CHP’yi ‘merkez parti’ yapmak
Karar gazetesinden Ali Bayramoğlu, dün “Özel ve CHP’ye dair son gözlemler” başlıklı bir yazı yazdı. Özel’in Karar gazetesi ziyaretinde CHP liderinden etkilendiğini belirten Bayramoğlu, “CHP’nin siyasi tavrında arzu ettiği değişimi henüz tamamlamadığı” görüşünde.
Bayramoğlu şöyle diyor: “Baykal ve öncesinin kültür savaşlarını esas alan, merkezinde laik refleksin yer aldığı kimlikçi siyasetten uzaklaşıp farklı toplumsal değerlerle barışık, kucaklayıcı, merkez parti haline geçiş çabası, Kılıçdaroğlu dönemine damga vurmakla, Özel tarafından da güçlü bir şekilde sahiplenilmekle birlikte, tamamlanmış bir süreç olarak tanımlanamaz.”
Bayramoğlu, kimi Karar yazarlarının “CHP’yi merkeze gelmesi” görüşünü sorduklarında, Özel’in, CHP’nin farklı sosyoekonomik gruplardaki gücünün artmasıyla tanımlamadığına dikkat çekiyor. Karar yazarı şunu ifade ediyor: “Oysa ülkedeki kritik iktidar değişimlerini (Menderes, Ecevit, Özal, Erbakan, Erdoğan), toplumsal-sınıfsal değişim projeleri ve yeni bir gelecek tasavvuru söylemleriyle ilişkilendirmek de pekâlâ mümkün.”
İKİ ÇİZGİ MÜCADELESİ BİR ASIRDIR SÜRÜYOR
Öncelikle şunu belirtelim: CHP büyük bir kargaşa içinde. Kurultay davasından İmamoğlu suç örgütü iddiasına kadar partinin içine yuvarlandığı bir kargaşa durumu var.
Ama bu kargaşa ve parti içi kavga sürerken, bir de CHP’nin ideolojik savruluşu var. “Merkeze gelmesi” dedikleri şey, aslında CHP’nin devrimci kimliğini yitirerek, öncü parti konumundan koparak basit ve sıradan bir kitle partisi haline gelmesi durumu. Türkiye’nin liberalleri, Batıcıları CHP’nin merkeze gelmesini heyecanla beklemeleri, bu redd-i mirasın Atlantik siyasetleriyle tam uyumlu hale getirilmesidir. Zaten Özel-İmamoğlu yönetimiyle CHP, ABD ve NATO planlarında roller üstlendiğini kendi ağzından yüksek sesle dillendirmektedir.
CHP içindeki hesaplaşma yeni değil. Bir asırlık tarihi var.
Atatürk, Türk Devrimi’nin programını Altı Ok olarak belirlemişti. 1937 Anayasası’na bu Altı Ok girmişti. 1931’de de CHP programına, Kemalizm alınmıştı. Fakat Atatürk’ün ölümünden sonra hızla CHP’de devrimci kökenden kopuş başladı.
-Devrimci kadrolar tasfiye edildi.
-Atatürk’ün “Sovyetler Birliği ile dostluktan ayrılmayın” stratejik vasiyetine bağlı kalınmadı.
-1939’da CHP kendini Tanzimat’a bağladı.
-1945 sonrası hedef “Küçük Amerika olmak” olarak belirlendi.
-1960’larda Altı Ok’u Anayasa’dan çıkaran CHP’lilerdi.
-1960’dan sonra önce Kemalizm yerine suya sabuna dokunmayan, köşesiz, niteliksiz bir “Atatürkçülük” tanımı getirildi.
-1960’lı yılların ortasında “Orta’nın Solu” kimliği benimsendi.
-Orta’nın Solu zaman içinde yerini Sosyal Demokrasi’ye bıraktı.
İşte merkezleşme dedikleri, emperyalizmin yedek lastiği olan Sosyal Demokrasi sürecidir.

ALTI OK DEVRİMCİLİĞİ CHP’Yİ DE KURTARIR
Bugünkü tabloda, ideolojisiz, kimliksiz, kargaşa içinde mahkemelere düşen CHP görünümünün arkasında bu tarihsel süreç var.
Bu hesaplaşma henüz bitmiş değil.
Liberallerin bu hesaplaşmada Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu’ndan yana tavır alması da tesadüf değil.
Onların görevi CHP’nin sınırlılıklarını kaldırmak ve tamamen Atlantik rotasına girmesini sağlamaktır. “Merkez” beklentileri bundan dolayıdır.
Sayın Bayramoğlu, istediği kadar Özgür Özel’in cevvalliğini övsün. Özel-İmamoğlu ikilisinin cevvalliği, CHP’yi emperyalist merkezlere tamamıyla bağlama cevvalliğidir.
Fakat CHP öyle bir halde ki, bırakın Türkiye’yi artık kendini yönetemez hale gelmiştir.
Bugünkü CHP Türkiye’yi kurtaramaz. Ama Türkiye’nin zorunlulukları CHP’yi kurtarabilir.
Altı Ok programı bugün yine Türkiye’nin önündeki programdır.
Türkiye’de bağımsızlık, devletçilik, halkçılık, aydınlaşma, Asya ile birleşme değerleri yükselmektedir.
Altı Ok devrimciliğinin kazanacağı koşullardayız.
Bu CHP’deki hesaplaşmada da etkili olacaktır.
OKUMA ÖNERİSİ: Teori Dergisi’nin Kasım 2025 sayısı, “CHP’de Yüzyıllık Hesaplaşma” kapağıyla çıktı. Doğu Perinçek, Prof. Dr. Atakan Hatipoğlu, Ahmet Müfit’in yazıları ve Alev Coşkun söyleşisiyle yer aldığı, İsmet İnönü’nün konuşmalarının bulunduğu tarihi belgeleriyle, dolu dolu bir sayı var karşımızda. Tüm okurlarımıza okumayı ve çevresine okutmasını öneriyoruz.