Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın başına takılan taç ağırdır! Egemenliğinizi ABD emperyalistine mi vereceksiniz
İlkokuldaydım. Heybeliada’da Deniz Harp Okulu öğrencileri bir ağızdan söylüyorlardı:
“Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacaktır!”
Daha sonra Ada’dan kimin gitmesi gerektiğini iyice öğrendim. 1 Mayıs’ta Vatan Partisi’ni temsilen Kıbrıs’ta kürsüye çıktığımda seslendim: “Emperyalistler çeksin ellerini Kıbrıs’tan!”
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bu anlama gelmektedir. Bir ön cephedir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs’ta konuşlu Kolordu Komutanıyla, yaşamını bu uğurda kaybeden çok değerli komutanımız o zaman Korgeneral olan Eşref Bitlis’le söyleşi yaptığımda özellikle bunu vurgulamıştı: “Biz burada bir savunma gücüyüz!”
10 dakikalığına gittim saatlerce Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğini konuştuk. Kaderimiz birdir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş kahramanca ABD’de görüşmelerde direnirken İstanbul’da Tepebaşı Meydanı’nda nöbetteydik: “Dayan Denktaş! Birlikteyiz!”
Değerli Cumhurbaşkanım Lozan’da bizimle birlikteydi. Bütün dünyanın emperyalistlerine birlikte kahramanca meydan okuduk.
EMPERYALİST YALANA KIBRIS’TAN BAYRAK GÖSTERDİK
Talât Paşa Komitesi’yle birlikte Kıbrıs’ta yürüdük. Emperyalist bir yalana bir de oradan bayrak gösterdik. Denktaş FETÖ kalkışması sırasında Ergenekon tutuklamalarında yine yanımızdaydı.
Kıbrıs’ta saflar bellidir. Çok açık ve nettir. Bugün daha da derinleşmiştir. Dünyada çok kutuplu yeni bir düzen kurulmaktadır. Hem bölgemizde hem de dünyada büyük altüst oluşlar yaşanmaktadır. Hesaplaşmalar Doğu Akdeniz ve Karadeniz’de odaklanmıştır. Özellikle bu ülkelerin iç ve dış dengelerinde ve politikalarında da yeni saflaşmalar yaşanmaktadır. Türkiye bölgenin önemli hedef ülkelerinden biridir. Geçmiş devlet ve devrimler geleneğiyle, insan ve genç üretici birikimiyle, yeraltı ve yerüstü kaynakları ve güçlü silahlı kuvvetleriyle Yükselen Asya’nın kapısıdır.
EKONOMİDE VE HABERLEŞMEDE ÖNEMLİ BİR KAVŞAK
Türkiye-Rusya-Çin-İran (TRÇİ) ittifakı bu konumunu daha da tayin edici hale getirmiştir. Kıbrıs bu açıdan da sıradan bir ada değildir. Hele yeni bütün taşlar yerinden oynamış yeniden yerleşirken!
Doğu Akdeniz’in ticaret, enerji ve haberleşme yollarının, sualtı kablo güzergâhlarının da kritik kavşağıdır:
Avrupa, Asya ve Afrika’yı birbirine bağlayan bu kabloların çoğu Kıbrıs’ın çevresinden geçer. ABD, İsrail ve İngiltere’nin her bakımdan Güney Kıbrıs’ta konuşlanması boşuna değildir.
Tehlikeli bir hedef tahtasındadır.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki seçimler yalnız Türkiye, yavru vatan, anavatan açısından değil bütün Doğu Akdeniz’in ve Yükselen Asya’nın kaderinin belirlenmesi açısından önemliydi.
Yeni seçilen Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman bu sorumlulukları da omuzunda taşımaktadır.
FEDERASYON EŞİTLERİN BİRLİĞİ MİDİR
Başına takılan taç gerçekten ağırdır. Taç başı uslandırır, derler ya… Bir gerçekliği vardır.
Ülkenin Cumhurbaşkanısınız. Egemenliğinizi ABD’ye mi vereceksiniz. ABD’nin araçlarına mı… Federasyon olması demek ne demek? Eşitlerin birliği mi? Kim Yunanistan? Kim Güney Kıbrıs?
