Ankara hangi törene hazırlanıyor
Teori Dergisi’nin önümüzdeki temmuz sayısında NATO’ya girişimiz ve bedelleri üzerine bir yazı yazdım. Dergi bu ay erken baskıya verilecek.
Malum bu temmuz ayı biraz bereketli.
Dünya Medeniyetleri Araştırma Merkezi (DÜNYA-MER)’nin İstanbul’da “Dünya’da Güvenlik ve NATO” başlıklı uluslararası bir toplantısı 26 Haziran’da olacak. Çok önemli katılımcılar var.
Temmuzun ilk haftası da Ankara’da NATO toplantısı var.
Ona da Trump gelecekmiş.
Haberlerde aman efendim nasıl da ballandırarak anlatıyorlar hazırlıkları…
YÜZÜM KIPKIRMIZI OLDU
Kalacakları semtin, geçtikleri yolların evlerini, demir parmaklıklarını boya badana yapıyorlarmış… diye söyleyince zınk dedim durdum.
Yüzüm kıpkırmızı oldu.
Tam da ben de yazımda Missouri Zırhlısı’nın Türkiye’ye bir bahaneyle gelişini yazıyordum. NATO’ya yalvar yakar giriş sürecimizin ilk adımları diye bilinir.
İstanbul da aynen böyle hazırlanmış.
Türk-Amerikan ilişkilerinde, ondan daha önemlisi Atatürk’ten sonra dış politikada önemli bir kırılma noktasıdır.
ABD, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ellerini yıkamış, topraklarında savaş görmediği için her türlü kazanarak çıkmış, dünya efendiliğine gözünü dikmiş bir kuvvet. Avrupalı emperyalistler, zavallılar savaşın kazanan tarafında olanlar bile sömürgelerini kaybetmişler ya da kaybetmek üzereler. Ağır kayıplar verdiler.

ABD ETRAFA MEDENİYET SAÇACAK
ABD’ye yol açılmış.
ABD dünyanın tek efendisi olacak.
ABD etrafa medeniyet saçmak üzere tetikte.
Sovyetler Birliği ve Türkiye!
Yine sahnedeler.
Yolu düzlemek gerekiyor.
ABD’li generallerin biri gidiyor biri geliyor.
Kışkırtma, yalan dolan haberler yapılıyor.
Kemalist Devrim felsefesinden önemli bir kopuş yaşanıyor. Atatürk’ün vasiyeti bir kenara itiliyor. Kireçlenme dizlerini bükmüş.

CAMİYE İNGİLİZCE MAHYA
İşte boya badana ve Missouri Zırhlısı burada devreye giriyor. İstanbul, ABD’li bahriyeliler için yıkanıp paklanmış.
-Tekel Genel Müdürlüğünün ürettiği “Missouri” markalı sigara yok sattı.
-Karşılama anısına özel posta pulları basıldı.
-Karaköy, Beyoğlu ve Beşiktaş’taki dükkanların tabelaları İngilizceye çevrildi. Esnaf acilen İngilizce menüler hazırladı ve temel kelimeleri öğrendi.
-Genelevlerin bulunduğu Karaköy Zürafa Sokak baştan aşağı boyandı, beyaz badana yapıldı ve buradaki kadınlar sıkı bir sağlık denetiminden geçti.
-Lokantalar menülerine “Missouri Salatası”, “Missouri Kebabı” gibi isimler ekledi. İstanbul’daki ayakkabı boyacıları bile sandıklarını parlatıp üzerlerine Amerikan bayrakları çizdiler.

-Dönemin ünlü mizah dergisi Akbaba, Türk kızlarının Amerikan bahriyelileriyle evlenme hayallerini ve gençlerin aniden “hey gidi Amerikan dostluğu” diye gezmesini hicveden karikatürler bastı.
Bu durum, Türkiye’nin daha sonraki yıllarda tanışacağı Amerikan popüler kültürünün, gazozunun, sinemasının ve müziğinin ilk büyük reklamlarıydı.
-Beşiktaş Vapur İskelesi’nin hemen yanındaki Sinan Paşa Camii, gemideki Amerikalı askerler görsün diye geceleri mahyalarla aydınlatıldı. Türkiye tarihinde bir ilk olarak mahyaya İngilizcesi yanlış da olsa “Welcome” (Hoş Geldiniz) diye yazıldı.

Bir de değerli yazarımız Fakir Baykurt’un kaleminden okuyalım o sahneleri. 1967’de yazdığı “Amerikan Sargısı” romanında karşılama törenini şöyle anlatır:
“Bizimkilere kızıyorum yani!
Misuri diye bir zırhlı geldi o zaman. Alayın şoförüyüm. Denizde, karada birliklerle karşıladık Amerikan bahriyelilerini. Vali, nutuk söyledi. Çiçekler, çelenkler. Her yere bayraklar asıldı. Bilmem kaç pâre top attılar. Bir hafta süreyle bizim halk kuyruğa girdi ki, 25 kuruş verip zırhlıyı görsün! Halk 25 kuruşa zırhlı görürken, idareciler Abanoz’u yeniden badana ettirip boyattılar. Hem de sermaye kızları muayeneden geçirtip, kapıları yerlilere kapattılar ki, yalnız Amerikan bahriyelileri girebilir.”
Romanın baskısı var mı bilmiyorum.
Ama bulursanız mutlaka okuyun.

KIZILÖZ KÖYÜ NASIL KOMÜNİSTLİKTEN KURTULDU
1950’lerde Ankara yakınlarındaki Kızılöz Köyü’nde geçer. Türkiye’de görevli ABD’li bir yardım kuruluşu Marshall Planı kapsamında köyü pilot bölge seçmiştir.
Öyle parayı buyurun harcayın ülkenizin yararı için demez elbette “koskoca” ABD “yardım kuruluşu”!
Ta köyde bile ne yapılacağına kadar kendi adamları karar verecektir.
Tavukların nasıl yumurtlayacağına bile…
Romanı okursanız diye sonunu söylemeyeceğim elbette ama şu kadarına izin verin söyleyeyim.

Marshall Planı kapsamında tavuklar için alınan önlemler sonucu tavuklar boş yumurta yumurtlamaya başlarlar…
“Modernleştirmeye” de ilk iş olarak köyün “komünist” adını değiştirerek başlarlar. “Güzelöz” yaparlar.
Roman, dönemin o Amerikancı ekonomik ve toplumsal siyasetlerinin müthiş bir mizahla eleştirisidir.
Roman, ana karakter Bekçi Temeloş’un “iyi bir yanıt” vermesiyle de sonlanır.
Darısı bizim başımıza!