlık koltuğuna oturacak olan Andy Burnham ekranların karşısına geçti ve sanki birileri kendisini o koltuğa oturtmuş gibi değil de bir seçim kazanmış edasıyla zafer konuşması yaptı. Andy, İngiltere başbakanı olarak hangi alanlara odaklanacağını ve getireceği değişiklikleri sıraladı. Andy’nin konuşmasını nasıl özetlesek? Sanki eski Türk filmlerindeki fakir ama gururlu köylü gencin, zengin fabrikatörü mağlup edişi ve ondan intikam alışı gibi bir konuşma yaptı desek herhalde durum anlaşılır. Yani Kuzey şehri olan Manchester’dan gelen Andy, kuzeyin geri kalmışlığının intikamını zengin Londra’dan alacak esas oğlan rolünde. Ülke tarihinin en büyük yeniden ‘güç dengelemesi’ operasyonunu yapacakmış. Andy, İngiltere’nin aşırı şekilde merkezi yönetime sahip olduğunu ve bunun hatalı olduğunu belirtti. Devletin gücünü Londra’dan alacağını ve İngiltere’nin diğer bölgelerine dağıtacağını belirtti. Büyüme, tepeden aşağı emir ile gelmez, aşağıdan yukarı yetiştirme ile sağlanır dedi. Bu durum daha az merkezi hükümet, daha güçlü belediyeler anlamına geliyor. Londra dışında lafı dinlenmeyen, yeterli yetkisi ve bütçesi olmayan ezik belediyeler adeta yeni dönemde gücün merkezleri haline gelecekler. İlave bir başbakanlık ofisi de Manchester’da olacakmış ve Manchester’dan başbakanlık yapacakmış. İngiltere tarihinin en büyük sosyal konut projesini başlatacakmış. Hatalı eğitim politikaları sonucunda artan işsizlik ile mücadele edecekmiş. Endüstriyi tekrar İngiltere şehirlerine getirecekmiş. Kamu maliyesini fazlaca bozmadan hayat pahalılığı ile mücadele etmesi için vatandaşlara biraz nefes alanı açacakmış. Herkesin evinin olduğu, herkesin kalbinde umut olan bir İngiltere hayali varmış. Andy’nin diğer vurguladığı konu yüksek kaldırım konusu. (ing: high street). Bu yüksek kaldırım denen olay, İngiltere’nin temel şehircilik yapısı olan küçük şehirlerin merkezindeki temel alışveriş caddesidir. Amazon başta olmak üzere internet siparişleri sebebiyle bu caddeler büyük oranda ölmekteler ve mağazalar hızla kapanmaktalar. Andy, bu caddelerdeki mağazalara uygulanan çeşitli vergileri kaldıracağını veya azaltacağını belirtti ve bu sokakları canlandıracağının sözünü verdi. Andy, dış politika konusunda henüz fazla demeç vermedi ama şimdiye kadarki söylemleri Starmer dönemi politikalarının devam edeceği yönünde yani Ukrayna’ya güçlü destek, NATO ile güçlü iş birliği ve Avrupa Birliği ile daha yakın iş birliği politikaları izlenecek. İçerisinde Yapay Zekâ kelimesi geçmeyen bir ekonomi konuşması yaptı, bu gözlemi de not etmiş olalım. Bence bu Yapay Zekâ edebiyatı, özellikle sabit gelirli çalışan kesimlerde pek sevilen bir konu değil ve Andy bunu erken anlamış uyanık politikacılardan.