14 Eylül 2026 Pazartesi
İstanbul 24°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Çocuklarınızı kim izliyor?

Güneş Batum

Güneş Batum

Site Yazarı

A+ A-

O kadar kapıldık ki hız ve haz çarkına

ne ufak ufak yok oluşumuzu görüyoruz ne yok edişimizi.

Herkesin görünme derdinin büyük olduğu

bir kaç beğeni uğruna

türlü türlü trajikomik hallere bile girdiği,

evinin mahremini dahi yok edercesine

çoluk çocuğunu paylaştığı dijital çağda

iyice kendimizden geçtik.

Bazı ana babalar var ki
canlı yayınlar yapıp çocuklarını paylaşıyorlar.

Çocuk işte,

itiraz etse edemiyor ve

her çocuk gibi anne babasını
mutlu etmeye gayret ediyor.

O minik masum bakışların kiminde yorgunluğu ama en çok da

şaşkınlığı görmemek ve buna üzülmemek mümkün mü?

Değil.

Bebek odası ya da yatak odası kamera paylaşımlarını mı ararsınız,

üç, dört yaşındaki çocuklarının

evde, bahçede, sofrada ya da havuz kenarında,

bir cep telefonu ya da kamera ile her an peşinde olan ana baba mı ararsınız?

Hepsi var.

Kiminde çocuk kâh ağlıyor,

kiminde dans ettiriliyor,

kimi kez odasında oynarken

kimi kez ablasıyla kaykay yaparken.

Bu paylaşımların bu yaş çocuklarda ne türden kalıcı psikolojik etkiler yapacağı,

mahremiyet duygusunu nasıl yok ettiğini ve

oluşabilecek daha bir çok negatif etkileri uzmanlar söylüyor

ama kimin umuru.

ÇOCUKLARI KULLANMAK

Çocuğu üzerinden beğeni ve takipçi bulma derdine düşmüş

ya da takipçi rakamını arttırarak reklam alma hevesine kapılmış ana babalar çoktan

çocuklarını birer pazarlama ürününe dönüştürüvermişler bile.

Şimdi sıkı durun;

ABD Adalet Bakanlığı küçük çocukların

fotoğraf ve videolarını izinsiz
toplayarak bunun ticaretini yapan

tam 350.000 bilgisayar tespit etmiş.

Kim mi bunlar?

dünyanın farklı şehirlerini mesken tutmuş,

kötü amaçlı sapık ve sapkın bir dolu insan.

Çocuk pornosu merakı olan bu sapıklar

sanal dünyada topladıkları binlerce masum çocuğun video ve fotoğrafları üzerinden birbirleriyle değiş tokuş
hatta ticaret yapıyorlarmış.

Bunları yazmak bile insana
çok zor gelirken

bazen öğretmenlerin ya da çocuk bakıcılarının ama çoğu kez de ana babalar eliyle

bir çocuğun mahremiyeti

nasıl bu kadar uluorta sergilenir?

Nasıl bu kadar kolayca yok edilir?

Gerçekten anlamak mümkün değil.

Uzmanların artık ciddi bir hastalık kabul ettiği sanal dünya şehvetine

öyle bir kaptırdık ki kendimizi

zaaflarımıza da kolayca yenik düşüyoruz.

Ülkemizdeki sanal dünya bağımlılığı son 20 yılda

% 424 artarak,

internet kullanımı % 92.3’e yükselmiş.

Düşünün ki,

ülkemizde her 10 kişiden 9’u internette zaman geçiriyor.

Daha önce de yazdım,

sadece psikiyatrisler değil

bilişim uzmanları da ısrarla söylüyorlar,

dijital tehlike bir beka meselesi diye.

O halde en önemlisi geleceğimiz olan çocuklarımız.

Peki ne yapacağız?

Çocuklarımızın fotoğraf ya da videolarını ve/ veya kişisel bilgilerini sanal ortamlarda paylaşmayacağız.

Bu öyle bir sorun ki artık devletler tedbirler alıyor, ciddi yasaklar getiriyor.

Ülkemizde de 15 yaşını doldurmamış çocukların sosyal medya platformlarına erişimini yasaklayan düzenleme TBMM ‘de kabul edildi.

Ama bununla yetinmeyerek

dijital tehlike için,

kamu spotları, açık oturumlar konferanslar vb.
her türlü bilgilendirici yayınlar eliyle
ailelere ulaşılması ve tehlikelerin onlara da iyi anlatılması gerekiyor.

Dijital okur yazarlığı da bir an önce öğrenmeliyiz.

TAKİPÇİ BAĞIMLILIĞI

Büyük bir şehvete dönüşmüş bu görünme merakı

bizleri dijital bağımlı yapmakla kalmıyor

biz olmaktan da çıkarıyor.

En çok da merhameti ve şuuru alıyor elimizden.

Öyle olmasa gözümüzden sakındığımız çoluk çocuğumuzu
kim olduğunu bilmediğimiz ve

her türlü melanetin olabileceği

o cansız, soğuk ekrandan

ne olduğu bilinmeyen bir dipsiz kuyu internet arenasına

adeta atar mıydık?

Sosyal medya
Yazarın Önceki Yazıları Tüm Yazıları
İmtiyazlar cenneti 29 Ağustos 2026
AHBAP mı dediniz? 24 Temmuz 2026
NATO’nun Ardından 10 Temmuz 2026
*ÇAKMA RAPOR * 19 Haziran 2026
Linç kültürü 06 Haziran 2026