Çapraz ateş altında
1908 yılında II. Meşrutiyet’i ilan eden İttihat ve Terakki Cemiyeti, milli ekonomi politikalarını benimsemiştir. Yabancı tüccarların Ege Bölgesi’ndeki kuru incir, kuru üzüm, zeytin ve zeytinyağı, meşe palamudu, meyan kökü gibi dış satım ürünlerini üreten üreticileri sömürdüğünü gören yurtsever girişimciler, 1912 yılında çiftçileri örgütleme girişiminde bulunmuşlardır. 1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı, milli politikaları zorunlu kılmıştır. “Kooperatif Aydın İncir Müstahsilleri Anonim Şirketi”, 21 Ağustos 1915 tarihinde kurulmuştur. Bir lik hızla büyümüş ve ürünlerin en uygun şekilde değerlendirilmesini sağlamıştır. Pamuk, incir, üzüm ve zeytin birliklerinin çatı örgütü olan TARİŞ, köklü bir antiemperyalist geçmişe sahiptır. Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (TSKB), 1980’lere gelinceye kadar depoları, ürün işleme tesisleri, uzman personeli ile üretime ve dış satıma önemli katkılar yapmıştır. Sayıları 16 dolayında olan TSKB’ler çoğu zaman devlet adına müdahele alımları yapmış ve piyasayı düzenlemişlerdir. Neoliberal politikaların hedefi olan bu kuruluşların mali kaynakları kesilmiş, ürün işleme tesisleri kapatılmıştır. Eş zamanlı olarak Zirai Donatım Kurumu, Süt Endüstrisi Kurumu, Et-Balık Kurumu, Yem Sanayii A.Ş. ve Sümerbank gibi kamu kurumları özelleştirilmiş veya kapatılmıştır. Tariş İncir Birliği, Germencik’te 15 bin ton ürün işleme kapasiteli modern bir tesise ve depolara sahiptir. Kolonya fabrikası da vardır. Eskiden müdahale alımları, kamu kaynakları ile finanse edilmekte ve görev zararı hazineden karşılanmaktaydı. Şimdi kendi mali kaynakları ile varlığını sürdürmeye çalışmaktadır. Ancak üreticiler TARİŞ’ten eskisi gibi hizmet alma beklentisi içindedir. Tariş’in açıkladığı alım fiyatı üzerinden yeterince mal alarak piyasayı etkileme gücü olmadığı açıktır.
ŞOK ETKİSİ
Tariş İncir Birliğinin uyguladığı alım fiyatları üreticilerde şok etkisi yaratmıştır. Tarafıma ulaştırılan bir incir alım fişi üzerinden bazı değerlendirmeler yapalım: Üreticinin teslim ettiği ürün miktarı 212 kg olup bunun yüzde 36’sı 120 liradan alınan iyi kaliteli olanıdır. Natrol yüzde 33, Çatlak yüzde 17 oranında olup ikisi de 70 liradan alınmıştır. Yüzde 10 paya sahip Karaballıklı 50 liradan, yüzde 3 paya sahip Hurda incir ise 30 liradan işlem görmüştür. Ürün miktarları ile fiyatlar çarpılarak toplamı alındığında teslim edilen partinin ödeme tutarı 18 bin 30 lira olmaktadır. Yüzde 2 oranındaki 361 liralık gelir vergisi stopajı düşülerek üreticiye 17 bin 669 lira ödenecektir.
KARŞILAŞTIRMA
Aynı teslimatı Tariş’in 2025 yılı alım fiyatlarıyla değerlendirdiğimiz zaman şaşırtıcı bir sonuçla karşılaşılmaktadır. 2025 yılında sırasıyla aynı kalite sınıflarına göre kilogram başına 170, 130, 130, 100 ve 70 liradan alım yapılmıştır. Bu durumda satış tutarı 29 bin 650 liraya çıkmakta, 593 lira stopaj düşüldüğünde üreticinin eline 29 bin 57 lira geçmektedir. 2026 yılı getirisi, 2025 yılı getirisinin yüzde 60’ı kadardır. Yani bir yıl sonra aynı miktar ve kalitede ürün teslim edildiğinde üreticinin eline yüzde 40 daha az para geçmektedir. En az yüzde 40 enflasyon olan bir ülkede yaşamaktayız. Haziran ayı itibariyle tarımsal girdi fiyat indeksi yıllık yüzde 32 artış göstermiştir. Hürmüz boğazı kapanınca petrol ve gübre fiyatları aşırı derecede yükselmiştir. Eylül sonunda çok daha yüksek bir girdi enflasyonu ile karşılacağımız kesindir.
ÇAPRAZ ATEŞ
2025 yılında incirin kilogramı başına ortalama 140 lira olan fiyat 2026 yılında 85 liraya gerilemek suretiyle yüzde 40 azalmıştır. Fiyat düşüklüğünün sebebi sorulduğunda “bu yıl mahsül bol” denilmiştir. 2025 yılında 78 bin ton olan kuru incir rekoltesi 2026 için 94 bin ton olarak tahmin edilmiştir. Rekoltede yüzde 17’lik artış fiyatta yüzde 40 düşüşe neden olmuştur. Tariş yetkilileri tarafından bu yıl rekolte yanında kalitenin de yüksek olduğu belirtilmiştir. Ürün miktarı ve kalitesi artınca, masrafı katlanan çiftçinin kazancı yarı yarıya azalırsa işin içinden nasıl çıkılacak? Kısacası çiftçiler çapraz ateş altındadır. Açlık çeken bir dünyada sadece sınırlı alanlarda yetişebilen incir gibi nefis bir ürüne pazar bulunamıyorsa, ortada bir beceriksizlik var demektir. 1,4 milyar nüfusu olan Çin’de en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik dilim 281 milyon kişiden oluşmaktadır. İhraç edilecek 50 bin ton incir onlara satılsa kişi başına 10 adet, yani 200 gram incir düşer. Asya pazarı dikkate alınmalıdır.