Banka promosyonları ve işçiler
Geçen hafta 23 Nisan tatilinden yararlanarak haftasonunu ailecek Çanakkale’deki evimizde geçirdik. Basında yer alan bir haber ilgimi çekti. Çanakkale Biga’da Doğanlar Holding’e bağlı Doğtaş ve ve Kelebek Mobilya fabrikalarında 2 bini aşkın işçi, bağlı bulundukları Öz Ağaç İş Sendikası aracılığıyla günlerdir eylemde (fazla mesaiye kalmama, tezgâhları terk etme, işyerinden hediye kabul etmeme vb.) imişler. Eylemin nedeni, toplu iş sözleşmesi (TİS) ile güvence altına alınan banka promosyon haklarının ödenmemesi. Basında yer alan bilgilere göre, rayiç bedeli 67 bin-69 bin lira arasında değişen promosyonun sadece 23 bin lirası ödeniyormuş. Bu tür bir işlem 2023 yılında da olmuş. Öz Ağaç İş Genel Başkanı Tuncay Dolu, haklarını alana dek eylemlere devam edeceklerini söylemiş.
Konu tam bir işletmecilikte Bütünsel ÇES Yönetimi (Çevresel-Ekonomik- Sosyal) yaklaşımı örnek olayı. Kısaca bakalım.
ÜCRETLERİN BANKADAN ÖDENME ZORUNLULUĞU
‘Ücret, Prim, İkramiye ve Bu Nitelikteki Her Türlü İstihkakın Bankalar Aracılığıyla Ödenmesine Dair Yönetmelik’ gereği beş ve üzeri sayıda işçi çalıştırılan işyerlerinde ücretlerin banka aracılığıyla ödenmesi zorunludur. Hemen belirtelim ki, işçinin yazılı başvurusuyla ücretini başka bir bankadan almayı isteme hakkı da var. Pek yaygın uygulan(a)masa da!
BANKANIN MÜŞTERİ ŞİRKETLERE KIYAĞI: PROMOSYON
Bu kapsamda bankalar işyerlerini kendisine müşteri olarak kazanmak için bu müşteri şirketlere promosyon veriyor. Sorun bu promosyonun nasıl dağıtılacağı konusunda ortaya çıkıyor. Kamu emekçilerinde sorun çözülmüş, promosyonlar kamu emekçilerinin hakkı. Özel kesime gelince, durum gücü gücü yetene. Eğer işçiler bir sendikada örgütlüyse ve bu konu bireysel toplu iş sözleşmesi (TİS) ile garanti altına alınmışsa bu durumda promosyonlar işçiye ödenmek zorunda. İşçiler örgütsüz ise o zaman da ödeme işverenin insafına kalmış. Bu konuda bilimsel bir çalışmaya rastla(ya)madım. Okurlarımızdan CHP’nin ilgili konudaki yasa teklifindeki genel istatistik (14 milyon özel sektör çalışanı bu haktan mahrum kalıyor vurgusu) dışında bir çalışması olan veya duyan olursa ve iletirse köşemizde memnuniyetle yer veririz.
PROMOSYONUN VERGİ VE SOSYAL GÜVENLİK BOYUTU
Banka promosyonunun Gelir Vergisi Yasası açısından gelir türlerine girip girmediğine bakalım. Ücret geliri ‘bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar’ olarak tanımlanmıştır. Ücretin işverenler tarafından ödenmesi genel durumdur, ancak kimi durumlarda üçüncü kişilerce de ödenebilmektedir. Buradaki kritik soru şu: Banka promosyonu işçiye ödenirse bu ödeme onun yaptığı bir iş karşılığı ödenmediği için bu gelirin ücret olarak nitelendirilmesi olanaklı mı? Vergi organları ve analistlerince olanaklı bulunmamaktadır. Yalnız ben bu konuda pek iyimser değilim. Paranoyak bir yaklaşımla bakarsak, eğer ücretlinin gelirleri beyana tabi sınırları aşarsa, beyanname verilirken Gelir Vergisi Yasası’ndaki ‘diğer kazançlar ve iratlardan özellikle arızî gelirler’ sınıfına sokup, niye beyana eklemedin derler mi, derler! Eh, Mr. Mehmet Şimşek’in uygulamaları ortada! Hem ‘vergilendirilmiş kazanç kutsal’ değil mi? Bir de şu malum inşaat şirketlerinin (beşi bir yerde mi ne bir unvanları da var) gelirleri de kutsallaşsa hani?
Gelir İdaresi Başkanlığı da 21.03.2023 tarihli, E-40392771-130[4-2023-120-22]-27713 sayılı Özelgesi’nde şöyle demiş: ‘193 sayılı GVK/ 61’e göre; Maaş promosyonlarının bankalar tarafından doğrudan çalışanlara puan veya nakit olarak ödenmesi durumunda, banka ile çalışanlar arasında işçi-işveren ilişkisi olmadığından, bankalar tarafından, vergi mükellefi olsun veya olmasın promosyon anlaşması yapılan kuruma ödeme yapılması ve bu ödemelerin gelir olarak kaydedilmeden çalışanlara aynen aktarılması halinde, ödeme yapan kurum aracı durumunda olacağından, çalışanlara yapılan bu türden ödemelerin ücret olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığı’.