SADAKAYA MUHTAÇLAR
Güney Kıbrıs ve Yunanistan AB ve ABD sadakasına muhtaç ülkeler ne yazık ki… Avrupa’nın şımarık çocuğu denir oysa Yunanistan’a yakışmayan bir biçimde bir araç, bir oyuncak oldu.
Burada emperyalizmle karşı karşıyayız. Hem de yaralı ve can sorunu olan bir emperyalizmle…hem de çeşitli alanlarda karşı karşıyayız. Kumar mafyası, uyuşturucu mafyası, kara para mafyası, bahis mafyası, organ mafyası…
Ve üsler.
ADA PİMİ ÇEKİLMİŞ BOMBA
Adayı bir uçak gemisine çevirdiler. Pimi çekilmiş bir bomba. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin arkasındaki güçle hesaplaşmaları var. İçte ve dışta! Ezip geçecekler esas hedeflerine ulaşmak için. Türkiye’nin silahlı gücünün orda olması bir güvencedir. Yalnızca KKTC için değil, Güney Kıbrıs vatandaşları içinde bir güvencedir. Doğu Akdeniz ve Yükselen Asya için de bir güvencedir.
Elinize belki tutuşturacakları bir AB pasaportu... İkinci sınıf bile değil, efendileri izin vermez, 8. sınıf…
CANINIZDAN OLACAKSINIZ
Canınızdan, malınızdan, yurdunuzdan bir kez daha olacaksınız!
Bir umutla seçilmiş Cumhurbaşkanı olarak buna izin verecek misiniz!
KKTC’nin sofralarının şenlenmesi; bağlarının, bahçelerinin, tekstilinin, turizminin şenlenmesine bağlı…
Bir tavuk restoranı sahibi vardı Lefkoşa yakınlarında. Yaratıcı birçok çeşidi vardı o zamanlar… Erdoğan Bey miydi… Kahkahasıyla ünlü… Neşeli Kıbrıs’ın neşeli insanları… Sustu mu?? Kim susturdu??
YILANIN BAŞI KİM
Kendi kendine yeten bir Türkiye ve kendi ürettiğiyle zenginleşen bir KKTC’yi kim bu hale getirdi? İki ülkeyi de Ortaçağ karanlıklarına, Atlantik sisteminin kirliliğine sürüklemeye kim cesaret ediyor… Kim tecritle ve yaptırımlarla boğmaya çalışıyor? Yılanı başı kim?
Yanıtı çok açık değil mi…
CELLADIMIZA BOYUN MU EĞECEĞİZ
Emperyalizmin kanatlarının altına nasıl gireceğiz…
Celladımıza boyun mu eğeceğiz…
Bağımsızlığına düşkün bir milletiz.
Ezelden beri.
KKTC bağımsız bir devlet olacak.
Ve Türkiye’de güçlü bir iktidarla, güçlü ve kararlı bir iradeyle KKTC’yi bütün dünyaya tanıtacağız.
Denktaş’ın yanıtı: Şehitlerimiz egemendir Mezarlarımız egemendir
AKP Hükümeti’nin AB’den tarih alabilmek için Kıbrıs’ı ucuza terk ettiğini söyledi:
-“Egemenlik için mücadele, ‘Kıbrıs’ın meşru hükümetiyim’ diye diye tüm Kıbrıs’a sahip çıkmaya çalışan Rum tarafının tüm Kıbrıs’a sahip çıkma hakkı olmadığını gür sesle savunmakla, bu iddiada bulunanlarla masaya oturmamakla olur. -“Biz Türkiye’nin siyaseti nedeniyle devamlı surette masaya oturduk. Rum tarafı bizi ‘azınlık’ olarak yansıttı ve egemen olmadığımızı yaydı. Mecburen biz masaya oturdukça dünya bizi ‘meşru hükümetten haklar almak isteyen bir azınlık taraf’ olarak değerlendirdi.
