07 Haziran 2026 Pazar
İstanbul 22°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Bir cumhurbaşkanının portresi

Tunca Arslan

Tunca Arslan

Gazete Yazarı

A+ A-

Günümüz İtalyan sinemasının önemli temsilcilerinden Paolo Sorrentino, 2008’de çektiği “İdol” (Il Divo) filminde, ülkesinin en tartışmalı siyasetçilerinden biri olan Giulio Andreotti’nin iktidar yıllarını, özellikle mafya bağlantıları ve devlet içindeki karanlık ilişkiler etrafında şekillenen son dönemini anlatmıştı. Filmin başrolünde, Sorrentino’nun sık çalıştığı oyuncu Toni Servillo vardı.

Yönetmenin 2018 tarihli filmi “Onlar” (Loro), eski İtalya başbakanı Silvio Berlusconi çevresindeki güç, medya, seks ve yozlaşma ilişkilerini beyazperdeye yansıtmıştı. Başrolde gene Toni Servillo yer alıyordu.

2025 yapımı, başrolde bir kez daha deneyimli oyuncu Toni Servillo’yu gördüğümüz “Lütuf” (La Grazia) ise belli ki Sorrentino’nun gönlündeki ideal politikacıyı, kurgu bir karakter olan İtalya Cumhurbaşkanı Mariano De Santis aracılığıyla karşımıza getiren çok güçlü bir film. Sakin anlatımının ihtişamını gölgelemediği, etik ve siyasi ikilemler ile devletin en tepesinde oturmanın sorumluluğunu ve iktidarın getirdiği yalnızlığı ağırbaşlı bir politik dram yapısında karşımıza getiren “Lütuf”, vicdanın taşıdığı yüke dair sarsıcı şeyler söylüyor.

ÖTENAZİ YASASI VE AF DOSYALARI

Karşımızda çok deneyimli bir ceza hukukçusuyken cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmuş, görev süresinin “Beyaz Dönemi”ne, yani son altı aya girmiş, kaybettiği eşine yönelik aşkını her daim canlı tutan, en büyük yardımcısı kızı (o da bir hukukçu) olan, Papa’yla yakın dost, ötenazi yasasını onaylayıp onaylamamakta tereddüt eden, cinayet işlemiş iki mahkumu affedip affetmemekte kararsızlık yaşayan Mariano De Santis var. Kızından gizli sigara içen, 40 yıl önce kendisini aldatan eşinin bu işi kiminle yaptığını çok merak eden ve en yakın arkadaşından kuşkulanan, işkenceci kocasını öldüren kadın mahkumu cezaevinde ziyaret eden, halk tarafından çok sevilen ve saygı gösterilen, emir subayıyla kısa sohbetler eden, hastalanan atı “Elvis”in iğneyle uyutulmasına karşı çıkan, konvoyunda en fazla üç-dört otomobil bulunan bir cumhurbaşkanı… Bir yandan yaşlılığın getirdiği korkuyla yüzleşirken bir yandan da yalnız kalmak isteyen, kızı ve Kanada’da yaşayan oğluyla ilişkileri biraz mesafeli, rap müziği merak eden bir baba…

BAŞTAN SONA ZARAFET DUYGUSU

Yukarıda adlarını verdiğim önceki iki filmin aksine politikayı bu kez gündelik polemiklerin dışına taşıyan Sorrentino, Roma’daki cumhurbaşkanlığı sarayının odaları, salonları ve koridorlarındaki sessizliğin yankısını çok iyi yansıtmış. “Lütuf” baştan sona bir ruha sahip ve Toni Servillo’nun sınırları melankoliye dayanan usta oyunculuğu bu ruha çok şey katmış. Baştan sona bir zarafet duygusu, kırılganlık, manevi kurtuluş arayışının hakim olduğu film, “Tanrı’nın lütfu” anlamına da gelen İtalyanca adının da gösterdiği gibi, ahlaki, dini ve duygusal çağrışımlarla bezeli.

Toni Servillo’nun yüz ifadesi ve mimiklerinin bile çok şey anlattığı, özellikle ötenazi yasası ve af kararlarının etrafında şekillenen sahnelerde Katolik inancı ile dünyevi gerçekler arasındaki çatışmayı çok iyi işleyen, insani merhamet ile ceza yasalarının katı gerçekçiliğini karşı karşıya getiren, senaryosu ve diyalog yazımı mükemmel, ironik bir mizah da içeren “Lütuf”, son zamanlarda seyrettiğim en iyi filmlerden biri. Müzik çalışmasının güzelliğini de önemle vurgulayayım.

Dijital film platformu Mubi’de gösterilen “Lütuf”u, fırsat bulursanız “İdol” ve “Onlar”ı da ihmal etmeden seyretmenizi öneririm. Paolo Sorrentino’nun hayal ettiği dürüst İtalyan politikacıdan etkileneceğinize eminim.

Sinema