Atlasjet olayı bir Gladyo suikastıdır
Gelin bir de şu Atlasjet kazası/suikastı konusunda bir parantez açalım. Bu konuda daha önce detaylı bir yazı yazmıştım. Konu ile ilgilenenlere tavsiye ederim. Bu Atlasjet olayında ihmalleri tespit edilmiş olan ve sanırım hâlen hapiste olan bazı şirket yöneticileri var. Atlasjet olayının her tarafını FETÖ sardığı için, kaldırılan her taşın altından onlar çıktığı için, FETÖ'nün de kullanıldığı bir operasyon olduğu konusu açıktır. Ancak Muhsin Yazıcıoğlu suikastı kadar suikast konusu ve usulleri net şekilde ortaya konulamamıştır çünkü yeterince soruşturulmamıştır. Aklı başında herhangi bir savcının, hâkimin, araştırmacının takip etmesi beklenen çok açık ipuçları nedense özenle takip edilmemiştir. Sanki özellikle tüm araştırma yüzeysel bırakılmıştır çünkü bir seviye derine inilse neyin bulunacağı biliniyor.
Tüm bunlar bir tarafa, gelin şu Yavuz Çizmeci konusunu biraz sorgulayalım. 1949'da Eskişehir'de doğmuş, Robert Koleji bitirmiş, Boğaziçi Üniversitesi'nde mühendislik okumuş. Asker kökenli aileden gelen biri. Sultan Havayolları'nı kurmuş, MNG Havayolları'nda genel müdürlük yapmış, havacılık sektörü ile ilgili başka başka işler de kurmuş biri. Türk sivil havacılığının gelişmesi için çeşitli dernekler, vakıflarda başkanlık yapmış. Yani şu Atlasjet kazası olayını kenarda bıraksak adama Cumhuriyet tarihinde, sivil havacılığın gelişimi konusunda belki altın madalya takmak gerekecekti. Bu olay olmasaydı, muhtemelen havacılık sektörüne bugüne kadar daha birçok yenilik getirmiş olacaktı. Ama olmadı. Ne oldu? Atlasjet olayından sonra soruşturmalar açıldı, Yavuz Çizmeci de uçak sahibi olan World Focus Havayolları'nın ortağı olduğu için, firmanın ihmallerinden dolayı kusurlu bulundu ve uzun süren yargılama sürecinden sonra 12 yıla yakın hapis cezası aldı. Hapse girmeden kaçtı ve 17 yıl firardaydı. 2024'te sahte kimlik ile İstanbul Havalimanı'nda yakalandı ve hapse atıldı. (Yani Google'dan araştırdığım kadarıyla durum böyle, hata/eksik varsa yorumlarda belirtiniz, düzeltelim.)
Yavuz Çizmeci'nin profiline bakınca zaten FETÖ'cü olamayacağı belli. FETÖ'nün emir-komuta hiyerarşisindeki vatandaşlarımızın profilleri ile zıt bir profil. Aile ve sosyokültürel yapı zaten FETÖ'nün devşirme yapabilmesi için uyumsuz. FETÖ'nün havacılık abisinin Yavuz Çizmeci'yi arayıp, “Senin de mezun olduğun üniversitenin fizikçilerini öldüreceğiz, bize teknik sorunları olan bir uçak bul, biz sivil havacılık kısmındaki izinleri ayarlıyoruz, o uçağı İstanbul-Isparta hattına koyacaksın, biz rezervasyonları son dakikada ayarlarız, iniş sırasında sinyalleri kaydırıp uçağı dağa çakacağız, suçu ise senin uçağının teknik kusurlarına atacağız, uçağının parasını kusurlu bulunacağın için sigorta ödemeyecek, sen de aslanlar gibi yatar, daha yaşın 85 olmadan hapisten çıkarsın, parlak kariyerini de böylece sonlandırmış olursun.”
Böyle bir anlaşma Yavuz Çizmeci ile yapılabilir mi? Elbette yapılamaz. Sadece FETÖ'nün emir-komutasındaki örgüt üyeleri ile bu seviye anlaşmalar yapılabilir. Peki tam olarak Yavuz Çizmeci ve ilave bazı yöneticilerin yıllar süren davalar sonucunda hapse girmesine yol açan kusur neydi? Ekipman konusunu özetleyelim.
