Asıl tehdit yapay zeka değil, geri kalmaktır
Geçen haftanın belki de en önemli haberi, Claude isimli yapay zekâ aracının üreticisi olan Anthropic firmasından ayrılan genç bir mühendisin istifasıydı. Mühendis, yapay zekânın bizi öldürmeye yakın bir seviyeye ulaşmak üzere olduğunu ve bunu önlemek için daha fazla güvenlik önlemi alınması gerektiğini söyleyerek firmasından ayrıldı.
Hemen hemen dünyadaki tüm haber kanalları, bu durum gerçek olabilir mi diye kendisini röportaja çağırarak istifa nedenini ve düşüncelerini ayrıntılı anlatmasını istedi. Kendisi de özet olarak yapay zekâ sistemlerinin çok geliştiğini ve 10 seneden kısa bir zaman diliminde insanlık için büyük tehdit olabileceğini düşündüğünü, buna dikkat çekmek için istifa ettiğini beyan etti. İstifa ettiği firma olan Anthropic ise “Evet, böyle bir olasılık her zaman vardır ancak firmamız gereken tüm önlemleri alıyor.” diyerek kısa bir açıklamayla geçiştirdi.
Kimi uzmanlar bu açıklama ile dehşete düşerken kimi sektör temsilcileri de bunun büyük bir pazarlama metni olabileceğini düşünüyor.
TEHDİT Mİ PAZARLAMA MI?
Geçen aylarda da Anthropic firması bir açıklamada bulundu.
“Yaptığımız Claude isimli yapay zekâ ajanı o kadar başarılı ki, istenilen her sistemi, banka ve askeriye dahil, kırabilir ve durdurulması çok zordur.” dedi.
Hatta ABD Hükümeti de bu açıklama ile bu yapay zekâ ajanının son sürümünün piyasaya çıkmasını engelledi. Daha sonra kademeli olarak ABD vatandaşlarına ve sonra diğerlerine açılan bu sürüm, Claude için hemen hemen en fazla abone kazandığı dönemlerden biri oldu.
Yani Anthropic firması sürekli “Bizim yapay zekâmız o kadar iyi ki dünya için ve siber güvenlik için bir tehdittir.” mesajı veriyor ve ister istemez bu da Claude sisteminin daha çok aboneye sahip olmasını sağlıyor.
Peki birçok uzmanın dediği gibi yapay zekâ gerçekten insanlığı yok edecek mi, yoksa bu da sadece Terminatör filminden aklımızda kalan bir kurgu mu?
KÖTÜLÜĞÜ KİM ÖĞRETTİ?
Her şeyden önce unutmamak gerekir ki yapay zekâ sistemlerini biz insanlar eğittik. Dünyada yazılmış tüm literatürleri, haberleri, programları ve tüm Wiki bilgilerini yükleyerek insanoğlunun sahip olduğu tüm bilgileri ve davranış biçimlerini biz öğrettik.
Şayet yapay zekâ kötü amaçlı davranıyorsa, ona bunu öğreten de biziz, başkaları değil. Başkalarını yok etme fikrini veren, dünyanın her yerinde savaşan ve birçok ülkede kuraklığa, açlığa ve sağlık sorunlarına ilgisiz kalan bir nevi insanoğlu değil mi? Yapay zekâ da bunu örnek aldıysa bu bir nevi bizim suçumuz, çünkü bizim davranışlarımızdan çıkarımda bulunuyor.
Ben şahsen yapay zekânın insanlık için tehdit oluşturacağını düşünmüyorum. Zaten şu anki yapay zekâları karşılaştırdığımızda evinizdeki kedi, köpek bile gerçek zekâ anlamında daha zeki. Şu an yapay zekâ çok başarılı bir ansiklopedi artı hesap makinesinden ibaret. Gerçek insani çıkarımları bağımsız biçimde çıkaracak bir algoritmaya sahip değil. Yani şu anki hâliyle tehdit olmaktan oldukça uzak.
Evet, yapay zekâ kullanarak virüs tasarımı ve silah tasarımı yapmaya çalışan kötü aktörlerin olduğu söyleniyor ama sonuçta bunu yapay zekâ olmadan da yapabilirler. Ancak ben kendiliğinden yapay zekânın insanlığı yok edeceğini sanmıyorum.
TEHDİTTEN ÇOK ARAÇ
Aslında yapay zekâ doğru kullanılırsa mimari ve mühendislik alanında birçok çalışma daha verimli hâle gelebilir. Ekonomi ve finans sektöründe ise işleri kolaylaştıran muazzam bir analiz aracı ve simülasyon aracı hâline gelebilir. Tabii bu esnada birçok insanı işsiz bırakacaktır, bu da kaçınılmaz gözüküyor ama bir o kadar da yeni iş kolu oluşturacağı kanaatindeyim.
Zaten biz istesek de istemesek de yapay zekâ ile ilgili çalışmalar dünyada tam gaz devam ediyor. ABD frene bassa bile Avrupa ve özellikle Çin bu konuda sonuna kadar gitmeye kararlı.
Zaten çok başarılı bir model dünyanın herhangi bir yerinde oluşursa ister istemez her yerde devamı gelecektir.
En doğrusu yapay zekâ ile dost olmak ve onunla yaşamayı öğrenmek. Yapay zekâ öğrenciler için özel bir öğretmen olabilir, öğretmenler için ders programı oluşturabilir, muhasebeciler için en son bilanço tablolarını hızla hesaplayabilir ve avukatlara gerekli tüm emsal kararları hemen çıkarabilir.
Yani doğru kullanıldığında verimliliği artıran bir araç olarak yaşamı kolaylaştırabilir ve herkesin kişisel rehberi olabilir. Tabii tamamen her şeyi yapay zekâya bırakmayıp öğrenmeye devam etmek lazım. Ancak yapay zekâ sistemlerinin oldukça düşük maliyetlerle herkese açık olması da toplumu değiştiren önemli bir durum.
TÜRKİYE BU YARIŞIN DIŞINDA KALMAMALI
Tabii bir yandan da ülkemizi ilgilendiren bir durum var. Ülkemizde çok yaratıcı ve başarılı genç mühendislerimiz ve mühendis adaylarımız var. Artı ülkemizin İTÜ, ODTÜ gibi nadide teknik üniversiteleri mevcut. Başkalarıyla rekabet edememek için hiçbir sebebimiz yok.
Muhakkak devletin ve özel sektörün de katkılarıyla hızlı bir şekilde bu çalışmaların bir ucundan bizim de tutmamız lazım. İHA ve SİHA’larda gösterilen başarılar yapay zekâ alanında da muhakkak tekrarlanabilir, bunun için yeterince imkânlarımız ve insan gücümüz var.
Bilim Vatan çerçevesinde el ele vererek kendi Silikon Vadimizi kurabilir, yapay zekâ alanında kendi sistemlerimizi kurup tüm dünya ile rekabet edebiliriz ama bunun için muhakkak özel bir Yapay Zekâ Kalkınma Planı hazırlanmalıdır.
Böylece biz de önümüzdeki on yılda bu konuda tarih yazan ülkelerden olabiliriz. Benim kanımca yapay zekâ bir tehdit değil ama bu konuda öncü ülkelerden olmazsak kendi millî güvenliğimiz ve ekonomik refahımız için ciddi bir eksiklik oluşturabilir.