Konuya damga vergisi açısından da bakalım. Soru şu: İşçilere yapılacak promosyon ödemeleri hizmet karşılığı yapılan bir ödeme mi? Yanıtımız hayır ise promosyon ödemesi nedeniyle düzenlenecek kağıtların damga vergisine tabi tutulması da zorunlu olmaktan çıkıyor.
Sosyal güvenlik açısından soruna bakıldığında, 5510 sayılı yasada Md.3’te ücretin tanımı, Md.80’de ise prime tabi tutulacak ve tutulmayacak kazançlar sayılarak belirlenmiştir. Eh, işçiye banka tarafından ödenen banka promosyonları ücret niteliği taşımıyorsa bu ödemeler prime niye tabi tutulsun ki? Ancak bu ödemeler doğrudan bankadan ödenmeyip, işveren aracılığıyla dolaylı ödeniyorsa o zaman bordroda gösterilir.
Banka promosyonu ödemelerinin kıdem, ihbar tazminatı vd. hesabında kullanılacak ücrete dahil edilip edilmeyeceği meselesine bakarsak, eğer bu ödeme ücret veya ücretin bir parçası olarak kabul edilmiyorsa o zaman burada da hesaba katılması olanaklı değildir.
BANKA PROMOSYONLARINA İSLAMÎ BAKIŞ
Bu konuda ilk soru şu: Banka promosyonları caiz midir? Meraklısı Prof.Dr. Abdulaziz Bayındır’ın videolarına bakabilir. İkinci soru şu: Katılım Bankaları promosyon konusunda müşterilerine İslami bir uygulama önermekte midir? Üçüncü soru şu: İslam dindarlığı kapsamlı ortakların kurduğu şirketlerde uygulama nasıl olmaktadır? Bu konularda ilki hariç pek bir kaynağa rastlayamadık. Okurlardan yazan olursa yer veririz.
YA MAHKEMELER NE DİYOR?
Mahkemelerin ve hatta Yargıtay’ın da tutumları yukarıdaki durumu doğrular nitelikte! Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2021/5266 E. 2021/9503 K 25.05.2021 tarihli kararında önceden beri benimsediği yaklaşımını sürdürerek şöyle söylemiş: “4857/32 ve devamı maddelerinde iş sözleşmesi nedeniyle işçiye ödenecek ücrete ilişkin hususların düzenlendiği, bu kapsamda işverenin yükümlülüğünün iş sözleşmesinde belirtilen ücretin işçiye ödemesi ve para ile ölçülebilen diğer faydaları sağlaması olduğu, bunun dışında işverenin iş sözleşmesinde öngörülmemiş olan, kanun ile gerekli kılınmayan ve işyeri uygulamasına dönüşmemiş olan herhangi bir mali yükümlülüğünün bulunmadığı”. Yani Yargıtay diyor ki, yasa koyucu bunu düzenlememiş, konu artık işçi-işveren güç savaşımına kalıyor, bireysel ve/veya toplu iş sözleşmesine koydur.
CHP’nin promosyonların tamamının işçiye ödenmesi hakkında 2022’de verdiği bir yasa teklifi var (bkz. https://www.ntv.com.tr/turkiye/chpden-promosyon-teklifi,N8pYiHysQ0WTAiseZAf6hw) ama Adnan Menderes-Turgut Özal-Recep Tayyip Erdoğan üçlüsünün birlikte olduğu resimli afişle seçime girmiş olan hükümetten böyle bir teklife olumlu yanıt gelir mi? Yok canım, ben hüsnüniyetli Hüsnü değilim! Bu sözü askerlik geçmişimden devre arkadaşım Pilot Hüsnü Azgın okursa yandım!
ÇÖZÜME DAİR
Eğer şirket ÇES Yönetimi (veya İngilizcesiyle ESG) yaptığını iddia ediyorsa, bunun içindeki S (Sosyal) bağlamında bu sorun da niye bir komisyon (işçi, işveren, banka) kurulup öyle yürütülmesin? Çünkü bu promosyon son tahlilde işçinin emeğinin değeri üzerinden türeyen bir türevdir. ‘Katılımcı yönetim (participative management)’ ya da ‘katılmalı yönetim (participatory management)’ diye eskiden beri kullanageldiğimiz kavramlar bu ESG’ye niye dahil edilmiyor, hiç anlamıyorum! Bu kavramları başka bir yazıda ele alırız. Bir türlü kültürel olarak da kentsoylu olamayan burjuvazimize ne kadar yararı olur bilemeyiz gerçi!