CVR denen ses kayıt cihazı kara kutu sisteminin parçasıdır ve olağanüstü sağlam yapılır ve sertifikalandırılır ki kazalarda delil olabilsin. Bu aletin tüm olayı zaten kaza sonrası veri sağlamaktır. Bizim vakada CVR bulunuyor ve arızalı olduğu, kaza öncesi konuşmaları kaydetmediği bulunuyor. Dünyada yaşanmış havacılık kazalarında bulunan CVR'ların bozuk olma ihtimali yüzde birin altındadır. Acaba bu aleti bulanlar öncesinde oynadılar mı? Veya kokpit ses kayıtlarına ulaşılmasına rağmen yalan rapor mu düzenlendi?
EGPWS sistemi, yani yere yakınlık ölçen sistemin baştan arızalı olduğu kaza sonrası tespit edilmiş. Neymiş, önceki uçuşlarının bir kısmında FAIL kodu vermiş ama onarılmamış. Üstelik ses kartı devresi de zaten öncesinden bozukmuş (nasıl tespit ettilerse!). Bana bu durum da şüpheli geliyor. Acaba kaza sonrasında bu alet ile oynanmış olabilir mi? Yani minimum uçuş ekipman listesinde olduğu tüm havacılık ekiplerince bilinen bir aleti değiştirmeme riskini kim alır? Üstelik 3-5 uçuşta değil, onlarca uçuşta! Üstelik bu sistemin arızalı olduğu geriye yönelik tespit edilebiliyor, yani herkes biliyor ki ilk denetimde bu ihmaller ortaya çıkacak. Bunlar ilgili ülke sivil havacılık otoritelerince düzenli denetlenen temel konular. Ne profesyonel yöneticiler, ne teknik bakım personeli, ne pilot, ne patron, kimse böyle bir riski alamaz, burada bir dümen var!
FMS'ye (uçuş yönetim sistemi) zorunlu olmasına rağmen varış havalimanı bilgileri girilmemiş. Burada da dümen var. Bu da mümkün değil. Geriye yönelik tespit edilebilen, cezasının olacağı gayet bilinen böylesine majör bir ihmali göre göre hangi pilot ekibi yapar? Bence bu bilgiler girilmiştir ama suçu pilotlara atabilmek için kayıtlar ile kaza sonrasında oynandı. Normalde kaza sonrası kokpit içi ses kayıtlarından bu ispat edilebilirdi ama o ekipmana da malum bozuk damgası vurulmuş.
FMS verisi girmedikleri için hatalı rotadan havalimanına yaklaşıldığı sonucu çıkartılmış, oysa muhtemelen FMS verisi girilmişti ama uygulanan sinyal karıştırma sebebiyle pilotlar hatalı konum ve yükseklik gördüler.
Peki kim FDR ve CVR sistemlerini inceledi ve ulaşılamayan verileri (!) raporladı? Neymiş, ekipmanlar Almanya'ya BFU'ya göndermiş. BFU ise diyor ki sürece müdahil olmadık ve okuma, inceleme yetkisi tamamen Feridun Seren ve ekibindeydi. FS ismini hatırladık değil mi? Hani şu Yazıcıoğlu suikastı dosyasından?
Peki EGPWS sisteminin çalışmadığını kim söylüyor? Onu da FS'nin ekibinin yazdığı rapordan öğreniyoruz. Bir laboratuvarda inceletip raporlanmış. Sonra mahkeme sürecinde şirket yöneticileri haliyle itiraz ediyorlar. Cihaz üreticisi Honeywell'e veriler sunuluyor, Honeywell de “evet bu verilere göre ses kartı çalışmamış ve %100 önlenebilecek kaza önlenememiş” demiş. Yani asıl delil Honeywell raporu oluyor. Ancak Honeywell'e gönderilen tüm veriler ve sürecin kontrolü yine FS ve ekibinde.
Diğer acayiplik ise hatalı olduğu iddia edilen EGPWS sisteminin kazadan 10 gün önce değiştirilmiş olması. Yani hatalı olduğu bilinmesine rağmen böyle bir sistemin uçağa takıldığı iddia ediliyor. Bu mantıklı mı? Firma neden Türkiye'de uçurduğu uçaktaki sağlam cihazı söküp, Afrika operasyonlarında kullandığı uçağa takar ve Afrika'da uçurduğu uçaktaki bozuk ekipmanı Türkiye'deki uçağına takar? Burada da hayatın akışına ters bir durum var. Genelde tasarruf etmek için, havacılık standartları daha düşük olan Afrika'da uçan uçaklara daha alt sınıf cihazlar takılır.
