16 Mayıs 2026 Cumartesi
İstanbul 15°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Avrupa’nın Asya’ya zorunlu yönelişi

Ali Rıza Taşdelen

Ali Rıza Taşdelen

Gazete Yazarı

A+ A-

ABD ve İsrail’in İran’a yaptığı insanlık dışı vahşi saldırı, dünyadaki stratejik saflaşmayı derinden etkiledi. İran’ın emperyalist ve siyonist saldırıları karşısında gösterdiği destansı direniş, Rusya, Çin ve Yemen’in gösterdiği askeri aktif dayanışma Avrasya’nın daha da güçlenmesine yol açarken Atlantik cephesi içindeki çatlak büyüdü. Avrupa ABD’nin savaşına ortak olmadı. NATO’nun dağılması hiç olmadığı kadar dünyanın gündemine geldi.

Atlantik cephesi içinde Trump’ın başkan seçilmesiyle birlikte, son bir yıldır büyük çalkantılar yaşanıyor. Trump, Ukrayna’nın Rusya’ya karşı saldırılarına yönelik askeri desteği azalttı ve Avrupalıları “barış görüşmelerinden” dışladı. Trump’ın başlattığı ticaret savaşında gümrük tarifelerinin yükseltilmesinden Avrupalı müttefikleri de nasibini aldı. Danimarka’dan Grönland Adası’nı almayla tehdit etti.

ABD’nin İran’a karşı savaşı başlatmasının ardından NATO’ya yönelik saldırıları yoğunlaştı ve İttifak’tan çıkma tehdidinde bulundu. Avrupalıların ABD’ye olan güveni derinden sarsılmıştı. Bir NATO müttefikini gümrük vergileri ve toprak ilhakı ile tehdit etmek, ABD’nin güvenilirliğine dair şüpheleri pekiştirdi. Son İran saldırısıyla askeri ittifak da bozuldu.

Cluster17 tarafından Politico ve beBartlet için yürütülen European Pulse anketi, 13-21 Mart tarihleri arasında İspanya, Almanya, Fransa, İtalya, Polonya ve Belçika’da 6 bin 698 kişiye sorularak yapıldı. Ankete katılanların sadece yüzde 35’i ABD’yi yakın bir müttefik veya ortak olarak gördüğünü, yüzde 60’ı ise ABD’yi bir rakip veya tehdit olarak algıladığını bildirdi.

İRAN SALDIRISI ATLANTİK’İ BÖLDÜ

The Financial Times gazetesine konuşan dört NATO diplomatı, Trump’ın NATO’ya yönelik önceki saldırılarının Avrupa müttefikleri arasında ortak bir tepki uyandırmış olmasına karşın, İran’daki savaşın müttefikleri böldüğünü belirtti. Trump, NATO için “Kâğıttan kaplandır!” dedi ve Avrupalı müttefiklerine “İhtiyacımız olduğunda yanımızda olmadınız!” diye öfkesini dile getirdi.

İran saldırısında ABD’yi yalnız bırakan bir Avrupa var karşımızda. Aynı zamanda NATO üyesi olan bu ülkeler NATO tarihinde ilk kez ABD’ye karşı böylesine önemli bir tavır almıştır. Hürmüz Boğazı’nın açılması konusunda Avrupa’nın ABD’nin yardımına gelmemesi, ülkelerindeki üslerini ve hava sahalarını kapatması ABD açısından savaşın seyrini değiştirmiştir. İran’ın direnişi karşısında zaten yenilmekteyken bir darbede müttefiklerinden geldi.

ABD Başkanı Trump tehditleriyle ortada kaldı ve Hürmüz Boğazı’nda geri adım attı. “Hürmüz Boğazı yüzünden jet yakıtı temin edemeyen tüm ülkelere bir önerim var: Birincisi, ABD’den satın alın, bizde bol miktarda var; ikincisi, biraz cesaretinizi toplayın, boğaza gidin ve onu alın gitsin. Kendi başınıza savaşmayı öğrenmeye başlamalısınız, ABD artık size yardım etmeyecek, tıpkı sizin bize yardım etmediğiniz gibi… Gidip kendi petrolünüzü alın!” dedi.

Trump sonunda yelkenleri yere serdi ve İran’ın sunduğu anlaşma şartlarında ateşkese razı oldu. Görüşmeler Pakistan’da başladı. İran, “Biz barıştan yanayız ama ABD’ye güvenmiyoruz.” açıklamasında bulundu.

UKRAYNA’DAN SONRA YENİ BİR SAVAŞA DAHİL OLMAK İSTEMEDİLER

80 yıldır denetim altında tutulan Avrupa, efendisine “hayır” demişti. Trump ve Netanyahu’nun çekmek istedikleri bataklığa düşmeyi reddettiler. Bir önceki ABD Başkanı Biden onları peşinden sürükleyerek Ukrayna bataklığına sürüklemişti. Ursula von der Leyen gibi AB yöneticileri ile Fransa, Almanya ve İngiltere’nin Ukrayna’ya destek veren küreselci liderleri savaş kışkırtıcı politikalarla Avrupa’yı zor bir sürece sürükledi. Artık yeni bir savaşa dahil olmak istemiyorlar. Hatta yenildikleri Ukrayna savaşından sıyrılmanın hesabını yapmaya başladılar.

Savaşın tetiklediği küresel kriz, enerjiye en çok bağımlı olan Avrupa’yı 70’li yıllarda yaşanan krizden çok daha büyük bir enerji krizi ile karşı karşıya getirdi. 70’li yıllarda Avrupa, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra üretimde, teknolojide ve alt yapıda yaptığı atılımlarla ekonomik olarak güçlü bir durumdaydı. Bu kez çöken bir ekonomik yapı ile bu krize yakalandılar. Öyle ki, Ukrayna savaşında Rusya’nın gazı kesmesiyle yaşadıkları enerji krizinin faturası ağır olmuştu.

ASYA’YA ZORUNLU YÖNELİŞ

Bugün, bir yıl önce var olan Transatlantik ilişkiler kopuyor. Dünyadaki saflaşmayı ifade ederken Avrasya-Atlantik cepheleşmesi şeklinde bir genelleme yapmak ne kadar doğru sorusu kendini dayatıyor. Çünkü artık yekvücut bir Atlantik cephesi yok. Özellikle İran savaşında ABD emperyalizmiyle yolunu ayıran Avrupa’yı yeniden değerlendirmek ve dünyadaki saflaşmada yeni yerine oturtmak gerekecek. Avrupa zorunlu olarak, Atlantik’ten kurtulma ve Asya’ya yönünü dönme sürecine girecektir.

Bu süreç bugün iktidarda olan küreselci liderlerle bile başlamıştır ve iktidara yürüyen milliyetçi partilerle hızlanacaktır. Rusya ile diyaloğun başlaması savunulmakta; Çin ile ticari ilişkilerin geliştirilmesi için Fransa, İngiltere, Almanya Pekin’i ziyaret etmektedir. Atlantik ittifakının bölünmesiyle Avrupa Asya’ya yönelerek Avrasya’yı daha da güçlendirecektir.

Avrupa Asya