Bağlantı koptuğunda
İnsanlık tarihinde bazı teknolojiler vardır ki, ortaya çıktıkları dönemde hayatı kolaylaştıran bir yenilik olarak görülürler. Ancak zaman içinde öyle bir noktaya gelirler ki, artık medeniyetin temel direklerinden biri haline dönüşürler. Elektrik şebekeleri, su şebekeleri hatta telefon şebekeleri buna örnek olarak gösterilebilir. Tüm bunlar uygarlığı daha kalıcı ve verimli hale getirmiştir ve insanlığa konfor getirmiştir.
Ancak bugün çoğu insanın farkında olmadığı bir başka unsur daha vardır: İnternet.
MEDENİYETİN GÖRÜNMEYEN SİNİR SİSTEMİ
Bugün herhangi bir insana internetin ne olduğunu sorarsanız, büyük ihtimalle sosyal medya, haber siteleri, mesajlaşma uygulamaları veya YouTube’dan bahsedecektir.
Oysa internet, bunların çok ötesinde bir yapıdır. Aslında internet, modern medeniyetin görünmeyen sinir sistemidir.
Peki yarın sabah uyandığımızda dünyanın internet bağlantısının tamamen kesildiğini düşünelim.
İlk birkaç saatte kimse paniğe kapılmayacaktır ve normal bir arıza olduğunu düşünecektir.
Bu durumda herkes öncelikle modemini kapatıp açacak, belki de servis sağlayıcısını arayacaktır. “Olur böyle şeyler” diye düşünüp arızanın bitmesini bekleyecektir. Ama saatler geçtikçe bir şeylerin gerçekten ters gittiğini insanlar yavaş yavaş anlayacaklardır.
Üstelik artık bankacılık da internetsiz çalışmıyor. Kartınızı okutmaya çalışırsınız, geçmez. Telefona bakarsınız, uygulama açılmaz. İnternet bankacılığına girip EFT yapmak isteseniz bile İnternet Bankacılığı çalışmayacaktır. Hatta büyük ihtimal internet tabanlı çalışan Telefon Bankacılığı Sistemleri de devre dışı kalacaktır. ATM’ler bile internetsiz çalışmayacağı için ATM’lerden nakit çekmek de imkânsız hale gelecektir.
Asıl tablo bundan sonra ortaya çıkıyor.
DİJİTAL KARANLIK SENARYOSU
Gökyüzünde uçan her uçak, arka planda akan tonlarca veriyle ayakta duruyor. Hava trafik sistemleri, hava durumu verileri, lojistik ağlar. Hepsi birbirine bağlı, hepsi internete muhtaç. Uçaklar tabii ki gökten düşmez; havacılık sektörü bu tür senaryolar için yedekleme sistemleri kurmuştur. Ama ciddi gecikmeler ve iptallerden kaçınmak neredeyse imkânsız hale gelir. Buna ek olarak limanlar da yavaşlamaya başlar.
Konteynerler nereye gideceğini bilemez, tedarik zincirleri kopar.
Marketteki o ürünlerin buraya nasıl geldiğini hiç düşünmüş müydünüz?
Birkaç gün içinde bazı raflarda o sorunun cevabını görmek mümkün olabilir.
Daha da ilginç olan ise birçok insanın internetin aslında uzayla ne kadar bağlantılı olduğunu bilmemesidir. Bugün navigasyon sistemleri, zaman senkronizasyonu, finans ağları ve iletişim altyapılarının önemli bir bölümü uzay tabanlı sistemlerden destek almaktadır. Cep telefonlarımızdaki haritalardan bankacılık işlemlerine kadar pek çok süreç, GPS ve benzeri uydu sistemlerinden gelen zaman bilgilerine bağlıdır. Bir başka ifadeyle, internetsiz bir dünya aynı zamanda uzay teknolojilerinin önemini yeniden hatırlayan bir dünya olacaktır.
