COVID-19, uyku halindeki virüsleri yeniden aktif hale getirerek uzun COVID’e dair yeni ipuçları sunuyor
Epstein Barr, sitomegalovirüs ve herpes virüsü gibi kronik enfeksiyon yapan virüsler insanlarda yaygın olarak bulunur. Varlıkları genellikle zararsız ve asemptomatik olsa da, virüsler stres sırasında yeniden aktif hale gelebilir ve ortaya çıkan kanıtlar, bu yeniden aktivasyonun otoimmün hastalıklara ve diğer kronik rahatsızlıklara katkıda bulunabileceğini göstermektedir. SARS-CoV-2 enfeksiyonunun bazı kronik virüsleri yeniden aktif hale getirdiği bilinmektedir, ancak etkilerinin tam kapsamı iyi anlaşılmamıştır.
Amerika Birleşik Devletleri genelinde 15 biyomedikal araştırma kurumunu içeren bir çalışma kapsamında, Boston Çocuk Hastanesi ve birlikte çalıştıkları diğer kurum araştırmacıları, COVID-19’un hastanede yatan hastalarda bazı uyku halindeki virüsleri yeniden aktif hale getirdiğini keşfetti. Bu bulgular, kronik enfeksiyon yapan virüsler hakkındaki anlayışı genişletmekte ve bunların yeniden aktif hale gelmesiyle mücadele stratejilerinin geliştirilmesine katkıda bulunabilir.
Bu çalışma, Nature dergisinde “Akut ve uzun süreli COVID-19’da virüs yeniden aktivasyonu” başlığıyla yayımlandı.
Bu çalışmada, ABD’deki 20 biyomedikal araştırma hastanesinde yürütülen COVID-19 Kohortunda İmmünofenotip Değerlendirmesi (IMPACC) çalışmasından elde edilen 1.154 COVID-19 hastasına ait çoklu omik verileri kullanıldı. Çalışma, COVID-19’un şiddetini ve sonuçlarını belirleyen biyobelirteçleri tanımlamak amacıyla tasarlandı.
PVP-Veri Yönetimi ve Analiz Birimi’ne liderlik eden ve çalışmanın Klinik ve Veri Koordinasyon Merkezi’nin başında bulunan Dr. Joann Diray Arce, “Bu çalışmanın, COVID-19 üzerine gerçekleştirilen en büyük ve en kapsamlı biyobelirteç çalışması olduğunu; bu çalışma kapsamında, halka açık bir kaynak oluşturmak amacıyla bir yıl boyunca binin üzerinde hastayı takip ettiklerini, 200 binden fazla numune topladıklarını ve bir milyardan fazla veri noktası elde ettiklerini” belirtti..
‘UZUN KOVİD’İN UYANDIRDIĞI VİRÜS
Araştırma ekibi, hastaneye yatıştan sonraki ilk 40 gün içinde hastalarda yeniden aktif hale gelen 11 virüs tespit etti; bunlar arasında en sık rastlananlar Epstein-Barr, herpes simpleks 1, sitomegalovirüs ve Anelloviridae virüsleriydi. Özellikle, genellikle nüfusun yaklaşık yüzde 90’ında latent (uyku) halde bulunan ve hakkında çok az bilgi sahibi olunan bir virüs ailesi olan Anelloviridae’nin yeniden aktifleşmesi, uzun süreli fiziksel engel ve “uzun COVID” (long COVID) ile belirgin bir şekilde ilişkilendirildi.
Boston Çocuk Hastanesi Hassas Aşılar Programı Direktörü Dr. Ofer Levy, “Dünya genelinde milyonlarca insan bu kronik rahatsızlıktan muzdarip olduğu için, uzun COVID ile olan bu ilişkinin ilginç bir bulgu olduğuna” dikkat çekti. Uzun COVID’in moleküler ve viral bağlantılarına dair yeni bilgiler edinmek, bu durumun daha iyi anlaşılmasının ve nihayetinde daha iyi teşhis ve tedavi yöntemlerinin geliştirilmesinin yolunu açabilir….
ŞAŞIRTICI YENİ MEKANİZMA
Hastalardan alınan kan örnekleri üzerinde yapılan bir analizde, Epstein-Barr ve sitomegalovirüsün bağışıklık sisteminin baskılanmasına değil, enflamasyona yanıt olarak aktive olduğu görüldü. Araştırmacılar bunun, kronik viral yeniden aktivasyonun esasen bağışıklık sisteminin baskılanmasının bir sonucu olduğu yönündeki yaygın görüşe meydan okuyan, şaşırtıcı ve yeni bir mekanizma olduğunu belirtiyor. Bu bulgu, yeniden aktivasyonların, bağışıklık sistemi normal işleyen bireylerde bile ağır hastalık sırasında ve artan sistemik enflamasyonla ilişkili olarak sıkça meydana geldiğini ortaya koymakta...
Araştırmacılar ayrıca, bulguların “kronik viral yeniden aktivasyonun esasen bağışıklık sisteminin baskılanmasının bir sonucu olduğu yönündeki yaygın görüşe meydan okuduğunu; yeniden aktivasyonların, bağışıklık sistemi normal işleyen bireylerde ağır hastalık sırasında ve artan sistemik enflamasyonla ilişkili olarak sıkça meydana geldiğini gösterdiğini” belirtiyor. Çalışma ayrıca, iyileşme döneminde viral yeniden aktivasyonun devam ettiğini ortaya koyuyor ve Anelloviridae ile uzun COVID arasında bir ilişki olduğunu bildiriyor.
BAŞKA PANDEMİLER İÇİN ÖĞRENMEK…
Levy, “Pek çok kişi artık COVID’i bir sorun olarak görmese de, 2025-2026 solunum yolu hastalıkları sezonunda 50 bine yakın Amerikalı COVID nedeniyle hayatını kaybetti ve bazı tahminlerin 10 milyondan fazla ABD’li yetişkinin uzun COVID’den muzdarip olduğunu gösterdiğine” dikkat çekti. Levy “Bu hastaların en iyi sonuçlarla iyileşmelerine yardımcı olmaları gerektiğini” belirterek sözlerine “Er ya da geç başka bir koronavirüs pandemisi yaşanabileceğini; daha hazırlıklı olabilmek adına COVID-19’dan çıkarabilecek tüm dersleri öğrenmenin gerektiği anlamına geldiğini” ekledi.
Bu çalışmanın sonraki aşamaları; etkili tedavileri belirlemek ve olası müdahaleler için en uygun zamanlamayı saptamak amacıyla, COVID-19 süresince bağışıklık sisteminin bu virüslere nasıl yanıt verdiğini ortaya koymayı hedefleyecektir.
Orijinal makale erişim sayfası: https://www.nature.com/articles/s41586-026-10740-z