Anılar ve acılar
Muğla’nın Yatağan ilçesine bağlı Eskihisar Köyü’nde; Karya, Roma ve Bizans dönemlerine ait zengin kalıntılar bulunmaktadır. Karya Federasyonu’nun başkenti Sratonikeia burasıdır. 1985’te bir düğün için Eskihisar’a gitmiştik. Arkadaşımızın yakın akrabası olan öğretmen bizi evine buyur etti.
Kahvaltıyı taş kuru duvarla çevrili avluda yaptık. Çeşitli çiçeklerle bezenmiş avluda, asma çardağının altında harika bir ortam. Güleç yüzlü ev sahiplerimiz bize süt, peynir, yumurta, zeytin, domates, biber ve yufka ekmek sundular. Çay ve şeker dışındaki bütün ürünleri kendileri yetiştirmişlerdi. Üstünden kırk yıl zaman geçti, hâlâ tadı damağımızda olan bir kahvaltı ve söyleşi oldu.
DEPREM
1957’de 67 kişinin ölümüne neden olan Fethiye depreminde, Eskihisar köyü de zarar görür. Devrin yöneticileri köyün yerinin değiştirileceğini bildirir ve 265 haneden oluşan yeni köy devlet tarafından kurulur. Evler köylülere düşük faizle ve vadeli olarak satılır. Eski yerleşke kara yolunun doğu tarafında, yenisi batı tarafındadır. Köyün adı da Yenihisar olur.
300 haneli köyün nüfusu 1500 civarındaydı. Ticari yönden çok hareketli bir merkez olup çevre ilçe ve kasabaların katıldığı çok canlı bir pazar kurulmaktadır. Yeni kurulan köyde 12 öğretmeni ve 11 dersliği olan bir ilkokul ile, 8 öğretmeni 96 öğrencisi olan bir ortaokul vardır. Köylüler tarafından cami, tuvalet, hatta bir müze yapılır.
Eskihisar hayli verimli bir araziye sahiptir. Pek çok meyve yetiştirilmektedir. Çeşitli sebze ve tarla ürünlerinin yanı sıra, süt sığırcılığı ve buna bağlı yem bitkileri yetiştiriciliği yaygındır. Su kaynakları da çok zengindir. Halkalı ve Camialtı suları köyde bulunan 10 değirmeni çevirmektedir.
KÖMÜR
Eskihisarlıların Yenihisar’daki yaşamları 1970’lerin başlarına kadar devam eder. İçinde Yenihisar’ın da bulunduğu Yatağan Menteşe Dağları arasındaki kömür rezervlerinin değerlendirilmesi gündeme gelir. Yatağan Termik Santralının yapımına ilişkin çalışmalara başlanır. 1974 yılında Yenihisarlılara kamulaştırma yapılacağı bildirilir. Kömür havzasının tam üzerinde bulunan köyün yerinin tekrar değiştirilmesi gerekmektedir.
GÖKÇEADA
Bu kez yer konusundaki çözüm kolay bulunamaz. Önce Didim Akbük üzerinde durulur. Devlet Didim’de yerleştirilebilecek nitelikte 23 aile belirler. Ancak daha sonra devlet bu fikirden vazgeçer. Yenihisarlıların, Gökçeada’daki terk edilmiş evlere yerleştirilmesi düşünülür. Yeni yerleşim yeri Gökçeada’nın batısındaki Uğurlu köyüdür. Gökçeada’da aile başına bir ev ve 40 dekar arazi onları beklemektedir. Köyden 44 aile Uğurlu’ya gitmeyi kabul eder. Törenlerle uğurlanan bu ailelerin tüm ulaşım masrafları devletçe karşılanır. Doğal ve toplumsal koşulların önemli ölçüde farklı olması sorun yaratır ve bazıları geri döner. Gökçeada’nın turizm yönünde gelecek vadettiği ve arazilerinin değer kazanacağı beklentisi içinde olanlar oradaki yaşamlarını sürdürmektedir.
TEKRAR ESKİHİSAR
Gökçeada’ya gitmeyenlerin Yenihisar’ın 5 km kadar yakınındaki Yatağan Milas yolunun Sarnıçtepe mevkiine yerleştirilmeleri kararlaştırılır. Yenihisarlı 275 hane buraya yerleşmiştir. Yakın köylere, Yatağan’a ve diğer il ve ilçelere giden aileler de bulunmaktadır.
Yıkımdan hayli sonra otomobille oradan geçerken hayran kaldığımız o köyden en ufak bir eser olmadığını görüp, hüzünlendik. Sadece tozlu, çıplak yamaçlar göze çarpıyordu, sular da kurumuştu.
SONUÇ
Bu süreçte yaşı 35 civarında olan biri en az üç yerleşim yerinde yaşamak zorunda kalmıştır. Eskihisar uç bir örnek olabilir. Ancak bir çiftçi için bir kez de olsa, kendi topraklarını, evini ve alışkın olduğu ortamı terk edip yeni bir yerleşim yerine geçmenin ne denli güç olduğu açıktır. Kamulaştırmanın haklı gerekçelere dayanması, kişi ve aileleri en az etkileyecek şekilde yapılması zorunludur.
Arazi, konut ve benzeri varlıklar yalnızca ekonomik önem taşıyan nesneler değildir. Atalarından kalan, içinde doğup büyüdükleri bir konutun dev iş makineleri tarafından yıkılışını izlemek kolay değildir. Köylülerin kendi imkânlarıyla inşa ettiği caminin çatısı, içerideki eşya bile alınmadan iş makinesinin kepçe darbesiyle yıkılmıştır. Köyün terzisi tezgâhın altından iki bez torba çıkarıp; “Bu torbada anamın kemikleri, ötekinde babamın kemikleri var. Mezarlığın yeri belirlenince oraya gömeceğim” demişti. Yeni okul binası yapılmadığı için öğrenciler okulsuz, öğretmenler öğrencisiz kalmıştır. Göç nedeniyle ailelerin parçalanması ayrı bir sorundur. Yakın akrabalar, komşular, sevgililer ayrılmak zorunda kalmıştır. Bunlar Eskihisar’da yaşanmış acılardan bir kesittir ve hiçbirinin parasal ödüllerle telafisi mümkün değildir.