Atatürk’ü anmak ve ekonomi
10 Kasım’lar Atatürk’ü anmamıza demeyelim de değerini bir kez daha anlamamıza ve bugünü değerlendirip, geleceğe ders çıkarmamıza olanak sağlıyorsa ne güzel! Pek öyle gözükmüyor bana ama umarım yanılıyorumdur. Klasik, klişe, suya tirit tümcelerle geçiriyoruz bu günü. Oysa, birçok alanda Kemalizm’i değerlendirmek için bir fırsat söz konusudur.
KEMALİZM NEYDİ SAHİ?
Kemalizm, Altı Ok’un (Altı İlke) bütünleyici adı olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin 9 Mayıs 1935’te toplanan IV. Kurultayı’nda kabul edilen 1935 Programı’na konulmuştu. 1936 tarihli Saylav (milletvekili) Mehmet Şeref Aykut’un kitabı ilginçtir. 1953’teki 10. Kurultay’a kadar Kemalizm, parti izlencesindeki yerini korumuş, bu tarihte kaldırılarak “Atatürk Yolu” kavramı getirilmiştir.
Bu konuyu, ilgilenenler Teori dergisinin Kasım sayısını da CHP tartışmaları üzerinden inceleyebilirler. Özellikle konumuz açısından Alev Coşkun’un yazısını salık veririm.
KEMALİZM VE ATATÜRKÇÜLÜK AYNI ŞEY MİDİR?
Bu konuda farklı görüşler mevcuttur. Ama siyasal pratikte sol duruşlu siyasetlerin ilkini, sağ duruşlu siyasetlerin ikincisini yeğledikleri görünmektedir. Hatta bu ayrımda anti-emperyalist olma bağlamında bir görüş farklılığından da söz edilmektedir. Bu tartışmayı muhtelif kaynaklardan okuyabilirsiniz. (Dr. Doğu Perinçek’in Kemalist Devrim kitap seti, Alev Coşkun’un Kemalizm adlı kitabı, Yıldırım Koç’un Atatürk Devrimi ve Sosyalizm kitabı vd.)
ATATÜRK VE EKONOMİ DEVLETİ
Aydınlık gazetemizin 2013 yılında tekrar günlüğe dönüşünde ekonomi sayfası editörlüğünü üstlenen sevgideğer Nazım Güvenç’in kitabı “Atatürk’ün Ekonomi Devleti Vizyonu” kitabı Anahtar Kitaplar Yayınevi tarafından 2018’de basılmıştı. Hem yayınevi sahibi Sn. Mehmet Atay hem de kitabın yazarı arkadaşımız N. Güvenç çok iyi bir iş yapmışlardı. 10 Kasım’ın anlam ve önemine de uygun bir kitap doğrusu.
Güvenç, önsözde, kitaba adını veren devlet-i iktisadiye kavramını Mustafa Kemal’in 17-18 Ocak 1923’te İzmit’te İstanbul gazeteleri temsilcileri ile yaptığı basın toplantısında açıkladığını belirtmiş. Mustafa Kemal o tarihte şöyle söylemiş: Yeni Türkiye devleti temellerini süngü ile değil, süngünün dahi dayandığı iktisadiyatla kuracaktır. Yeni Türkiye devleti cihangir bir devlet olmayacaktır. Fakat Yeni Türkiye devleti bir devlet-i iktisadiye olacaktır.’ Güvenç haklı olarak iktisat devleti kavramının iktisadî devlet kavramıyla farkının aynı hukuk devleti ve hukukî devlet kavramları arasındaki fark gibi olduğunun altını çizmiş. Mustafa Kemal’in iktisadî devlet yaklaşımının gözden kaçtığını belirten Güvenç, Batı’dan ithal edilen hukuk devleti kavramının daha sonra da sosyal-hukuk devleti kavramının dillere pelesenk olduğunu ve CHP’lilerin dilinden düşmediğini vurguluyor. Sonuç olarak diyor ki Güvenç, “Atatürk buldu biz kaybettik!’. Çünkü hep Atatürk’ün izinden gittik, oysa izini sürmek değil, izini sürdürmemiz gerekti.”

GÜDÜMLÜ EKONOMİ
Güvenç, Atatürk’ün bir bütün olarak dünya görüşünü “yol” olarak adlandırmanın daha uygun olacağı görüşünde. İktisat devleti veya Güvenç’in tercihiyle ekonomi devleti kavramı uluslararası bağlamda bir kuram-kılgı olarak ‘4. yol’ oluşturma gücüne sahip, iflas eden üç yol olan kapitalist devlet, devlet sosyalizmi ve karma 3. yoldan sonra. 4. yol bir yeni sentez ve 6 Ok da bu yolda birer tutamaktır Güvenç’e göre.
Yazar, Atatürk’ün “yepyeni bir güdümlü ekonomi düzeni kurmakla uğraşıyoruz” sözünün üstünde durarak, bunun klasik devletçilikten de devlet sosyalizminden de çok farklı olduğunu vurguluyor ve Merkez Bankası’ndan bütçeye, ticaret cephesinden tarıma birçok örnekle Atatürk’ün bu güdümlü ekonomiyi kılgısal düzlemde nasıl organize ettiğini anlatıyor.
Yazar, farklı algılamalara da dikkat çekiyor, örneğin, Atatürk’ün devlet sosyalizmini benimsemekten söz etmediğini, çeşitli sosyal haklara ve güvenliğe ancak devlet sosyalistliğine yaklaşarak varılabileceğini söylediğini yazmış kitabında.
Kitapta, Atatürk’ün kendi kaleminden bölümler (devletçilik, demokrasi, özgürlük, demokrasi) oldukça titizce seçilmiş metinler olarak gözüküyor. Güvenç ilginç bir şeye daha dikkat çekmiş. Mustafa Kemal, devlet-i iktisadiye kavramını kullandığı konuşmasında bir de sanayileşmeye dayalı bir piyasa ekonomisini geliştiren ve Batı kültüründen farklı bir yapıya sahip olan Japonya’ya yollama yapıyor, biz de başaracağız diyor.
SERBEST AMA BAŞIBOŞ DEĞİL
Güvenç, kitabında kapitalizm karşıtlığı ile piyasa karşıtlığı kavramlarını da enine boyuna tartışmış. Kâr amacı ve piyasa kavramları tartışma gündemine açılmış! Katma değer amacı ve paylaşım ekonomisi kavramları belki sonraki baskıya kalmış olmalı!
Kitapta ‘ekonominin tekerleği: para ve finans’ temasıyla finansallaşan kapitalizme ışık tutulmuş. Serbest ama başıboş olmayan bir piyasa ve finans olması gereğine dikkat çekilmiş. Ayrıca ekonomiyle devlet ve toplum ilişkileri ele alınmış, SSCB, Yugoslavya ve Arnavutluk örnekleri de kısaca incelenmiş. Bence kitabın en ilginç bölümü “Yeni Vizyon, Yeni Söylem, 4.Yol” başlıklı bölümü. Burada sosyal demokrasiden neoliberal bir politika çıkarmak anlamındaki 3. yola ait eleştiriler çok gerçekçi. Güvenç Atatürk modeline Tony Blair vd.’lerinin türettiği 3. yol adını vermenin doğru olmadığını söylüyor.
SONSÖZ (ATATÜRK’TEN BİR ALINTI)
‘Bir milletin kültür seviyesi üç sahada, devlet, fikir ve ekonomi sahalarındaki faaliyet ve başarı neticelerinin hasılası ile ölçülür.’

