17 Temmuz 2026 Cuma
İstanbul 31°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

CHP’deki mücadelenin ötesi

Fikret Akfırat

Fikret Akfırat

Gazete Yazarı

A+ A-

Türkiye’de son dönemde yaşanan parti içi tartışmaları liderlik rekabeti ya da kadro değişimi olarak ele almak, mevcut durumu ve gidişatı anlamaya yetmiyor.

Aslında partiler içindeki saflaşma yalnızca CHP’ye özgü değil; farklı biçimlerde tüm partilerde yaşanıyor.

Çünkü dünyadaki dengeler değişiyor.

Tek kutuplu düzen çözülürken sadece devletler değil, partiler ve onların dayandığı toplumsal kesimler de yer değiştiriyor.

Türkiye’de mevcut düzenin içindeki siyasal yapıların dayandıkları sınıfların emperyalizmle ilişkilerinde değişiklikler ortaya çıkıyor.

Sadece Türkiye’de değil, gelişen dünyanın tümünde emperyalist hegemonyacılık ile ülkelerin bağımsız gelişme ihtiyacı arasındaki çelişkiler derinleşiyor.

Partilerdeki mücadeleler de bu saflaşmanın siyasal yansıması olarak ortaya çıkıyor.

ÖZEL’İN İRADE BEYANI

Dünya, ekonomik ağırlığın Asya’ya kaydığı, güvenlik mimarisinin dönüştüğü bir tarihsel dönemeçten geçiyor.

Böyle dönemlerde siyasal aktörleri geçmişte bulundukları konumlara sabitleyerek değerlendirmek yanıltıcı.

Siyasetçiler ve partiler, tarihin dışında durmuyor.

Dünya değiştikçe, dayandıkları sınıfların konumu değiştikçe, siyasal tutumlar da değişiyor.

Partiler içindeki mücadeleler de Türkiye’nin yönüne ilişkin tercihlerin mücadelesi olarak şekilleniyor.

Cumhuriyet Halk Partisi’nde Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu arasında yaşanan süreç de bu çerçevede değerlendirilmeli.

Burada Türkiye’nin geleceğine ilişkin farklı siyasal hatlar karşı karşıya geliyor.

Özgür Özel’in uluslararası kamuoyuna hitaben kaleme aldığı yazıda, Türkiye’de yürüttükleri mücadeleyi “NATO’nun güvenliği için mücadele” olarak tarif etmesi bu bakımdan dikkat çekici.

Özel, Atlantik ve NATO ekseninde davranacağı konusunda irade beyanıyla bu kesimlerden destek istiyor.

MÜCADELENİN ANA EKSENİ

Benzer süreçler Milliyetçi Hareket Partisi’nde, Adalet ve Kalkınma Partisi’nde ve diğer siyasal yapılarda da farklı biçimlerde yaşanıyor.

Çünkü Türkiye’nin önünde duran temel soru değişmemiştir: Atlantik sisteminde devleti çürüyen, milleti dağılan bir ülke olarak mı kalacak, yoksa çok kutuplu dünyanın sunduğu imkânları kullanarak daha bağımsız bir gelişme hattı mı kuracak?

Türkiye’de siyasal alanın içinde biriken esas gerilimin temeli, emperyalist sisteme bağımlılık ile bağımsız gelişme ihtiyacı arasındaki çelişkidir.

Partilerin içinde ortaya çıkan saflaşmalar da bu temel çelişkinin siyasal ifadesi.

Kimin nerede durduğu açıklamalarla değil, saflaşma içindeki tutumuyla görülecek.

Meselenin özü, hangi programın, hangi dış yönelimin ve hangi sınıfsal hattın Türkiye’yi geleceğe taşıyacağıdır.

CHP Türkiye Asya