Şimdi bir adım geriye çekilelim ve esasa gelelim. Nedir bu Atlasjet soruşturması olayının esası? Esas şudur. İki ihtimal var. Ya bu uçağı teknik becerileri ile Gladyo tayfası düşürdü (sinyal karıştırma, GPS verileri kaydırma yöntemleri ile, bu olaylar yıllardır bilinen beceriler) veya teknik sorunlar ile pilotaj hatalarının karışımı ile bu uçak düştü.
Mevcut soruşturma olayın teknik sorunlar ve pilotaj sorunları olduğunu ispat etme amacıyla sanki yürütülmüş. Ülkenin başına gelen bunca Gladyo kumpasından sonra bizim bu konuya çok şüpheci yaklaşmamız gerekiyor.
Hazır on Numara bir Adalet Bakanımız varken şu Atlasjet olayına tekrar bir el atılabilse çok iyi olacak. Hangi konulara dikkat çekmek lazım?
1) Ses kayıt cihazı konusu bence en kritik unsur. Bu cihazı tekrar incelemek lazım. Hâlâ kaza sonrası bulunduğu haliyle mi duruyor yoksa birileri bu cihazla oynayıp bozdu mu? Cihazdan ilk ham veri dosyasını kim, nerede indirdi? Bu olayın kamera kayıtları var mı? Ham veri dosyası duruyor mu? Yedekleri nerede? Tekrar incelemek ve tekrar aynı veri dosyasını cihazdan indirebilmek gerekli.
2) Eğer bu FETÖ'nün düzenlediği bir operasyon ise, hedefleri cihazları bozmak, bozuk göstermek ve suçu uçak sahibi firma ihmallerine ve pilotaja yıkmak olacaktır. Bu bağlamda bu sürece dokunan, o zaman bilmediğimiz ama artık FETÖ'cü olduğunu bildiğimiz tüm kişilerden soruşturma boyunca gelen bilgilere şüpheyle yaklaşmak gereklidir.
3) Yavuz Çizmeci ve uçağın teknik ekibinin itiraz ettiği konular var. Bu kişiler ile tekrar konuşulmalı, soruşturmadaki tutarsızlıklar çözümlenmeli.
4) Afrika'daki uçak ile yapılan parça değişimi konusu ve zamanlaması çok tuhaf. Tekrardan incelenmeli. Özellikle teknik konularda yalancı tanıklık ihtimalinin kanımca yüksek olduğu bir soruşturmadır, tanıkların ifadeleri çoklu kaynaktan doğrulanmalı.
5) Cihaz üreticisi yabancı firmaların ve kara kutu incelemesi sürecine dahil olmuş kişi ve kurumlar ile tekrar görüşülmeli, bu firmalara tam olarak hangi bilgi ve ekipmanın verildiğine bakılmalı, çalışmaların tekrarlanması talep edilebilir.
6) Kaza bölgesinde uçan AWACS veya benzeri sinyal karıştırma özellikli uçak var mıydı? Radar kayıtları duruyor mu? Isparta civarındaki askeri hava tesislerindeki radar kayıtları tekrar incelenmeli. Bu tesis komutanı veya üst seviye subayları içinde FETÖ'cü tespit edildi mi? Olay sonrası ekipten hayatını şüpheli şekilde kaybeden oldu mu? Askeri teknik eğitimi olan bir ekibin yerden güçlü bir sinyal yayını yapmış olması lazım, bu olasılığın izleri araştırılmalı. Bölgede bu beceride askeri ekipmanlar var mıydı?
7) Tüm kara kutu cihazları tekrar incelenmeli. Orijinal kayıtlar duruyor mu yoksa kayıtları birileri tahrip etmiş mi? Yedekleri nerede?
8) Dönemin sivil havacılık yönetim ekibi soruşturmaya tekrar dahil edilebilir. Son dakikada Isparta'ya bir uçak konması nasıl mümkün oldu? Talep kimden kime yapıldı?
9) Dönemin FETÖ'nün havacılık imamı, Isparta imamı ve askeriye imamı tekrar bulunup soruşturmaya dahil edilmeli.
