Atatürk kimdir? Neden yüzyıl öncesine dönüp vurmaya kalkışılıyor
Mustafa Kemal Atatürk kimdir?
İlk önce onu bir bilim insanı nesnelliğiyle açıklığa kavuşturalım.
Atatürk, Türkiye halkının millî demokratik devriminin önderidir.
Zamanını doldurmuş çökmekte olan feodal bir imparatorluğun enkazından, büyük bir sıçramayla yepyeni bir Cumhuriyet kurulmasına önderlik etmiştir. Bu kendi alanında bir ilktir. Tıpkı Fransız Devrimi gibi, tıpkı Sovyet Rusya Devrimi gibi…
En önemli ayırt edici özelliği budur. Çağımızın iki büyük devrim dinamiğinden birini oluşturan Mazlumlar Dünyası’nın emperyalizme karşı başarıya ulaşan ilk devrimidir.
Kendisinin de 1922’de söylediği gibi bir koç başı gibi geniş bir coğrafyaya, ta Asya’nın derinliklerine, Hindistan’ın cezaevlerinden Çin’in yasak şehrinin duvarlarına Latin Amerika dağlarına kadar hissedilen sarsıntılar yaratmıştır.
Bugün adı hâlâ oralarda anılmaktadır.
TANRININ İNGİLİZ OLMADIĞINI KANITLADI
Hindistan devrim liderlerinin şu sözü aslında bugün Atatürk’ün hâlâ hedefe konmasının nedenini açıklamaktadır:
“Mustafa Kemal Paşa başarıya ulaşana kadar… Ben tanrı İngiliz zannederdim…”
Gerçekten de arka arkaya Batı Asya’da ve Latin Amerika’da yeni bir millî demokratik devrimler çağı açıldı. Kağıttan kaplanlara karşı koskoca bir coğrafya ayağa kalktı. Emperyalizm yenilebilirmiş!
Bugün bile sakıncalı iki sözcük!
Dönüp yüzyıl öncesine, neden Atatürk’e vuruyorlar.
Tam da zamanı.
Dünyada dengeler değişiyor. Atlantik sisteminin tek kutuplu hegemonyası sarsılıyor.
Eteğine tutunanlarla birlikte.
Ne oldu o yerdeki karıncayı bile havadan gözünden vururum diyen Atlantik sistemine! Karıncalar artık onu tam alnının ortasından vuruyor.
Ne oldu o çelik gibi güçlü sanayilerine; resesyonlarla boğuşuyor.
Yalnız o olsa iyi, birlikte ahlâkta, sağlıkta, kültür ve sanatta, üretici güçlerde çürüme de sistemi içten içe kemiriyor.
Sistemi taşıyan üç sacayağı, “finans gücü-silahlı gücü-üretimi” artık köhnemiş. Dizleri tutmuyor. Yeni bir sarsıntının eşiğindeyiz.
İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana görülmemiş bir sarsıntı geliyor.
Yeni bir dünya düzeni kuruluyor.
ALMANYA VE SANAT VE YALAN
Almanya ve sanat!
Almanya ve müzik!
Almanya ve opera!
Bu durumlara mı düşecekti.
Elbette bir sanat yapıtında kurgu olur. İçeriği ve vermek istediği iletiyi güçlendirmek için… bütün ayrıntılar… giysilerden, müziğe duvarda asılı tabloya kadar… bütün ayrıntılar o hedefe kilitlenir. İlmek ilmek işlenir sona doğru…
Ama yalan olur mu!
Gerçekten bu kadar kopuş olur mu!
Tarihi gerçekler çarpıtılamaz.
Onu yazanlar, sahneleyenler en az benim kadar bütün onların yalan olduğunu bilir.
Ne oldu Almanya’nın bilim aşkına…
Ne oldu bilim namusuna…
Yalanla, yıkıcılıkla sanat olmaz.
Nazi dönemindeki o her alandaki çöküşü, bilimden sanata ve ahlâka o dibe vuruşu anımsayın.
NEDEN BU İTİBARSIZLAŞTIRMA
Peki neden Türkiye’yi bu itibarsızlaştırma!
Bugün de Türkiye, emperyalizmin hedefindedir.
Onların yanından Türkiye’ye neden ateş ediyorsunuz?
Hiç yakışıyor mu Stuttgart Devlet Operası’na sanata ihanet etmek?
Schiller’lerin, Goethe’lerin, Brecht’lerin mirasına gelin birlikte sahip çıkalım.
SİLİN O LEKEYİ ALNINIZDAN
Kaldırın o operayı programdan.
Silin o lekeyi.
AB Marşı çalarken ayakta başı dik nasıl duracaksınız?
Utanmayacak mısınız?
Emperyalizme karşı mücadele etmiş, birçok bedeller ödemiş, varını yoğunu seferber etmiş bir millete saygısızlık edemezsiniz.
ALMANYA DA GERÇEKLERE SAHİP ÇIKMALI
Bugün Almanya’nın da bu gerçeklere sahip çıkmaya ihtiyacı vardır.
Boyun eğmeyiniz.
Türkiye her bakımdan büyük gelişme gösteren gizil gücü olan bir ülke; önemli tarım olanaklarına ve kültürüne, maden ve hepsinden öncesi genç ve üretici insan kaynağına sahiptir.
Bunu Almanya’nın bilmesi gerekir. 3,5 milyon Türk orada omuz omuza yaşıyor, çalışıyor ve üretiyor.
Neden Türkiye’yle birlikte değil de, karşısındasınız.
Üstelik bağımsızlığını ve birçok haklarını kazanmada liderlik etmiş özel bir kişilik üzerinden… Türklerin hassasiyeti bir putlaştırma değildir, üzerinde yükseleceği bir temeldir; beslendiği bir köktür.
Kökünü keserseniz sesini elbette çıkaracaktır. Çünkü geleceğe bakıyoruz. Geleceğini karartma kalkışmasına gereken yanıtın verilmesi bir milletin doğal hakkıdır.
YÜKSELEN ASYA’DA
BİRLİKTE OLANLAR
Aslında Almanya da geleceğine ilişkin olarak yapılan bu tür müdahalelere karşı durma hakkına sahip çıkmalıdır. Yükselen Asya’da birlikte olanlar, birlikte yükselir. Bugün “Nazi çizmesi”; Gazze’de çocukları aç bırakanların, İran’da kız çocuklarının tepesine bilerek bomba yağdıranların ayağındadır.
Gelin gereken yanıtı bütün dünyada birlikte onlara verelim.
Evet, Atatürk de bir faniydi. O da aynı böyle söylüyor.
Bedeni toprakla çoktan buluştu. Ona bir zarar veremezsiniz. İsteyen istediği yalanı söylesin.
Kirletemezler.
Vicdanı hürdü, irfanı hür… gönlü rahat.
O öyle tertemiz yatıyor.
Ama devrimci düşünceleri yaşıyor. Onlar yerinde duramaz ki… okların ucu hep daha ileri… daha ileriyi gösteriyor.
Tutamazsınız ki!
21. Yüzyıla şimşek hızıyla ilerleyeceğiz.
Hakkımızdır. Çünkü hakka taparız!
Karşımıza çıkmayın. Yanımıza gelin.