Avrupa Parlamentosu ve ‘Katharina Blum’un Çiğnenen Onuru’
Düşünsenize bizim parlamentomuz çıksa herhangi bir batı Avrupa ülkesinin adalet bakanına yaptırım uygulamaya kalksa..
Düşünsenize, bunu da bakanın kendi milli güvenlikleri ile ilgili bir soruşturma dosyasının kapağını yeniden açtıktan hemen sonra yapsa..
Ne şovenistliğimiz kalır, ne egemenlik ihlalimiz, ne de ahlaksız başka yakıştırmalar..
Gerçekten bunu biz yapsaydık ne olurdu?
Ülkü ocaklarını güvenlik sorunu ilan eden bu “müttefiklerimiz” herhalde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bugün İsrail’i sokamadıkları resimlere tek tek yerleştirirlerdi..
Akıllarında yüreklerinde ne kadar kötülük var, bunu bize yapıştırmaya kalkarlardı..
Ne yapmış ülkü ocakları?
Solingen’de beyaz Avrupalıların evlerini mi yakmıştır?
Bir sefer yetmez deyip her neslin hafızasına yerleşsin diye aynı şehirde 30 yıl sonra insan yakma eylemini ikinci kez mi yapmıştır?
Asala’nın, PKK’nın yıllardır vatandaşlarımıza, devlet temsilciliklerimize yaptıklarının binde birini Avrupalılara mı yapmıştır?
İkili ilişkilerde faşizm..
Faşizm nedir sorusunun en önemli yanıtlarından biri şu olmalı..
İkili ilişkilerde kendisine reva görmediği davranışı karşısındakine gösterip, defalarca tekrarlayıp bunu bir ilişki modeli haline getirmek..
İşte Avrupa Parlamentosu ve bunun gibi Türkiye’ye hasmane tutumları bir türlü bitmeyen Avrupa kurumlarının tam da yaptığı budur..
Her türlü tepeden bakış, kibir, tek taraflı yaptırım, tek taraflı husumet bunlarda..
Örnek, Kıbrıs davamızda antlaşmayı bozan, katliam yapanların tarafındalar..
Türkiye’nin güvenlik sorunlarında, terör örgütleriyle mücadelemizde terör örgütlerinin tarafında destek vermişlerdir..
İnsan hakları konusunda çifte standart ve iki yüzlülüğün en ileri haline geldiler...
İsraili görmezden geldiler, Türkiye’yi en ufak bir hususta uyarıp, kınayıp, bir de utanmadan ambargo koymaya kalktılar..
Evet bunlar müttefiklerimiz..
Sorarsanız, Türkiye olmadan Avrupa savunması olmaz..
Ama kendi aralarında konuşurken bizim duyabileceğimizi unutup aman dikkat edelim Türklerin – Ruslar-Çinliler gelmesin diye serzenişte bulunurlar..
Gerçekten, kabak tadı verdi..
Bu nedenle ulusal kamuoyumuza buradan bir çağrı yapalım..
SAYIN BAKANA DESTEK OLALIM
Gelin bütün kamuoyu olarak bu karanlık dosyaların aydınlatılmasında Sayın Bakana destek olalım..
Gelin, Türk milletinin egemenliğine meydan okuyan bu kibirli Parlamentoya karşı Sayın Adalet Bakanımıza destek çağrısı yapalım..
Zira, Adalet Bakanımız bu milletin onuru için çok önemli bir iddia ile geldi..
Türkiye’yi karanlık dosyalarla yola getirmeye çalışanlarla, karanlığa boğmak isteyenlere karşı bu dosyaları aydınlatmak en önemli görevimiz..
Bu yolda yapılacak her çalışmaya desteğimizi açıklamamız görevimiz..
Bu süreç Türk milleti için onur mücadelesidir..
Aksi takdirde Heinrich Böll’ün 1960’lar Almanyası’na ışık tuttuğu Katarina Blum’un Çiğnenen Onuru eserinde anlattığı gibi..
Emperyalist faşizm sizi her şekle sokar ve bir anda halk düşmanı ilan edebilir..
Onların gerçek niyetini mutlaka kamuoyuna anlatmak gerekir..
Bunun için de ilk adım geçmişte yaptıklarını ortaya çıkarmaktır.