Yandex
16 Aralık 2025 Salı
İstanbul
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Araştırma koşulları (2)

Cengiz Çakır

Cengiz Çakır

Gazete Yazarı

A+ A-

Bir önceki yazıda kalem, kâğıt, cetvel ve sadece dört işlem yapabilen hesap makineleri ile araştırma verilerinin nasıl analize tabi tutulduğu anlatılmaya çalışılmıştı. Devam edelim.

ADI BİLİNMEYEN

Kürsü başkanı Ali Aras Hoca, İngilizce bir makaleyi çevirmemi istedi. Çeviriyi yaparken bir yerde takıldım. Metinde “computer” diye bir sözcük geçiyor. İngilizce-Türkçe Redhouse sözlükte yok. İngilizceden İngilizceye Webster sözlüğe baktım, onda da yok. Ama fiil olarak hesaplamak anlamına gelen “to compute” var. Kaleci anlamına gelen “goal keeper”, dükkân sahibi anlamına gelen “shop keeper”, marangoz anlamına gelen “carpenter” sözcüklerinde geçen “er” ekine göre hesap yapan kişi anlamına geldiğini düşündüm ve “muhasip” diye çevirdim, ama içime sinmedi. O sırada İtalya’da tamamladığı eğitimden yeni dönmüş olan Dr. Yüksel Keskiner ağabeye sordum; “computer” kelimesini “muhasip” olarak çevirdiğimi söyledim. Yüksel Ağabey bir kahkaha attı ve “Computer, elektronik beyin anlamına gelir.” dedi.

EFSANELER

Elektronik beyinin Ankara’da Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne gelmiş olduğunu duyduk. Efsane gibi bir şey. Güya her soruya cevap verirmiş. Çok hızlıymış, hiç yanılmazmış. Fıkralar bile uyduruldu. Birisi şöyle: Amerikalı, Alman, İngiliz, Fransız ve Türk vatandaşları elektronik beyine sorular sormuşlar. Yabancıların sorularını kolayca yanıtlayan makine, bizim yurttaşımızın sorusu üzerine hayli çalıştığı halde bir yanıt vermeyince operatör makineyi durdurup, “Ne sordun ki makine cevap veremiyor?” demiş. Meğer vatandaşımız “Ne var ne yok?” diye basit bir soru sormuş. Açıp bakmışlar elektronik beyin var olanların listesini hazırlamış ancak olmayanların listesini bir türlü tamamlayamamış.

BİR KURS

En az 4-5 yıl, anlatılan basit teknoloji ile araştırmalarımızı yaptık. Bu arada doktorayı tamamladım. Rektörlükten gelen bir genelge ile rektörlük binasında elektronik beyin merkezi kurulduğu ve programlama kursu açılacağı duyuruldu. Kursa katılmak istediğimi söyledim ve kürsü başkanı tarafından görevlendirildim.

Mühendislik fakültesi asistanlarından Amerika’da eğitim görmüş olan Altan Bey tarafından FORTRAN IV kursu verildi. Haftada üç gün, dörder saat, üç hafta süren bir kurs gördük. Bütün üniversiteden çoğu asistan olan 20 kişiydik. Altan Bey önce makineleri tanıttı. IBM 1130 modeli delikli kartla çalışan 32 K kapasitesi olan bir aygıt. Veri girişi için bir kart okuyucu var, bir işlemci var, bir de yazıcı. İşlemcinin üzerinde yuvarlak fırın tepsisi büyüklüğünde bir disk var. Bir de çırçır makinesi veya torna tezgâhı büyüklüğünde kart delgi makinesi var.

DELİKLİ KART

Kartondan dikdörtgen biçiminde yaklaşık 15x20 boyutlarında, sol üst köşesi kırpılmış kartlar kesilmiş. Kartın üzerinde satırlar halinde 0-9 arasında rakamlar sıralanmış. Her bir satırda 80 adet sütunu gösterir rakam var. Rakam satırlarının ilk 6 hanesi kart numarası için ayrılmış. Yedinci hane program emirlerinin bir sonraki kartta “devam” ettiğini belirtmek için kullanılıyor. Diğer sütunlara program emirleri ve veriler yazılıyor.

Delgi makinesinin haznesine boş kart destesi konuyor. Kodlama formlarına yazılmış olan program veya veri klavyeden girilince makine kart üzerinde delikler açıp, harf veya rakamları en üst satıra yazıyor. Harf, noktalama işaretleri, aritmetik işlem işaretleri yazıldığı zaman rakam satırları dışındaki satırlarda da delik açılıyor. Hayli gürültü çıkaran bir makine.

ÇALIŞMA TARZI

Dikkatle yazılmış ve karta aktarılmış program emirleri ve verilerden oluşan desteyi kart okuyucuya yerleştirip düğmeye bastığınız zaman tek tek okuyor. Önce programın kullanılan dilin mantığına uygunluğu irdeleniyor (compilation). Hata yoksa işlem yapılıp sonuçlar yazıcıdan çıkıyor. Hata varsa söz gelimi A 75 hatası yazıp duruyor. Kataloğa bakarak nasıl bir hata olduğunu öğrenip, hatayı düzelterek kartları yeniden okutmanız gerekiyor.

Programlama kursunda makineyi tanıdım ve programlama mantığını kavradım. 12 Mart 1971 döneminde gece sokağa çıkma yasağı olduğundan sıkı yönetim komutanlığından özel izin isteyerek rektörlük binasındaki makine başında programlamayı öğrendim. Yıllar sonra oyuncak olarak kullanılan Commodor 64’ün yarı kapasitesindeki bu ilk bilgisayarla 236 işletmeyi kapsayan Gediz Ürün Bileşimi araştırmasının analizini yapmayı başardım.

Ali Hoca’nın 3,5 ayda ‘çözdüm’ dediği problemi, hazırladığım programla ben 55 saniyede çözmüştüm. Bu tek kelime ile bir devrimdi.

Fen Fakültesi Astronomi Kürsüsü Başkanı Prof. Dr. Abdullah Kızılırmak tarafından “bilgisayar” terimi ortaya atıldı ve benimsendi.

- DEVAM EDECEK...

Bilgisayar