-“Şimdi bakıyorum, Türkiye de bu değerlendirmeye katılıyor. Bunlar bizi üzüyor.
-“Malını mülkünü satamıyorsun, futbol oynayamıyorsun, bu ne biçim egemenlik’ demesi, kabul edilemez bir durum.
-“Kıbrıs elden gidiyor. Bu Türk ulusu için bir şey ifade etmez ise açıkça bunu TBMM’de bütün partilerden duymak istiyoruz. Bir parti iktidarda diye bizi egemen kabul edilmemeyi asla kabul edemeyiz. Şehitlerimiz egemendir. Mezarlarımız egemendir’
“Gücümüze gidiyor, üzülüyoruz, ağlıyoruz. Çok yazık ediyorlar. Sonrada ‘ah Girit’ dedikleri gibi Kıbrıs için ağlayacaklar ama çok geç olacak’
Türkiye ve KKTC önlemini alacaktır
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman çoğunlukla seçildi. Ancak Meclis’te çoğunluk değil. Federasyon kararı alma ihtimali yok.
Ayrıca KKTC Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda 14 Ekim 2025’te, daha önce komiteden geçen “Kıbrıs Sorununa İki Devletli Çözüm” konulu karar önerisi için oylama yapılmış ve oyçokluğu karar alınarak iki devletli çözüm önerisi kabul edilmişti.
Genel Kurul toplantısında konuşan KKTC Başbakanı Ünal Üstel, “KKTC’nin bir halkı ve bir devleti vardır” dedi ve federasyon görüşmelerinde Rumların tavizler verilmesine rağmen anlaşmaya yanaşmadıklarına dikkati çekti. Başbakan Üstel konuşmasında şunlara da işaret etti: “Avrupa’nın göbeğinde Bosna Hersek’te yaşananları hepimiz biliyoruz. BM Güvenlik Konseyi kararı olmamasına rağmen bugün yüze yakın ülke Bosna Hersek’i tanımaktadır. Gazze’deki ateşkesi biliyoruz. Yaklaşık 157 ülke Filistin’i BM kararı, Güvenlik Konseyi kararı olmadan tanımaktadır.”
“Kıbrıs Sorununa İki Devletli Çözüm” konulu kararda şu ifadeler yer alıyor: “KKTC’ye yönelik haksız siyasi, ekonomik ve sosyal izolasyonların kaldırılması için çalışılması, KKTC’nin uluslararası alanda tanınması ve tanıtılması yönündeki çabaların hızlandırılması, ‘iki devletli’ uzlaşının Kıbrıs’ta gerçek ve kalıcı barışın temelini teşkil ettiğinin uluslararası topluma anlatılması. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi, dünyadaki gelişmeleri ve değişmekte olan dengeleri göz önünde bulundurarak, birlik ve beraberlik içinde olunması, ana vatan Türkiye ile sıkı bir çalışma içine girilmesi halinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bir an önce bu hedeflere ulaşabileceğine inanmaktadır.”
Öneride, KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na (TDT) tam üyeliği de hedefler arasında yer alırken, Cumhuriyet Meclisi ve Kıbrıs Türk halkının, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Bağımsızlık benim karakterimdir” görüşüne bağlı olduğu vurgulandı.
24 Mayıs 2026’da milletvekili seçimleri yapılacak. Federasyon kararı, sıradan bir karar değil. Elbette, arkası gelecektir. 12 Ada ve kayalıkların sözü edilmeye başlandı bile. Türkiye kendi geleceği ve KKTC’nin geleceği açısından önlemlerini alacaktır.
Abdullah Gül: ‘Bir kasa portakal satamıyorsunuz ne egemenliği’
18 Nisan 2004’te AK Parti milletvekillerinin Antalya kampının son gününde gündem Kıbrıs sorunuydu. Annan Planı gündemdeydi. Toplantı sonrasında gazetecilere açıklama yapan Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Avrupa Birliği’nin Brüksel’deki hukuk bürosuna bir çalışma yaptırdıklarını belirterek, “Milletvekillerine bu raporu okudum. Rapor bizim lehimize unsurlar içeriyor.” dedi. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, basına kapalı toplantıda, milletvekillerine hitaben yaptığı konuşmada, Rumların müzakere süreci boyunca, “Türkiye’de demokrasi iyi işlemediği için içeride nasıl olsa birileri bu süreci durdurur. Denktaş, Türkiye’ye sözünü dinletir ve yine Türkiye çözüm istemeyen taraf olur.” düşüncesi içinde olduğunu söyledi.
