CHP nereye koşuyor?
Dünya devletleri haldır haldır silah yapıyor, gıda stokluyor, tasarrufa gidiyor.
Ama bizde kayıkçı kavgası.
Misal ana muhalefet partisi başkanı Sayın Özgür Özel.
Sinop’ta alıyor eline mikrofonu
balıklar ürküyor füze denemeleri yapmayalım, turist de gelmiyor diyor.
Sanki balıklardan özel mesaj almış gibi.
Hemen ardından balıkçılar
tam tersi balık ihracatının ikiye katlandığını açıklıyor.
Şehrin yetkilileri de,
turist sayısının önceki yıllara göre arttığını beyan ediyor.
Böylelikle anlıyoruz ki
balıklar ürkmemiş, turist de eksilmemiş.
Bir bakıyorsunuz,
Aydınlık gazetesinin 11 Şubat 2026 tarihli haberinde yazdığı gibi
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)
Sanayi Kongresi 2025 Sonuç Bildirgesi’nde
Türkiye’nin savunma sanayiine ağırlık vermesini eleştirip
askeri maceracılık ve yanlış strateji olarak nitelendiriyor.
Dünyanın savaşa gittiğini uzmanlar, akademisyenler ardı ardına anlatıyorken, TMMOB yönetimi biz savunmayı boş verelim, silah yapmayalım diyor.
Gel de şaşırma!
Ne diyelim Allah izan versin.
İkibin yıllık devlet aklı sağlam da bunlara aldırmıyor.
Diğer yandan düşünüyorum da meslek odaları bu denli siyasete dahil olur mu?
Olursa da eyvallah ama
hani hep de devlete mi muhalif olur?
Askere iftira atan Tabipler Odası Başkanını da gördük,
Türkiye düşmanı bir terör örgütünün yayınına ödül veren Mimarlar Odası yöneticisini de.
Muhalif olmak güzeldir ve çok da önemlidir ama böylesi kendi devletine zarar verecek şekilde olursa eğer,
buna muhalefet etmek mi denir,
doğrusu bilemedim.
YA ANA MUHALEFET?
Buyurunuz,
CHP Milletvekilleri
Gazi Meclisimizde kürsü işgal etmeye kalkıyor.
Niye?
Yeni atanan Adalet Bakanına yemin ettirmek istemiyorlarmış.
CHP Grup Başkanvekili
işiniz bugün zor diyor, önden.
Tehdit mi? Yoksa dostça uyarı mı? Anlamak zor.
Ama partisinden diğer vekiller
yeni atanan Adalet Bakanının yemin etmesine mani olmak isteyince, iktidar partisi de duramıyor yerinde ve yumruklar havada uçuşuyor.
Protesto etmek midir amaçları
yoksa bir arbede çıkarıp kaos hevesine mi düştüler bilinmez
maalesef hiç de hoş olmayan bu görüntüler tüm dünyaya servis edildi.
Demokrasiyi sabote edeceksiniz milletin meclisinde.
Yok yemin ettirmeyiz yok şu yok bu diye.
Milli olan her mücadeleye takoz koymaya çalışacaksınız
sonra da diyeceksiniz ki
seçim istiyoruz.
Üstelik bayram değil seyran değilken.
Sahiden sanıyor musunuz ki bu halk gelip de size oy verecek?
Bugüne kadar sizi tek başına iktidar yapmamışsa bu millet
işte bunlardır sebep.
Bakmayın denge olsun, iktidar çok şımarmasın diye
tepki oylarını verdiyse size,
baktı ki siz şaşırdınız yolunuzu, kaydı ise şirazeniz,
geri alır verdiği oylarını ve bırakıverir sizi meclisin dışında.
YOBAZ KİME DENİR?
Kalpleriniz öyle kararmış
öyle görmez, duymaz
ve anlamaz olmuşsunuz ki
her fırsatta kadın hakları der,
benim köylüm dersiniz ama
Anadolu kadınının simgesi olan beyaz tülbent başında diye
bir kadına laf eder
“sen git de ahırda inek sağ, sana ancak bu yakışır” dersiniz.
Sanki inek sağmak basit bir işmiş gibi!
O Belediye Başkanı ki üç dönem üst üste halkın teveccühüyle seçiliyor.
Eskişehir’in Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş Akgün’ü
kendince beğenmeyen ve ötekileştiren bu zihniyetin karanlık, sevgisiz ruhu bir tarafa
dünyadan da haberi yok herhalde.
Anadolu kadınında asaletin ve temizliğin simgesidir o tülbent.
Şalvar ise, sadece Anadolu da değil
moda dünyasında da tercih edilen ve hatta kumaşına markasına göre
bazen hayli yüksel rakamlara da satılan bir üründür.
Bu ırkçı söylemin sahibi yüreğindeki nefreti sunmadan önce,
keşke üç beş moda dergisi karıştırsaymış.
Ama tabii mesele bu değil !
Clara ya da Nancy ya da Helga giyerse sorun yok.
Ama bizim kadınımız yerel ve milli giysisini giyerse, olur sana gericilik.
Soruyorum size sahi kim yobaz,
kim gerici?