Peki böyle bir durum gerçekten yaşanabilir mi? Teorik olarak evet.
TEHDİT NEREDEN GELEBİLİR?
Güneş’te meydana gelebilecek çok büyük bir jeomanyetik fırtına, kritik haberleşme altyapılarına zarar verebilir. Tarihte bunun örnekleri vardır. 1859 yılında gerçekleşen Carrington Olayı sırasında telgraf sistemleri dünyanın birçok bölgesinde çalışamaz hale gelmişti. O dönemde internet yoktu. Ancak benzer büyüklükte bir olayın bugün meydana gelmesi halinde etkilerinin çok daha büyük olacağını tahmin etmek zor değildir. Bunun yanında büyük ölçekli siber saldırılar da ciddi risk oluşturmaktadır. Günümüzde devletler yalnızca kara, deniz ve hava kuvvetleriyle değil, aynı zamanda siber kuvvetlerle de mücadele etmektedir. Bir ülkenin enerji altyapısını, haberleşme ağlarını veya veri merkezlerini hedef alan saldırılar artık bilim kurgu senaryoları değildir.
Daha da önemlisi, insanlık giderek artan bir şekilde tek bir dijital omurgaya bağımlı hale gelmektedir. Kolaylık arttıkça kırılganlık da artmaktadır. Bir zamanlar insanlar telefon numaralarını ezbere bilirdi. Bugün kendi çocuklarının numarasını hatırlamakta zorlanan insanlar var. Bir zamanlar şehirler haritasız dolaşılabiliyordu. Bugün navigasyon olmadan birkaç kilometrelik bir güzergâh bile karmaşık gelebiliyor. Teknoloji bize olağanüstü imkanlar sunarken aynı zamanda görünmez bağımlılıklar da oluşturuyor.
DİJİTAL DAYANIKLILIK ÇAĞI
İşte bu nedenle geleceğin en önemli stratejik kavramlarından biri dijital dayanıklılık olacaktır. Bir ülkenin yalnızca internet hızının yüksek olması yeterli değildir. Aynı zamanda internet olmadan da çalışabilecek kritik sistemlere sahip olması gerekir. Enerji şebekeleri, ulaştırma ağları, haberleşme sistemleri ve finans altyapıları olağanüstü durum senaryolarına göre tasarlanmalıdır.
Türkiye açısından bakıldığında da konu son derece önemlidir. Son yıllarda savunma sanayiinde, haberleşme teknolojilerinde ve uzay çalışmalarında atılan adımlar yalnızca ekonomik gelişme açısından değil, stratejik bağımsızlık açısından da değerlidir. Çünkü gelecekte ülkelerin gücü yalnızca sahip oldukları doğal kaynaklarla değil, sahip oldukları veri altyapıları ve teknolojik dayanıklılık seviyeleriyle de ölçülecektir. Bu yüzden ülkemiz için Bilim Vatan her zamankinden daha önemli bir kavramdır
İnternet kesilirse ne olur sorusundan daha önemli olan soru ise şudur: İnternet olmadan yaşayamayacak kadar ona bağımlı hale geldik mi?
Medeniyetler bazen sahip oldukları teknolojiler sayesinde yükselirler. Ancak bazen de o teknolojilere aşırı bağımlı hale geldikleri için kırılganlaşırlar. Bugün insanlık tarihin en bağlantılı dönemini yaşıyor olabilir. Fakat aynı zamanda tarihin en bağımlı dönemlerinden birini de yaşıyor olabilir. Evren bize her zaman aynı gerçeği hatırlatır. Hiçbir sistem sonsuz güvenli değildir. Hiçbir teknoloji mutlak değildir. Güçlü olan, yalnızca ileri teknolojiye sahip olan değil; beklenmeyen bir kriz anında da ayakta kalabilendir. Ve belki de yarının dünyasında asıl rekabet, en hızlı internete sahip olmak değil, internet olmadan da çalışabilen toplumlar inşa edebilmek olacaktır.