Gül, planın kabul edilmesiyle Türklerin egemenliklerini kaybedeceklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Denktaş’ın plandaki egemenlik konusuyla ilgili şikayetlerini de “Hangi egemenlikten bahsediyorsunuz. Bir kasa portakal ihraç edemiyorsunuz, Ülkenizde uluslararası maç yapamıyorsunuz. Kimse sizi tanımıyor. Hangi egemenlik bu.” sözleriyle eleştirdi.
CHP’nin yanıtı: 46 bin ton portakal ihraç ettiler
Abdullah Gül’ün, KKTC’nin egemenliğini küçümsediğini de ifade eden Öymen, ‘’Egemenliği hafife almak Türkiye’ye düşmez.’’ diye konuştu. ‘’KKTC, bir sandık portakal bile ihraç edemiyor.’’ şeklindeki sözlerinin de gerçekle ilgisi olmadığını kaydederek, sadece 2003 yılında 10 milyon dolar tutarında 46 bin ton portakal ihraç edildiğini söyledi.
AKP milletvekillerinin Antalya kampının son gününde gündem Kıbrıs sorunuydu. Basına kapalı toplantıda Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, milletvekillerini Kıbrıs konusunda bilgilendirdi.
Toplantı sonrasında gazetecilere açıklama yapan Dışişleri Bakanı, derogasyonlar konusunda, Avrupa Birliği’nin Brüksel’deki hukuk bürosuna bir çalışma yaptırdıklarını belirterek, “Milletvekillerine bu raporu okudum. Rapor bizim lehimize unsurlar içeriyor” dedi.
‘EVET GELMEZSE İZOLASYON GELİR’
Gül, referandumda Rumların tavrına yönelik tahminini de açıkladı. Gül, Rumların ‘evet’ yönünde tercih kullanacağını belirterek, “Benim fikrim Rumların (evet) diyeceği yönünde. Aksi taktirde büyük bir izolasyonla karşı karşıya kalırlar ve bunu göze alamazlar.” diye konuştu.
Gül, İrlanda’daki Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları toplantısında 28 ülkenin dışişleri bakanıyla görüştüğünü belirterek aldığı izlenimin, referandumda “evet” diyen tarafın destekleneceği yönünde olduğunu söyledi.
Edinilen bilgiye göre, toplantıda, milletvekilleri Rumların “hayır” Türklerin “evet” demesi durumunda Türkiye’nin nasıl bir politika izleyeceği sorusunu sordu.
Gül, bu durumda iki aşamalı bir planı yürürlüğe koyacaklarını söyleyerek, “Bizim planımız ilk aşamada Kuzey’e yönelik ambargonun kaldırılması için çalışmak olacak. İkinci aşamada ise KKTC’nin tanınması için süreci başlatacağız.” dedi.
ABDULLAH GÜL, DENKTAŞ’A SERT ÇIKTI
Gül, basın kapalı toplantıda, Rumların müzakere süreci boyunca, “Türkiye’de demokrasi iyi işlemediği için içeride nasıl olsa birileri bu süreci durdurur.
Denktaş, Türkiye’ye sözünü dinletir ve yine Türkiye çözüm istemeyen taraf olur” düşüncesi içinde olduğunu söyledi.
Gül, planın kabul edilmesiyle Türklerin egemenliklerini kaybedeceklerini söyleyen Denktaş’a da “Hangi egemenlikten bahsediyorsunuz. Bir kasa portakal ihraç edemiyorsunuz. Ülkenizde uluslararası maç yapamıyorsunuz. Kimse sizi tanımıyor. Hangi egemenlik bu.” dedi.