10) Kaza zamanında bölgedeki GSM antenlerinin kayıtları duruyor mu? Bu cihazların etraftaki farklı dalga boylarında ve frekanstaki sinyalleri tespit etme becerisi var mı? Bu sinyaller kaydedilip saklanıyor mu? Geriye yönelik incelenebilirler mi? GPS ve uydu kaynaklı farklı sinyalleri ve değişimlerini geriye yönelik bölgede inceleme becerimiz var mı? Bu konularda millî güvenlik amaçlı sinyal kaydı arşivlerimiz var mı?
11) Kaza sırasında bölgedeki havalimanının ışıklarında veya civardaki ışıklarda bir anormallik var mıydı? Elektrik kesintisi veya aldatıcı ışıklandırma olayı?
12) Kaza sonrası enkazdan parça toplanması, bunların birleştirilmesi, saklanması, yolcular ile eşleştirilmesi süreçleri nasıl yönetildi? İlk tespit edilen parça sayısı daha sonra değişti mi? Hangi parçalar kayboldu? Bu sürecin video ve fotoğraf kayıtlarının tekrar incelenmesi ve bu işlerde çalışanlar ile tekrardan görüşülmesi faydalı olabilir.
13) Kaza sonrası çok sayıda Amerikan kurumunun temsilcisi Antalya'ya geldiler ve soruşturmaya yardımcı oldular. Nedense dönemin SHGM'si bu durumun kamuoyuna açıklanmamasını istemişti. Antalya'ya gelen tüm yabancı ekip üyeleri bulunmalı, tekrardan ifadeleri alınmalı. Sürece katılan tüm yabancı şahısların isim ve kurum bilgileri açıklanmalı.
14) Sürece katılan ABD'li hukuk firmalarının kaza ve soruşturmalar hakkındaki arşivleri istenmeli ve incelenmeli.
15) Benzer uçuş ekipmanı kullanan uçakların konum ve yükseklik verilerini uzaktan manipüle etmeye yönelik testler ve simülasyonlar çalışılmalı.
16) Atlasjet kazası görüntülerine baktınız mı? Kaza sonrasında yangın çıkmamış. Kabin yanmamış ve burun harici kabin tek parça. Muhtemelen bütün yolcu eşyalarına ulaşılmıştır. Bu ortamda nasıl açıklarsınız sadece fizikçilerin eşyalarının kaybolmasını? Kimlere, hangi yoldan ulaştırıldı bu çalınan eşyalar? Enkaz inceleme ekibi bu sorunun cevabını verene kadar kendileriyle yakınen ilgilenilmeli.
17) Yükseklik ölçen radyo altimetresini yerden yayılan sinyal ile aldatmak mümkün müdür? Yapay zekâya sordum, bana “evet mümkün” dedi. 4,2 ila 4,4 GHz bandında sinyali yerden bas dedi, “gerçek radar yansıma sinyalini bastırabilirsin ve altimetrenin yanlış/boş okumasını sağlayabilirsin, devre dışı bırakabilirsin” dedi. Bu işin jamming kısmı. Bir de spoofing olarak aynı sonuca varmak mümkünmüş. DRFM aleti ile uçak radarının sinyali yakalanıp geciktirilip veya değiştirilip geri gönderiliyormuş. Bu sayede uçak 500 ft'de uçarken altimetre 2000 ft'de uçuyor gibi gösterebiliyormuş. Yani bu iş gayet mümkün. Bunun yapıldığını FDR verisinden anlayabilirdik ama malum bozuk deniyor (yalan!). İniş sırasında gece yarısı hava tamamen karanlıktı yoksa pilotları bu yöntem ile aldatamazlardı.
Neden “kara kutu cihazları önceden bozuktu” yalanı söyleniyor? Çünkü yangın bile çıkmamış, uçak burun ve gövde iki parça ayrılmış. Kargalar güler kara kutuların bu seviye bir kazada bozulmasına, bunu diyemeyecekleri için “zaten önceden bozuktu” şeklinde uyduruluyor.
Uzun sözün kısası bu soruşturma tekrar açılmalı, ciddiyet ile ilerletilmelidir. Neymiş, CVR cihazı bulunmuş ama meğerse zaten önceden bozukmuş! FDR uçuşun ilk 14 dakikasını kaydetmiş, sonrasını kaydetmemiş. Dalga geçiyorlar gerçekten aklımızla!