16 Ekim 2026 Cuma
İstanbul 12°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Cemaatin birine bastırırsın parayı, doldurursun kasasını deste deste dolarla, oyları toplarsın

Şule Perinçek

Şule Perinçek

Gazete Yazarı

A+ A-

Oy nedir?

Bir denetleme aracı.

Herhangi bir alanda bizleri temsil edeceklere… bize “vekil” olacaklara… yani bizim adımıza herhangi bir yetkiyi “vekaleten” kullanacaklara, geçici olarak söz hakkımızı emanet ediyoruz.

İyi kullanmayanlardan geri alıp başkasına verebilirsin korkusunu yaratıyoruz ki ona göre davransın… söz verdiklerini ya da ant içtiklerini yapsın… bir denetim aracı… sandalyesinin ayağına ipi bağlamışlar elimize de ipin ucunu vermişler…

Yoksa!!

Diyorsun…

Bu hak insanlık tarihinde söke söke alınmıştır.

Bedeller ödenmiştir.

Cumhuriyetimizin Birinci Meclisi’nin ilk işi de 24 Nisan konuşmasında adı da özellikle konulmuştur.

Millet-vekili…

Vekil…

Baş-vekil…

“Millî irade, bilfiil vatanın mukadderatına el koymuştur…”

Bu ilkeyi kabul eden milletimiz vekillerini ona göre seçip Yüce Meclise göndermiştir.

Daha sonra saltanat ve hilafet kaldırıldığında Meclis kürsüsünün arkasına yazılır.

“Egemenlik milletindir”!

Şimdi bugüne bakıyoruz.

Cemaatin birine bastırırsın parayı, doldurursun kasasını deste deste dolarla, oyları toplarsın - Resim : 1

Bir adım atılması gerekiyor… milletin talebi… dur bakalım deniyor… hesaplar yapılıyor… kıstas şu… oy getirir mi… yeniden seçilebilir miyim… en uygun kişi mi… liyakat mı… yok hayır… en çok milyon dolarları veren… bir adamı şeyh belleriz… hatta o gitsin öteki gelsin deriz… ona makamlar, vekillikler veririz… haa bakın hak geçirmeyiz… sıkı pazarlıklar yaparız… üç aşağı beş yukarı anlaşırız… biraz da yasalara aykırılıklarına filan göz yumarız… hatta üstüne kamu arazileri tahsis ederiz… artık olacak o kadar… kolay mı bir şeyh-şıh demek öyle son dönemin modern “kanaat önderlerine” de benzemez… yat... yat, kalk... kalk… tövbe ya Rabbim, Allah’la bile kullarının arasına girmiştir… “O ne derse o” diyen yüzbinlerce oy demek… birine bastırırsın parayı, doldurursun kasasını deste deste dolarlarla… o da birer lokma birer hırka aşağı doğru dağıtır… oh ne âlâ! Bir lokma hesabı dış ülkelerden de krediler oluk oluk akar… yol düzlenecek ya… “itaatkâr millet” yaratılacak ya…

Bir devlet nasıl buna tahammül eder!

Bu milletin vatandaşları nasıl bu duruma düşer.

Hele bizim gibi bir milletin!

Aslında oyumuz, bizim milletimizin vicdanıdır…

….

Bu işlerden kurtulmuştuk. Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hürdük… öğretmenlerimize böyle nesiller yetiştirme görevi ta ne zaman verilmişti. Kendi irademizle, akıl süzgecinden geçirerek verirdik kararlarımızı, sorgulayarak öğrenirdik…

Ama sistem öyle bir kuşattı ki…

1946’lardan başlayarak ABD emperyalizmi adım adım sardı her yanımızı.

Yediğinden içtiğinden giydiğine, dinlediğin müzikten ahlâkî anlayışına, kadın erkek ilişkilerinden vatan aşkına…

“Lüküs hayat oh ne rahat! Yan gel yat!”

“Atam Atam sen kalk ben yatam suratına leblebi atam…”

Nasıl da yabancı bize.

Köksüz!!

Devrimin temelleri nasıl sağlam atıldıysa hâlâ uğraşıyorlar.

Art arda Amerikancı darbeler yaptılar.

Teslim almayı başaramıyorlar.

Bu kez köklerini kazıyacağız.

Daha da özgürleşeceğiz.

O CEMAAT ERDOĞAN’IN ÖTEKİ DE BİZİM Mİ…

Kimi diyor ki… “e tabii onlar Tayyip Erdoğan’a karşı cemaatler de ondan üzerine gidiyorlar…”

Tek kıstas o olunca biz de şöyle mi diyeceğiz.

-O cemaatler bizdendir, çünkü Tayyip Erdoğan’a karşıdır… ellemeyin onları… mı…

Bırakın arınsın toplum.

Tutmayın elini.

Daha derinden.

Daha kökünden.

Diye yükseltin sesinizi.

Dinimizi, vicdanımızı temiz tutacağız.

Bu millet burada durmasına izin vermez!

Vermeyecektir.

Arkası gelecektir.

Üretmek için şart.

Başı dik, bağımsız ve onurlu yaşamak için şart.

Bize pek yakışıyor.

KÖKÜ NASIL KAZINIR?

Kökü nasıl kazınır?

Cemaatin suça bulaşanı yargılanacak.

Tamam.

Küçüklü büyüklü bir menfaat ilişkisi ağı var.

Ama nasıl bitireceğiz bu bize yabancı örgütlenmeyi.

Görsen bile bütün bu yapılanları şeyh-mürid ilişkisinde itiraz edebilir misin…

Elini, eteğini öpmek kültürü egemen.

Biz ezelden beri hür yaşamışız.

Nasıl yakıştırırsınız vatandaşınıza!

VATANDAŞINI MUHTAÇ DURUMA DÜŞÜRMEYECEK

Kamu, vatandaşını mahrumiyet ve muhtaçlık içinde bırakmayacak.

Çocuğunu dershaneye gönderecek parası olmadığı için, yurt parasını boğazından kesse bile denkleştiremeyecek duruma düşürüp bu tür örgütlenmelere eyvallah dedirtmeyecek.

Yurtlar kamulaştırılsın ve ihtiyaca yanıt vermek üzere işletilsin.

Yani ille bunun bir karşılığı olması talep edilmeden.

Yani cemaate ya da siyasi partiye dahil ol öyle gibi, örneğin böyle şart koşmadan… açık konuşalım!

Bir menfaat karşılığı değil… ailenin geliri… çocuğun başarısı… okuluna yakınlığı vb gibi ilan edilmiş, herkesi eşitleyen nesnel kıstaslar olmalı.

Ben yıllarca çocuklarımı kamu burslarıyla okuttum. Puanlama vardı, belgeleriyle doldururduk, sıralama yapılırdı… Her yıl heyecan içinde beklerdim. Haber gelince şenliğimi görecektiniz… herkese çay ısmarlardım…

Eğitimin birliği herkes için sağlanmalı.

Türkiye’nin eğitim birliği yasası ihlal edilmeden.

Göreceksiniz neler yaratacak o çocuklarımız.