Atatürk’ün doğum günü ve 19 Mayıs
Kasım 1936.
Cumhurbaşkanı Baş Kâtibi Hasan Rıza Soyak elinde 10 Kasım tarihli Hariciye Vekâleti’nden gelen bir yazıyla Atatürk’ün yanına girer:
“No. 2 108 1/174 Ankara, 10 Kasım 1936
Riyaseticumhur Umumî Kâtipliği’ne
İngiltere Maslahatgüzarı M. Morgan Vekâletimize müracaat ederek Reisicumhur’umuzun doğum günleri münasebetiyle İngiltere Kralı VIII. Edward tarafından hususî ve samimî bir tebrik telgrafı çekileceğini söylemiş ve Atatürk’ün doğum tarihinin bildirilmesini rica etmiştir.
Keyfiyeti arz eder ve İngiltere Büyükelçiliği’nce talep edilen malumatın uygun görüldüğü takdirde bildirilmesine müsaadelerini rica ederim.
Hariciye Vekili Y.
Elçi”
(Ali Türkgeldi. ŞP)
Afet İnan’ın aktardığına göre Atatürk biraz düşünür. Doğum gününü bilmediğini söyler.
Zübeyde Hanım’ın çeşitli kaynaklarda “erbain soğuklarında” doğurduğunu söylediği aktarılıyor. Bu Selanik’te 22 Aralık’tan 31 Ocak’a kadar süren 40 günlük kışın en soğuk günlerinde esen şiddetli rüzgârlar için kullanılan bir tanımlama.
O zamanlar kayıtlara ay gün zaten yazılmıyor.
Araştırılması ve doğrulanması gereken bazı bilgiler var. 4 Ocak’a denk geldiği ileri sürülüyor.
Yıldız falı bakmayacağımıza göre ne kadar anlamlı bilemiyorum.
Rıza Efendi aydın bir kişi. Kuran’ın arka sayfasına kayıt düştüğü, ama onun da göçler sırasında kaybolduğu sohbetlerde aktarılmış…
Atatürk’ün Bütün Eserleri’nde biz bu tür sonradan anlatımlara belgesi olmadığı sürece itibar etmedik. Bellek insanı yanıltabilir. Ya da bazen özel olarak (bu konuda çok anlamlı değil ama) kasıtlı yanıltmalar da yapılabiliyor.
Neyse Atatürk’ün doğum gününün o kadar da önemli olmadığını Atatürk’ten öğreniyoruz.
O dönem Atatürk’ün Bütün Eserleri’nin sayfalarını karıştırdığınızda göreceksiniz, devlet başkanları arasında doğum, evlenme, göreve gelme vb nedeniyle yazışmalar çok sık oluyor.
İngiliz Kralı Edward’ın aslında Atatürk’e karşı ayrıca özel bir ilgisi var.
Başka zaman nedenini anlatırım.
Kral, Atatürk’ün doğum gününü öğrenmekte ısrarcı.
Afet İnan’ın aktardığına göre Atatürk sonunda şöyle diyor:
- Bu bir 19 Mayıs günü neden olmasın…
Resmi bir yanıt şöyle veriliyor:
“(12 KASIM 1936)
No. 41898
Ankara, 12 Sonteşrin {Kasım] 1936
Hariciye Vekaleti’ne
10.11.1936 tarihli ve Protokol 2108111 74 sayılı yazıya cevaptır:
Reisicumhur Atatürk’ün 19 Mayıs 1881 tarihinde doğmuş olduklarını arz ederim.
Umumi Kâtip
H. R. Soyak”
Neden 19 Mayıs?
Her yıl Büyük Britanya Kralı’nın her 19 Mayıs’ta,
- “İyi ki doğdun Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk!” demesi ne anlama geliyor…
Bir düşünsenize!
MEMLEKETTE MANZARA NASILDI
19 Mayıs 1919’da memlekette manzara nasıldı?
“1919 senesi Mayıs’ının 19. günü Samsun’a çıktım. Genel vaziyet ve manzara:
Osmanlı devletinin dahil bulunduğu grup, Harbi Umumî’de mağlup olmuş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir mütarekenâme imzalanmış. Büyük Harbin uzun seneleri zarfında, millet yorgun ve fakir bir halde. Millet ve memleketi Harbi Umumi’ye sevk edenler, kendi hayatları endişesine düşerek, memleketten firar etmişler. Saltanat ve hilafet mevkiini işgal eden Vahdettin, soysuzlaşmış, şahsını ve yalnız tahtını temin edebileceğini tahayyül ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın riyasetindeki kabine; aciz, haysiyetsiz, korkak, yalnız Padişah’ın iradesine tabi ve onunla beraber şahıslarını koruyabilecek herhangi bir vaziyete razı.
Ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta… İtilaf devletleri, mütareke hükümlerine riayete lüzum görmüyorlar. Birer vesile ile, İtilaf donanmaları ve askerleri İstanbul’da. Adana vilayeti, Fransızlar; Urfa, Maraş, Ayıntap, İngilizler tarafından işgal edilmiş. Antalya ve Konya’da İtalyan askeri kıtaları; Merzifon ve Samsun’da İngiliz askerleri bulunuyor.
Her tarafta yabancı subay ve memurları ve özel adamları faaliyette…”
EMPERYALİSTLERE HAD BİLDİRME GÜNÜDÜR
Bugün bir milletin dünya emperyalistlerine had bildirme kararını vermesinde tarihî bir ilk adımdır.
Dünyanın, bizim gibi ülkelerin kaderini değiştiren bir sürecin başlangıcı!
Geldikleri gibi gittiler!
Cezaevindeki Hint devrimcilerine onların ifadesiyle “Tanrı’nın İngiliz olmadığını” kanıtlayan bir devrimin başlangıcı!
Bağımsız… başı dik… İngilizi… Fransızı… dünyanın yedi düveline kafa tutan… sırtını yere yapıştıran bir devrimin doğum günü!
Alkış! Alkış!
İyi ki doğdun!
GENÇLİĞE EMANET
19 Mayıs sonra bayram oldu.
20 Haziran 1938 tarihli kanunla “Gençlik ve Spor Bayramı” adını aldı.
İlk bu adla kutlandığında kanunun altında imzası vardı, ancak Atatürk artık hayatta değildi.
Atatürk’ün doğumunun yüzüncü yılı olan 1981’de, bayramın adı Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı oldu.
O bir emanettir.
Gençliğe hitabedir!
Korumak değil, devrimi ileriye taşımak üzere!
Bir görev tanımıdır.


